KIBRIS’TAN… Rum tarafında ‘Federasyon’ savaşı

Başkanlık seçimleri yaklaştıkça, Rum tarafında sürdürülen, “Federal çözüm” konusundaki tartışmalar bayağı hararetlendi.


Sağcılar ve özellikle de, istifa edene kadar Papadopulos’un parti başkanı olduğu DIKO son günlerdeki iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm konusunda yapılan açıklamaların, Kıbrıs Rum toplumu adına Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki politikayı yürüten, Başkan Papadopulos’un güvenirliliğini sarsmayı amaçlayan açıklamalar olduğunu iddia etmeye başladı.
Papadopulos’un, suçlamalardan, yürüttüğü politikalardan ve 1950’lerden kalan kafa yapısı nedeni ile çıkmaza soktuğu Kıbrıs sorunundan dolayı yapılan saldırılarından bunaldığı kesin.
  
Federasyon konusunda her biri bir hava çalıyor.


Politikacı olmayan ve bir din adamı olan Başpiskopos Hrisostomos bile bu furyaya katılmış ve Federasyon konusunda inciler yumurtluyor.


Bırakın Hrisostomos’un, Kıbrıs sorununda DİKO’nun çizgisinin kendisini ifade ettiği iddiası ile herkesi bu çizgiye uymaya çağırmasını, kilise’nin uğraştığı tek siyasi boyutun Kıbrıs sorunu olduğunu açıkça söylemesi de, ne kadar politize olduğunu, kilise ile siyaseti nasıl birbirine karıştırdığını ve kiliseyi siyasete nasıl alet ettiğini ortaya koyuyor.


Hrisostomos’a göre Makarios döneminde Anadolu’dan gelen kardeşlerimiz daha gelmemişlermiş ve 1977 Makarios-Denktaş Doruk Antlaşması sonrasında Rum göçmenler evlerine geri döndükleri vakit her yerde Rum çoğunluğu gene sağlanacakmış. 
Üstelik, Kıbrıs’ın kuzeye bölgesine göç etmiş Kıbrıs’lı Türkler de Doruk Antlaşması sonrasında güneye döneceklerinden, kuzeydeki Türklerin sayısı da azalacak ve çoğunluk gene Rumlara geçekmiş. Bu nedenle Makarios bu antlaşmayı imzalamış.


Bu bilgileri alınca, elimdeki 30 yıllık, “1977 Makarios-Denktaş Doruk Antlaşması” fotoğrafına tekrar iyice baktım. Aslında bu kare, bana çok ilginç geldiği için hafızamda hiç güncelliğini kaybetmeden yıllardır hala daha durmakta.


Resmin sol tarafında Makarios, yüzü kameraya dönük ve gözleri kameraya bakar şekilde oturuyor. Makarios’un sol tarafında BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim oturuyor. Onun da yüzü kameraya dönük ama aşağıya doğru bakıyor. Waldheim’in sol tarafında da Rauf Denktaş oturuyor. Yüzünde neşeli bir gülümseme var ve yüzü kamera yerine daha da kendi soluna doğru dönük.


Bu resimde dikkatimi çeken ve hafızamda bozulmadan kalmasını sağlayan olgu Makarios’un yüz ifadesi. Makarios’un bu resimdeki yüz ifadesinde, 1950’li, 1960’lı ve 1970’li yılların mağrur Piskoposundan eser yok.


1 Ocak 1964 günü 1960 Kıbrıs Antlaşmalarını fesih ettiğini açıklarken çekilen fotoğraftaki Makarios’tan, 7 Ocak 1964 günü Dr. Fazıl Küçük ile Ateşkes Antlaşmasını imzalayan kudretli Makarios’tan ve 26 Haziran 1967 günü Kıbrıs Rum Meclisinde kabul edilen Enosis kararı alınırken çekilen fotoğraftaki “Kıbrıs Elenlerinin Kahramanı” Makarios’dan eser yoktu o fotoğrafta.
Makarios’un o gün çekilen fotoğraftaki yüz ifadesi, adeta, tüyleri yolunmuş, hüsran içindeki bir tavuğa benziyor.


1960 Kıbrıs anlaşmaları ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu ortağı olan Kıbrıs’lı Türkleri, soykırıma tabi tutup silah zoru ile hükümetten ve Kıbrıs’tan atıp, Elenlerin yüzyıllarca unutulmayacak bir kahramanı olarak tarihe geçmeyi hedeflerken, aniden olayların seyir değiştirmesi ile adanın tek hâkimi olmak yerine, adanın yarısını bir daha geri alamamak üzere kaybetmesi, Makarios’un yüzünü, tüyleri yolunmuş, hüsran içindeki bir tavuğa döndürmüş.


Zaten söz konusu doruk toplantısından sonra çok yaşamadı ve 1974 Barış Harekatı  nedeni ile yıkılan hayalleri sonrasında geçirdiği kalp krizinden dolayı 3 Ağustos 1977’de öldü.


Makarios’un altına imza attığı antlaşma, bağımsız, bağlantısız, iki bölgeli ve iki halklı bir Federasyonu öngörmekte, Garanti Anlaşmasını da kabul etmekteydi. Bu Federal devlette, bir merkezi hükümet, iki ayrı devlet ve iki ayrı bölge olacaktı. Papadopulos ve Kyprianou bu antlaşmayı “Taksime gidiştir” diyerek eleştirmişler ve  Makarios’un karşısına dikilmişlerdi.


1977’deki antlaşmayı  2002’ye kadar görüşür gibi yaparak zaman kazanmaktan başka hedef gütmeyen Rumlar şimdi seçimler nedeni ile “gelin federasyon konuşalım” diyorlar.


İstedikleri federasyon da, üniter Rum devletini hedefleyen, Türk askerinin ve Türkiye’den gelmiş kardeşlerimizin geri gideceği, Türkiye’nin garantörlüğünün ve fiili müdahale hakkının olmadığı bir Federal Devlet.


Nasıl olsa daha seçimlere 6 ay var ve bu iş iyice kızışacak. Seçim günü yaklaştıkça eteklerdeki taşlar ortaya dökülüp, suçlamalar artacak. O vakit Rumların neler istediklerini ve çözüm derken akıllarındaki Bizans oyunlarının neler olduğunu çok daha iyi anlayacağız.  


Nede olsa Bizans’ın torunları bu Rumlar. Dün “Ak” dediklerine bu gün rahatça “Kara” diyebilirler, ama “Kara” derken de “Ak’ı hedeflerler. 


_______________


* Prof. Dr.
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here