Kıyıları korunamayan gölün suyu nasıl korunacak!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Son üç yıldır su kaybı devam eden Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı Eğirdir Gölü’nün koruma statüsü yeniden belirlendi. Göl aynası kesin korunacak alan ilan edilirken, kıyı kuşağındaki kullanım baskısı ise yasal statü kazanacak…

Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su gölü olan Isparta’daki Eğirdir Gölü’nün doğal sit alanı statüsü, Cumhurbaşkanı Kararı ile ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak ilan edildi. Gölün suyunun bulunduğu göl aynası olarak anılan kesim kesin korunacak alan olarak ayrılırken, göl kıyısındaki karasal alan ise 16 Kasım 2020 tarihinde iki ayrı statü ile ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ilan edilmişti. Son üç yıldır yoğun tarımsal su alımı ve kuraklık yüzünden kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalan Eğirdir Gölü’nde büyük su kaybı yaşanıyordu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ülke genelindeki mevcut doğal sit alanlarında özel şirketler eliyle yürütülen çalışmaların ardından aldığı statü değişikliği kararları ise korunan alanlarda kullanım baskısını artıracağı eleştirilerini de beraberinde getirdi.

Isparta’daki Eğirdir Gölü, Beyşehir Gölü’nün ardından Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı. İçme suyu rezervi olmasının yanında doğal sit olarak da koruma altında bulunan Eğirdir Gölü’ndeki kullanım baskısı ve kirlilik önlenemeyince 2012’de ayrıca bir yasal düzenleme yapılarak yalnızca bu alana özel ‘Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’ çıkarıldı.

TARIMSAL SULAMA İÇİN AŞIRI SU ALIMI GÖLÜN SU REJİMİNİ BOZDU

Ancak Eğirdir Gölü bütün bu yasal düzenlemelere karşın kötü yönetim nedeniyle korunamadı. Göl havzasında izin verilen mermer ve taş ocakları ile birbiri ardında inşa edilen göletlerin gölün su rejimini olumsuz etkilediğine işaret eden uzmanlar, tarımsal amaçlı aşırı su alımına ölçüsüzce devam edilmesinin de büyük bir yanlış olduğunu vurguluyor.

EĞİRDİR GÖLÜ TAMAMEN KURUYACAK MI?

Eğirdir Gölü son üç yıldır gözle görülür düzeyde bir su kaybı yaşıyor. Göl çevresinde yaşayan vatandaşlar suların çekilmesiyle ilgili görüntüleri sosyal medyadan paylaşarak yetkililerin önlem alması gerektiğine işaret ediyor. Ancak Eğirdir Gölü için yapılan açıklamalar ve vaatlerin dışında somut bir adım atılmaması yöre halkının tedirginliğini artırıyor. Akıllardaki soru, Eğirdir Gölü de tıpkı Akşehir ve Eber gölleri gibi kuruyup yok mu olacak?

GÖL AYNASI, KESİN KORUNACAK HASSAS ALAN İLAN EDİLDİ

Önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı kararları ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilen doğal alanlar arasında Eğirdir Gölü de yer aldı. ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ tanımı, daha önce 1., 2. ve 3. derece doğal sit alanı olan yerlerde yürütülen çalışmaların sonucu hazırlanan “Dört Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Raporlar” dayanılarak  ortaya konulan yeni bir koruma yaklaşımı.

KORUMA STATÜSÜ DEĞİŞİKLİKLERİ NE ANLAMA GELİYOR

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ihale yoluyla özel şirketlere verdiği çalışmanın ardından doğal sit alanları üç ayrı kategoriye ayrılarak yeniden tanımlanıyor. Buna göre daha önce 1. Derece doğal sit alanı olan yerler ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’, 2. Derece doğal sit alanı olan yerler ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı, 3. Derece doğal sit alanı olan yerler ise ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak ayrılarak tescil ediliyor.

GÖLÜN KIYI KUŞAĞI KONTROLLÜ KULLANIM ALANI OLARAK AYRILDI

Eğirdir Gölü için yapılan düzenlemeler ile koruma statüsünün yeniden belirlenmesi işlemleri de tamamlanmış oldu. Buna göre gölün aynası olan kesimi kesin korunacak alan olarak belirlenirken, Eğirdir ilçesi yerleşimi dışındaki alanda gölün kuşak halkası da Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak ayrıldı.

EKSİK VE HATALI RAPORLARLA DEVLET YANILTILIYOR ELEŞTİRİSİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yeterli uzman ve teknik personele sahip olmasına rağmen korunan alanların yeniden belirlenmesiyle ilgili çalışmaları özel sektöre yaptırması eleştiri konusu olmuştu. Bu eleştirilerin başında ise özel firmalar tarafından yetersiz personel eliyle hazırlanan raporlarda yer verilen, eksik, yanlış ve hatalı bilgilerle devletin yanıltıldığı iddiaları geliyor.

KORUNAN ALANLARLA İLGİLİ YÖNETMELİK YARGIYA TAŞINMIŞTI

Korunan alanlardaki statü değişiklikleriyle ilgili bir başka tartışma da Mart 2020’de çıkarılan ve bu alanların kullanımına ilişkin düzenlemeleri içeren yönetmelik. Türkiye Ormancılar Derneği’nin iptal edilmesi için yargıya taşıdığı ‘Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’, muğlak bir ifade olan ‘kamu yararı’ gerekçesine dayanılarak korunan alanlarda madencilik yapılabilmesine, kültür balıkçılığı ve rekreasyon amaçlı turistik tesisler yapılmasının önünü açıyor.

ALINAN KARARLAR EĞİRDİR GÖLÜNÜ KURTARMAYA YETECEK Mİ?

Eğirdir Gölü’nün büyük bir su kaybı yaşamasına rağmen koruma kuşağının kullanım baskısı yaratacak şekilde ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olarak ayrılması, göl aynasının hassas alan olarak korunmasına yetmeyeceği eleştirileri de gündemde.

DR. EROL KESİCİ: ‘YASALAR UYGULANIRSA BİR ANLAMI OLUR’

Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından biri olan Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölünün ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil ve ilan edilmesinin ancak yasalar uygulanırsa bir anlamı olduğunu dile getiriyor. Gölün çok ciddi sorunlar yaşadığını ve 1983 yılından itibaren çok sayıda yasal koruma statüsü bulunmasına karşın korunamadığına işaret eden Kesici, “Kesin Korunacak Hassas Alanlarda entegre tesisler ile maden işletmelerinin açılmasına ve gölleri temizleyen kıyı kenar çizgilerinin hiçbir koşulla işgal edilmemesine izin verilmemeli. Eğirdir Gölü Özel Hükümleri de esnekliğe izin verilmeden uygulanmalıdır. Milyonlarca yıllık geçmişe sahip olan doğal alanlarımızın, belirtilen ilkeler doğrultusunda ve koruma kullanma esasları göz ardı edilmeden, insanların ve canlıların yaşayabileceği yaşam ortamları olarak geleceğe taşınması gerekir” diye konuştu.

‘BİLİM DIŞI UYGULAMALARLA SULAK ALANLARIMIZ YOK OLDU’

Koruma ilkelerinin tavizsiz uygulanması gerektiğinin de altını çizen Dr. Erol Kesici, “Düşük yoğunluklu turizm ve yerleşime izin verilecek alanların belirleyicisi olan Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarının kesin korunacak alanla ilgili temel ilkeleri göz ardı edip yapılaşmanın önünü açması, geri dönüşümü mümkün olmayan doğa kayıplarına yol açabilir. Bugüne kadar çıkarılan koruma ilkelerinin bilim dışı uygulamalarıyla doğal sulak alanlarımızda yok oluşlar ve ekonomik kayıplar yaşandı. Temennimiz, yıllardır uygulanmayan doğal alanların korunmasıyla ilgili yasa ve yönetmeliklerin uygulanması” görüşünü dile getirdi.

Önceki haberYapılaşmaya uygun araziler orman dışına çıkarılacak!
Sonraki haberYaşamı savunan davaların giderleri hazineden ödensin!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.