KIBRIS’TAN… Arestis davası Evkaf duvarına çarpacak

AİHM’nin Myra Xsenis Aresti davası ile ilgili kararı bence, AİHM’nin bir bahane yaratarak KKTC Mahkemelerini tanımak ve sayıları binleri aşan Kıbrıs’lı Rumların davalarından kurtulmak olarak da değerlendirilebilir.


Şimdi de VAKIFLAR (EVKAF) İdaresinin  Gazi Mağusa Mahkemesi’nden aldığı Maraş ile ilgili bir de karar çıktı ortaya. 


KKTC Vakıflar  İdaresi ve Abdullah Paşa Vakfı’nın, KKTC devleti aleyhine 2 Şubat 2002 tarihinde müştereken açmış oldukları 271/2000 sayılı dava sonucu, Salı günü sözlü olarak açıklandı.


İşin ilginç yanı kapalı Maraş’ın geriye kalan büyük bir kısmı da, geçmişte açılan 272/2000 sayılı dava sonucuna göre Lâlâ Mustafa Paşa Vakfı’na ait.
Hikaye yaklaşık 11 yıl önce başlar ve Maraş’ın içinde köhne bir binanın bodrum katında bin dokuz yüzlü yılların başlarına ait bir tomar koçan (Taşınmaz mal tapusu) bulunur. Bir tomar dediğime bakmayın tam bir tahta kasa dolusu koçan bulunur. Söz konusu koçanların Maraş’ta özel bir mülkün içinde bulunmasından, üstündeki yazıların Osmanlıca olmasından ve koçanların çok eski ve yıpranmış durumundan dolayı da önceleri pek önemsenmez ve bir kenara atılırlar. Mantık da doğrudur zaten. Bu koçanlar önemli olsalardı, Mağusa Tapu dairesinin özel korumalı odalarında (Strong Room) olurlardı. 


Sonraları birileri bu koçanların ne olduğunu merak eder ve Osmanlıca okuyabilen birisine bunları gösterir. Kıyamet de ondan sonra kopar. Bu koçanların üzerinde, mal sahibi bölümünde Abdullah Paşa Vakfı veya Lala Mustafa Paşa Vakfı yazmaktadır ve koçanlar da Maraş’ta bulunan taşınmaz mallara aittir.


Abdullah Paşa Vakfı,  Lala Mustafa Paşa Vakfı ve diğer tüm vakıflara ait taşınmaz mallarının idaresi daha Osmanlı döneminden Vakıflar İdaresine verildiğinden, Vakıflar İdaresi hemen bir araştırma başlatır. Bulunan koçanlardan yola çıkılarak, Mağusa Tapu dairesinde özel odada bulunan 1960 Kıbrıs Cumhuriyetine ait tüm kütükler tek tek taranır ve bu defa söz konusu Vakıflara ait tüm taşınmaz mallar tespit edilir. Mevcut Osmanlı dönemi şeriat yasalarına ve İngiliz sömürge dönemi Vakıf malları yasasına göre vakıflara ait malların satışı gerçekleşemeyeceğine göre nasıl olurda bu taşınmaz malların sahiplerinin Rum olduğunun  araştırmasına başlanır ve kütükler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda gerçek ortaya çıkar.   


Yapılan tespitlere göre kapalı Maraş’ın tümü ve Larnaka’nın yarısı Vakıf malıdır. Ve bu Osmanlı döneminde kurulmuş bir çok vakıfa ait taşınmaz mallar, söz konusu 1910-1930 yılları arasında, Ahkâmül Evkaf prensip­leri ihlal edilerek gayri yasal bir şekilde Rumların isimler­ine kaydedildiği tespit edilir ve Vakıflar İdaresi soluğu Gazimağusa Kaza Mahkemesinde alır.


Mağusa Kaza Mahkemesi’nde açılan 271/2000 ve 272/2000 sayılı davaların sonucunda, Lala Mustafa Paşa ve Abdullah Paşa Vakıflarına ait taşınmaz malların Ahkâmül Evkaf prensip­lerinin ihlal edilerek gayri yasal bir şekilde gasp edildikleri bulguları yapılarak, kapalı Maraş bölgesindeki taşınmaz­ların bir kısmının Lâlâ Mustafa Paşa, geriye kalan büyük bir kısmının da Abdullah Paşa Vakfı’na ait olduğu yönünde Gazimağusa Mahkemesi karar ver­ir.
Tüm bunlara ilaveten bir de, 1959 Londra ve Zürih anlaşmaları yapılırken Rauf  R. Denktaş’ın, gasp edilen Vakıf mallarıyla ilgili Kıbrıs Türk toplumunun  haklarının saklı olduğunu ve söz konusu malların geri alınması ve tazmini için gerekli çarelere başvurulacağına dâir şerhin anlaşma metin taslağına koydurmuş olması var.
AİHM’in, Aresti davasıyla ilgili kararını verirken, KKTC’deki iç yargı yollarının denenmesini ve KKTC Yüksek İdare Mahkemesine yapılacak itirazdan sonra ancak AİHM’nin davaları dikkate alabileceğini vurguluyor. 


AİHM’in Aresti davasında iç yargı yollarının tüketilmesi mantığı içerisine girdiği, Petros Kakulli davasında da KKTC’nin iç yargı yollarını tanıdığı beyanı var.
Şimdi ne olacak ben size söyleyeyim.


Myra Aresti ve Maraşlı arkadaşlarının açtıkları her dava, AİHM kararına göre önce KKTC mahkemelerine gelecek. Orada Vakıflar idaresi “Durun bakalım bu mal benim. Siz bunu yasal olmayan yollardan ele geçirdiniz” deyip karşı dava açacak ve malına tekrar sahip çıkmak isteyecek. Vakıflar İdaresi haklılığını kanıtlayabilirse, ki ben öyle sanıyorum, bu defa Vakıflar idaresi Bayan Myra’dan son 44 yılın tazminatını isteyecek ve malını mahkeme kararı ile tekrar sahiplenecek.


İşte o vakit mülkler konusunda Kıbrıs’ta yer yerinden oynayacak.


Meydana gelecek deprem bırakın 7.4 şiddetini, 27.4 şiddetinde olacak ve Kıbrıs konusunda tarafların pozisyonu hiç beklenmedik bir şekilde değişecek ve ters yüz olacak.


_________________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.