KIBRIS’TAN… AB Türkiye Raporu netleşti

Avrupa Birliğinin 9 Kasım’da kamuoyuna duyuracağı Türkiye İlerleme Raporu neredeyse netleşti.


Taslak üzerinde yapılan son değişiklikler, dünkü Papadopulos ve Chirac görüşmesinden de etkilenip tekrar değişikliğe uğrayabilir. Rapor bazı detaylar dışında genel anlamda bitirilmiş vaziyette.


Rapor bu hali ile Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti-Türkiye ilişkileri üzerine ipotek koymuyor. Yani ille de Türkiye’nin Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni belli bir tarihte tanımak gibi bir zorunluluğu raporda yer almıyor.


Buna karşın raporda Türkiye’nin, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti bayraklı gemi ve uçaklara uyguladığı yasaklamaların kaldırılması gerekir ifadesi var. Ancak bu ifadede yaptırım gene yok. 


Her ne kadar daha evvelden programlanmış bile olsa, zamanlaması 9 Kasım öncesine ayarlanmış olan Papadopulos’un Fransa ziyaretinin amacı, rapora müdahale edebilmek ve Rum taleplerinin rapora konmasını sağlamak.


Rumlar açısından bunu en kolay ve etkin bir şekilde gerçekleştirebilmenin yolu Fransa’nın kapısını çalmak ve Fransa’yı devreye sokmak. Nede olsa Fransa, AB içindeki güçlü “Siyasi Birlik” grubunun lideri.


Chirac ve Papadopulos dün Paris’te, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin başlaması ışığı altında ne yapabileceklerini görüştüler. Fransa büyük ölçüde Rum tezlerini destekliyor.


Kısa süre önce Türkiye tarafından, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin İhracat Denetim Örgütü’ne katılması önlenmesi ve Karadeniz İşbirliği Örgütü’nde gözlemci statüsü almasını veto etmesi de Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un bayağı canını sıktı.


Müzakere Çerçeve Belgesi içindeki 7. maddenin, Türkiye’yi AB üyesi bütün ülkelerle ve Birlik çerçevesinde olan bütün diğer örgütlerle işbirliği yapmaya zorladığı görüşünde olan Papadopulos, Türkiye’nin bu davranışını “Kara deftere” yazdırmayı amaçlıyor. Niyeti Türkiye’nin bu tür tüm benzeri olumsuz tavırlarını 2006’da müzakere masasına koymak ve müzakereleri çıkmaza sokmaya çabalamak. Tabi bunun arkasının da taviz koparmak olduğunu söylemeye gerek yok.


Papadopulos’un Chirac’la görüşmesinin bir diğer nedeni de, şu veya bu şekilde Fransa’nın da yardımları ile Kıbrıs sorununu BM şemsiyesi altından çıkarmak ve kendisinin de üyesi olduğu Avrupa Birliği içine çekerek nihai çözüme AB içinde ulaşmak.


Papadopulos’un iddiası Annan planında kabul edilemez noktaların bulunduğu ve soruna Avrupa Birliği nezdinde çözüm bulunması gerekli olduğudur. Endişesi de, BM çatısı altındaki bir çok üyenin, Kıbrıs sorununa kendi bakış açılarından değil Türkiye’nin gözlükleri ile bakacakları ve ilerleyen yıllarda Rumların bir çok yaptırım ile tavizlere zorlanacağıdır.


Zaten kendi felsefesi de, Şubat 2008 seçimlerine girerken, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni aldığı gibi, Türkleri ortak etmeden ve egemenliği Türklerle paylaşmadan devretmektir.
Bu sözlerini her fırsatta da dile getiren Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un, Şubat 20082de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, tavize açık her hangi bir anlaşmaya imza atmayacağına adım gibi eminim.


Bence önümüzdeki bu 3 yılda uygulayacağı taktik, Türkiye’den müzakereler boyunca Veto tehdidi ile tavizler koparmak ve karşılığında da Kıbrıs görüşmelerini çıkmaza sokmak.


Zaten artık adadaki gidiş, ortak bir “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” kurmak yerine, Güneyi AB üyesi, Kuzeyi de ABD etkisinde yana yana komşu iki devlet yaratmak yönünde. Bu gidişat artık iki kere iki kadar net ve açık.


_________


* Prof. Dr. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.