KIBRIS’TAN… Perde arkası faaliyetleri

 


ABD hükümeti Kıbrıs konusundaki girişimlerinin temposunu gün geçtikçe arttırıyor.


Evvelki gün Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mat Bryza, Yunanistan’ın yeni Washington Büyükelçisi Aleksandro Malya için ABD Kongresi’nde düzenlediği bilgilendirme yemeğinde, Kıbrıs sorununda hareketlilik olduğundan bahsetti. 


Bu tabi resmi bir ağız. Hem de biraz fazla bir resmi ağız. Perde gerisindeki faaliyetler tam gaz devam ediyor.


Düşünülen ilk adım, önce Kıbrıs’ta yıllardır bir biri ile kanlı bıçaklı olan iki toplumun liderlerini bir şekilde bir araya getirebilmek ve resmi de olsa, sosyal de olsa yüz yüze bir iletişim başlatmak.


Papadopulos,  bu konuda kulağına bir şeyler fısıldandığı için bu gelişmeleri biliyor ve ABD’nin bu girişimini inkar etmiyor. Zaten “Hayır görüşmeyeceğim” demesi veya bundan kaçabilmesi olanaksız. Birleşmiş Milletler’in ve Kıbrıs konusu ile ilgili diğer devletlerin, Kıbrıs sorunuyla ilgili düşünceler yaptıklarını ve atılacak yumuşak adımları tespit ettiklerini biliyor ama daha bunların ne olduğunu, ne zaman, ne şiddette ve ne ölçüde ortaya konulacağını şimdilik bilmiyor.


Buna karşın Talat’da çok şey biliyor değil. Onun da gelişmelerin detayından ve özünden bilgisi yok. Sadece çiseleyen yağmurdan ve kara bulutlardan güçlü bir esintinin veya akımın gelmekte olduğunun farkında.


Gözüken bu güçlü esintinin Aralık içinde ortaya çıkacağıdır. İşaretler bunu gösteriyor.


Aralık ayı içinde, liderler arası bir görüşmenin başlangıç adımları atılacak ve tarih ile yer belli olacak gibi. Burada önemli olan Papadopulos’un ve Talat’ın neyi görüşecekleridir.


BM Genel Sekreteri’nin çiçeği burnunda Kıbrıs Özel Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz’in, Başkan Tasos Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında sosyal bir görüşme organize etmeye her an hazır olduğu açıklaması ve okları üstüne çekerek hedef şaşırtması, perde arkası faaliyetlerin hem mevcudiyetini ispatlıyor hem de yakında bir adımın atılmasının kesin olarak kararlaştırıldığını ortaya koyuyor.


Zaten CB Talat, bu tür girişimlere sempatik baktığını ve görüşmelere hazır olduğunu daha seçildiği ilk günden ortaya koymuştu. Verdiği beyanatlar  bu düşüncesinden halen vazgeçmediğini gösteriyor.


Buna karşın Tasos Papadopulos, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmeyi bir türlü kendisine yediremiyor ve ısrarla reddediyor. Kıbrıs müzakerelerinin başlaması için zamanın gelmediğine ve daha çok erken olduğu görüşünde.


Aslında haksız da değil. 28 Mayıs 2006’da Kıbrıs Rum Meclisi seçimleri, 17 Şubat 2008’de de Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Papadopulos DİKO’nun Genel Başkanı idi, Cumhurbaşkanı seçilince, Halk Oylaması ve Seçim yasası uyarınca tarafsız olması gerektiğinden görevi vekiline devretti. Devretmeye devretti ama fiilen partinin Genel Başkanı gene kendisi. Vekili emanetçi.


DIKO’nun Kıbrıs Rum Meclisinde şu anda 9 sandalyesi var. 27 Mayıs 2001 seçimlerinde %14.8 oranında oy almıştı.  Zaten Mecliste Rumlara ait toplam sandalye sayısı 56. Azınlık olarak Maronitlerin, Ermenilerin ve Latinlerin birer sandalyesi var. Bu sandalyelerin oy ve konuşma hakkı var ama, koalisyonda veya Hükümette yer almaları olanaksız. Türklerin ise 24 sandalyesi vardı. Bu sandalyeler 21 Aralık 1963 tarihinden beri boş durumda.


Siyasi olarak DIKO’nun Meclisteki gücü 9/56 veya yüzde 16 oranında.


Sorun zaten burada başlıyor. Papadopulos’un ısrarla görüşmelerden kaçması veya Talat ile görüşmek istememesinin nedeni, 28 Mayıs’ta yapılacak Milletvekilliği seçimlerinde partisinin oylarının aşağı düşmemesi.


DIKO aşırı milliyetçi bir parti. Azınlık olarak gördükleri Kıbrıs’lı Türklerin Cumhurbaşkanı olarak seçtikleri ama kendilerinin bir “Muhtar” olarak dahi kabul etmedikleri M.A. Talat ile yapacağı böylesi bir görüşme, ister resmi olsun isterse de sosyal içerikli, niçin Kıbrıs’ı bir Türk’ü muhatap aldı ve görüştü diye taraftarlarını çılgına çevirecek. Onlara göre Papadopulos’un muhatabı sadece ve sadece Başbakan Erdoğan veya Bush veya Chirac vs.


Papadopulos’un korkusu işte bu.


6 ay sonra yapılacak Milletvekilliği seçimlerinde oy kaybına uğramamak için, CB Talat’la görüşme yapmak istemiyor.


Mayıs seçimleri geçince bu defa 28 Şubat 2008 Cumhurbaşkanlığı seçimleri böyle bir görüşme yapmasına engel olacak.


Zaten TV’lere çıkıp Annan Planına “HAYIR” denmesini istemesinin nedeni “Ben teslim aldığım devleti, topluma indirgeyemem” felsefesiydi. Bu felsefesini Şubat 2008’e kadar sürdürmeye kararlı gözüküyor.


Boşuna Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş “Şubat 2008’e kadar bekleyeceğiz, Kıbrıs sorunu o güne kadar çözülmez ise başımızın çaresine bakacağız” demedi.


Gözüken köy kılavuz istemiyor. BM’nin ve ABD’nin perde arkası çalışmaları ancak bir yere kadar gidecek, sonra da Papadopulos’un “Milliyetçi felsefesine” toslayacak ve hız kesecek.


________________


Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.