Kent-devlet, kent-insan

Devlet, kentlerin kalbinin attığı yerler olan ‘Meclis’lerde alınan kararları denetlemez ve muhalefet de görevini yapmazsa zaten yasaya filan da gerek yok…
Her kent kendi geleceğini planlar hale gelirse ‘nicolur’ halimiz bilmem artık.
Bursa yeni bir kimlik arayışında… 30-40 yıl önceden alınan tarlalar sitelere, sanayi bölgelerine, Türkiye’nin en büyük mahallelerine dönüşürken; Ankara denetleyebildi mi?
Bilen varsa beri gelsin…
2,5 milyon kişilik Bursa’nın çok değil 20 yıl sonrasını görebiliyor musunuz? Ben görüyorum. 4 milyonluk bir metropol…
Yerinden de yönetilse, uzaktan da yönetilse Bursa kimlikli bir kent olmalı. Ayaklarının üzerinde duran… Üniversite-sanayi işbirliğini başarmış, siyasi değil bilimsel kararlarla yönetilen bir kent… Avrupa Kenti, Osmanlı Kenti, Anadolu Kenti.. En çok da kendi olmalı kent.
Soluk alabilmeli… Neden turist gelmez oldu sanıyorsunuz. Kimliksizlikten! 
Kimliksiz kentlerde vurduğunuz yerden ses gelir… Sesi çıkmayanların hayıflandığı, cellatına aşık olan insandan farksız katili olursunuz Bursa’nın… Bilemediniz siz de yok olanın yanında, yardakçıysanız yandınız… Geleceğinizi bitirdiniz demektir.
Yanlış yönetimlerin elinde ‘Uludağ’ı düşünelim bir an.  ‘Uludağ Oteller Bölgesi’ni…
Sarıalan’ı…
Sararan yaprakları…
Kirazlıyayla’yı…
‘Apollon’ kelebeklerimizi…
Sahi 20 yıl dayanabilirler mi?
Kirazsız dallar!
Siyah İncir…
Ya teleferik…
AKP’nin Büyükşehir Belediyesi Bağımsız üyesi -muhalefet- Semih Pala, kent tellerine takılan sessiz yatırımların sesini her daim duyuruyor.
Bağır bağır bağırıyor…‘Kent kimliğinin’ geleceğinde iz bırakacak yanlışlara dur diyecek birilerini, ‘insanı’ arıyor…
Doğulu kafa ile Batılı kafayı karşılaştırıyor. Kısa vadeli düşünmekten çok, geleceği yanlışlara kurban etmemeye çalışıyor… Devleti devlet yapan niteliklere dikkat çekiyor. Sorguluyor, dikkatleri konunun üzerine çekiyor.
Şimdilerde yeni teleferik hattına takıldı… Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden çıkan karara göre; teleferik hattı üzerindeki istasyonlarda oteller, kafeteryalar,  güzellik, sağlık merkezleri, restoranlar, kongre ve kültür merkezleri bardak gibi mi sıralanacak yoksa Uludağ’ın elbisesine yakışır yatırımlar mı olacak? Bilmiyoruz… Maketini gören yok… Meclis üyeleri bile maketini görmemiş, projeden bihaberler… Pala da buna kızıyor.
Yatırıma karşı değilim. Mühim olan o doğal yapıya uygun ‘kimliğini koruyan kent’ yaratmaktır.
O zaman bende ısrarla diyorum ki; Belediye önce kentin göbeğinde kalan, arka sokaklardaki ucube, renksiz, dökük yıkık, düzensiz, plansız binalara el atsın.
Kentin gözbebeği olan merkez, kör olursa; kulaklar da sağır oluverir!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here