KIBRIS’TAN… Mutluson Güney’i titretiyor

Geçen sene Ekim ayında, Rum Hükümetinin olumsuz ve ırkçı tavırlarından dolayı yapacak başka bir seçeneği kalmayan Limasol-Piskopi’li Mustafa Arif Mutluson, istemeyerek ve geleceğe dönük her hangi bir siyasi plan yapmayarak son çare olarak sessizce kendisine ve eşine ait taşınmaz malları Rum Yönetiminden geri istemişti ve ilk raundu da Yüksek Mahkemeden,  mülkünün içinde oturan Kıbrıs’lı Rumun derhal söz konusu mülkü boşaltması yönünde  bir karar almayı başararak kazanmıştı.


Tabii Baş Savcı Solon Nikitas aldığı direktifle, Titina Loizidou davası ile elde edilen kazanımların her hangi bir şekilde zarar görmesine mani olmak ve Türklerin evlerinde oturan Kıbrıs’lı Rumların korkuya kapılmaması amacı ile hiç zaman kaybetmeden Yüksek Mahkemenin bu kararına itirazda bulundu.


Güney’deki Kıbrıs Türk malları konusu patlamaya hazır saatli bir bomba haline geldi. Bu saatli bombanın zamanından evvel patlaması ise an meselesi. Zaten zaman ayarı da 12 Ocak 2006. 


Bu tarihte Yüksek Mahkeme tek yargıçlı mahkemenin kararını temyiz başvurusunu görmeye başlayacak.


Çıkacak karar ne olursa olsun, bombayı patlatacak ve ortalıkta göz gözü görmeyecek.


Çıkacak karar sadece ve sadece 2 olasılıklı ve bu kararların ikisi de Rum Hükümetini zora sokacak. Yani tam, üstü bıyık altı sakal bir durum.


Birinci olasılığa göre Yüksek Mahkeme, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti   hükümetini Kıbrıslı Türk Mustafa Arif Mutluson’u tatmin etmek zorunda bırakacak, veya
İkinci olasılığa göre Mustafa Arif Mutluson kararı haksız bulacak ve AİHM’e başvuracak. M. A. Mutluson’un AİHM’de davasını kazanacağı yüzde yüz.


Her iki sonuçta Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti hükümetini zora sokacak ve Türk mülkleri konusunda çok önemli bir emsal oluşturacak. Rum hükümeti, ya malları iade edersin ya iade edersin çıkmazına girecek.


 Buna karşın banko altında da Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında yapıldığı iddia edilen onlarca taşınmaz malın satışı bulunduğu söyleniyor.


Güney Kıbrıs’ta Türk mallarının rutin olarak Kıbrıslı Rumlara satılmasının gelişme halinde olduğu ve artık bir sektör oluşturduğu iddiaları ayyuka çıkmış. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı  Türklerin, güney Kıbrıs’ta bulunan mallarını Kıbrıslı Rumlar’a avukat önünde yapılan anlaşmalarla sattıklarına dair iddialar var.


Kıbrıs (Rum) Hükümeti şimdilik buna izin vermez gözüküyor ve böylesi durumlarda Rum Tapu Dairesi işlem yapmıyor ve alım-satımlar yasal değil. Sadece karşılıklı güvene bağlı veya karşılıklı dolandırılmaya çok açık.


Resmi olarak Kıbrıs (Rum) Bakanlar Kurulu’nun önünde, tamı tamına Mustafa Arif Mutluson olayına benzer 43 konu bulunuyor.  Rum Bakanlar Kurulu, önünde bulunan ve güney Kıbrıs’taki tapulu mallarını geliştirmek isteyen Kıbrıslı Türkler’e ait bu 43 başvuruya herhangi bir şekilde izin vermiyor.


AB ise gözünü dört açmış, bu konuda insan hakları ihlalleri olursa hemen  müdahale etmek için hazırlık yapıyor.


 Kıbrıs (Rum) hükümetinin, gerek Kıbrıs yerel Mahkemeleri gerekse de Avrupa mahkemeleri tarafından çözüm getirmeye çağrılması kaçınılmazdır.


Kendi vatandaşları olduğunu iddia ettiği Kıbrıs’lı Türklerin, ellerinde bulunan yasal tapularına rağmen, mülklerine bile girmelerine izin vermeyen Kıbrıs (Rum) hükümeti, AB’nin tüm temel ilkelerine aykırı bu hareketinin hesabını çok yakında vermeye başlayacak ve büyük bir kaosa sürüklenecek. Yıllardır haksızca gasp ettiği ve kanunsuzca Kıbrıs’lı Rumlara dağıttığı Türk mallarını tazmin etmek veya geri vermek zorunda kalacak.


Bunun zamanı 2006’nın ilk yarısı ve  Mustafa Arif Mutluson’un fitilini ateşlediği saatli bomba, Tik-Tak Tik-Tak diyerek çalışmaya başladı.


_________________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.