KKTC Gerçeği ve KKTC Konusunda Bilmediklerimiz

Kıbrıs Türkü, her ne pahasına olursa olsun desteklenmesi gereken ve Kıbrıslı Rumların insafına terk edilmemesi gereken kardeşlerimiz olarak her zaman desteklenmiş ve ileride de desteklenmeye devam edilecektir. Bu gerçeklere karşın, Kıbrıs Türkleri içinde bazı kesimler ve siyasal oluşumların “Anavatan Türkiye” söyleminden, KKTC’de Türk askeri varlığından ve kendilerini Yavru Vatan olarak gören samimi duygularımızdan rahatsız olduğunu görmezlikten gelinemez.


Türkiye ile Kıbrıs Türkleri arasındaki ilişkilerin ekonomik ve siyasal boyutlarına kısaca göz attığımızda, iki ülkenin ne kadar iç içe geçmiş olduğu çok daha iyi anlaşılacaktır.


İhracatı Geliştirme Merkezi’nin KKTC Ofisi verilerine göre (http://www.igemekktc.org), 2006 yılı rakamlarına göre, KKTC’nin ithalatı 1.287.571.643 $’dır.  İhracat rakamlarına baktığımızda ise 65.021.788 $ ile karşılaşıyoruz. Bu durumda, KKTC’nin dış ticaret açığı, 1.222.549.855 $ olarak görülmektedir.


Öylesine bir ekonomi düşünün ki, 65 milyon dolar ihracat rakamına karşılık, 1.3 milyar dolara yakın ithalat yapmaktadır. Bu durum, ihracatın ithalatı karşılama oranının % 5 olduğunu göstermektedir.


Haksız izolasyonlar ve ambargolar nedeniyle KKTC ihracatının yaklaşık yarısı olan 30 milyon dolar ihracat Türkiye’ye yapılırken, ithalatın yaklaşık 900 milyon doları Türkiye’den yapılmaktadır.


KKTC, AB ülkelerine 9.7 milyon dolar ihracat yaparken, AB ülkelerinden 244 milyon dolar da ithalat yapmaktadır. AB ülkeleri açısından ihracatın ithalatı karşılama oranı ise % 4 rakamının altındadır. Uzak Doğu ülkelerine ihracat görünemezken, ithalat ise 82 milyon dolar dolaylarındadır.


Bu rakamlar göstermektedir ki, KKTC ekonomisi, tümüyle bağımlı bir ekonomidir. Yıllık 1.2 milyar dolar dış ticaret açığı ise büyük ölçüde Türkiye tarafından karşılanmaktadır.


KKTC ihracatında en büyük kalemler, 19 milyon dolar ile narenciye ve 16.5 milyon dolar ile süt ürünleri iken, ithalat kalemlerinin başında 144 milyon dolar ile taşıt araçları ve 134 milyon dolar ile yakıt ithalatı bulunmaktadır.


Böylesi bir ekonomik tablodan çıkan sonuç, KKTC’nin Türkiye’nin mali yardımları ile ayakta kalan bir ekonomi olmasıdır.  Buna karşın, KKTC’de kişi başına düşen Milli Gelir 12 bin dolar dolayındadır. Bu rakamın, Türkiye’den oldukça fazla olduğu görülebilir.
Bütün ülkelerin KKTC ekonomisine ambargo uyguladığı, KKTC ürünlerinin doğrudan ticaretinin engellendiği, KKTC’den doğrudan uçuşlarının gerçekleştirilemediği bir ortamda, tersi bir sonuç beklemek doğru olamazdı.


Ortalama ömür beklentisinin 70’in üzerinde olduğu ve okuma yazma oranın %100 olarak verildiği KKTC’de, ortaöğretimde öğretmen başına öğrenci sayısı 8 civarındadır. 7 hastanenin bulunduğu KKTC’de doktor başına düşen kişi sayısı 500’ün altındadır. Bin kişiye düşen araba sayısının 500’ün üzerinde olduğu KKTC’de, bin kişiye düşen mobil telefon sayısı da 1300’ün üstündedir. İşsizlik oranının % 2’nin altında olduğu KKTC’de asgari ücret ise 950 YTL’dir.


Yukarıdaki tablo, KKTC Devlet Planlama Örgütü rakamları ile ortaya konmuştur (http://www.igemekktc.org).
Ekonomik açıdan Türkiye’ye bağımlı olan KKTC, dünyada yalnızca Türkiye tarafından tanınan bağımsız bir ülkedir. Dünyada yalnızca Türkiye tarafından tanınmasına karşılık, dış politikada temsil edildiği bütün platformlarda da Türkiye tarafından desteklenmektedir.


KKTC’nin demokratik bir Anayasası, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, 10 Bakanlığı, 50 üyeli parlamentosu, parlamentoda temsil edilen 5 siyasi partisi, seçilmiş Belediye Başkanları, Anayasa Mahkemesi ve bağımsız mahkemeleri bulunmaktadır. KKTC’de 5 ilçede toplam 187 köy bulunmakta olup 2006’de ekonominin tahmini büyüme hızı % 8 olmuştur. KKTC orijinli 5 özel TV kanalı, 2 üniversite TV kanalı ve 10 radyo bulunan ülkede, 9 günlük gazete çıkarılmaktadır.


Görüldüğü gibi KKTC, çeyrek milyonluk nüfusuna karşılık çok iyi işleyen bir ekonomi ve demokratik bir ülke olarak varlığını sürdürmektedir.


Bütün bunlara karşın, KKTC’de özellikle öğretmen sendikaları başta olmak üzere Türkiye ile sıkı ilişkilerden rahatsız olan ve bu düşüncelerini seslendirmekten çekinmeyen azımsanmayacak bir kitle bulunmaktadır. Bazı günlük gazetelerde KKTC’deki TSK varlığına yönelik suçlayıcı yazılar ve haberlere de yer verildiği görülmektedir. Bu durumu anlamak için, bazı siyasal analizler yapmak ve KKTC gerçeklerinin korkmadan tartışılmasında yarar bulunmaktadır.


Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığım KKTC gerçeği, Türk insanınca çok iyi bilinmemesine karşılık, on binlerce Türkiye vatandaşı öğrencinin üniversitelerde eğitim gördüğü ülkede, öğrencilerin bütün bu gerçeklerden büyük ölçüde haberdar olduğu da söylenebilir.


KKTC, Türkiye açısından kapalı bir kutu görünümündedir. Bu kapalı kutunun içindeki bilinmeyenler, Türkiye’ye karşı gelişen haksız tepkilerin anlaşılması bakımından çok yararlı olabilir. KKTC siyasal, kültürel ve sosyal yaşamındaki bu bilinmeyenleri soğuk kanlı biçimde tartışmazsak, ileride telafi edilmesi güç sorunlar ile karşı karşıya kalabiliriz.


_______________


* Dr. Birol Ertan
Siyaset Bilimci



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here