Kitap Kültürü (I)

Cumhuriyet Kitap Kulübü’nün kurucusu, Papirüs ve Yirmidört Yayınevi’nin sahibi  Oktay Şimşek’in, kitap üzerine oynanan oyunlar konusunda Birsen Altıner’e yaptığı açıklamaları insanın kanını donduracak boyutta.
Bu söyleşiyi Açık Gazete’deki Ayaküstü Sohbet Köşesinde herkesin okumasını tavsiye ederim.
Kültür katliamının hangi boyutlara geldiğini çıplak gözle görmeniz için bu söyleşi ilaç gibi gelecek sizlere.
Oktay Şimşek’i uzaktan dahi olsa tanımam.
Yayıncılarla uzaktan yakından fazlaca ilişkim olmamıştır. İki arkadaşım dışında.Her ikisi de gazetecilikten yayıncılığa geçtiler. Her ikisi de yayınevlerinin yayınladığı kitapların “bedavadan”tanıtımı açısından sırtlarını Hürriyet’e dayamış kişilerdi. Çıkan kitapları salla bir iki köşe yazarına.. Sonra telefon et “Abi yeni çıkan kitapları gönderdim Başka emriniz olursa beklerim” selamını çak.
Al sana bir tanıtım yazısı.
Böyle böyle kitaptan soğudu insanlar.
Gazete eki yetmezmşş gibi depoda kalan kitapları halka bedava verdiler ne idüğü belirsiz bazı sözde kitapcıkları gazete arasına sokup kapı altlarından attılar.
Halk iyice uzaklaştı kitapevleri reyonlarından.
Böyle böyle son derece tutarlı çizgi izleyen gerçek yayınevlerinin, gerçekten kültür hizmeti yapanların, bu amaçla yola çıkan insanların çanına ot tıkadılar. Soluksuz bıraktılar kültür elçilerini.
Sonunda kitaplar, alışveriş merkezlerinin detarjan satılan bölümlerinde  sanayi ürünü olarak halka sunuldu.
Böylelikle okur sayısı da dibe vurdu
Nitekim Oktay Şimşek ‘Nitelikli okur sayısının düşüşündeki en önemli etken Türkiye’deki değişimdir’ diyor. “Şimşek’e göre, büyük sermayenin Türkiye’nin yayıncılık sektörüne el atmış olması, kültür ürünü olan kitabın bir sanayi ürünü gibi algılanmasına yol açtı…” diye de ekliyor.
Adam otomobil parçacılığından gazete patronluğuna, oradan medya baronluğuna terfi etmişse, onun için kitabın herhangi bir oto parçasından, cam sileceği ya da  vites kutusu bilyasından farkı tabii ki olmaz.,
Adam ticaret adamı. Basın baronu ama aynı zamanda benzin istasyonları sahibi.
Kitabın kültür hizmeti olması onun için çok şey ifade etmiyor.
Nasıl ki bakkal, hipermarketlerin mezalimine uğradı, büyük sermaye de açgözlülük sonucu kitabevlerinin kapısına kilit vurulmasına neden oldu-olacak.
Kimileri kapandı bile.
Yayıevleri ve kitap evleri tek tek kenenk indiriyor, haberiniz ola.
Oysa devlet, hele hele soyal devlet iddiasında olanlar, okuma, kültür, kitap deyince derhal destekleme fonları kuruyorlar.
Halkın eğitilmesinde, kültür dizeyinin yükselmesinde en büyük etken olarak gördükleri kitap yayınlarının artmasını teşvik ediyorlar.
Bir yılda basılan kitap sayısının yüksekliği ile  övünüyorlar haklı olarak.
Otomobil değil, kültür, fikir ve düşünce üretiminin önemini vurgulamak için, kitap okuma alışkanlığıni yaygınlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ama hangi devlet yapıyor bunu?
(devam edecek)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here