KKTC’lilerin mutlu günleri

Başta KKTC başkan yardımcısı Serdar Denktaş, KKTC Londra Temsicisi (Büyükelçisi) Oya Tuncalı ve İngiltere Türk Dernekleri Konsey başkanı Aysın Yılmaz ile Türkiye’den İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu başkanı Timur Doğruyol, İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği başkanı Jale Özer Swailes de günlerce süren bu etkinliklere katılıp renk vermişlerdi. Ve gazetemiz OLAY’ın yönetimi ve diğer dernek ve kuruluşlar ve KKTC’li Türkler ve Türkiyeli Türkler ve her iki ülkenin ileri gelenleri ve dost ve tanıdıkları ve de yoğun kere yoğun türkülü, şarkılı eğlenceli etkinlikler…Bayram!

Aslında başlarken yazının başlığı için “KIBRIS TÜRKÜNÜN MUTLU GÜNLERİ” diyecektim, ama çok bilmiş birileri çıkıp ık-mık edecek, hatta “Türk” ne demek diye hem hesaplı ve hem de ahmakça sorular soracak diye vazge tim! Ve bu yüzden “KKTC’lilerin Mutlu Günleri” diyorum. Ki onlar kendilerine “Kıbrıs Türkü” diyorlar zaten.
Peki hak ediyorlar mı mutluluğu?
Elbet ediyorlar. Hem de yediden yetmişyediye herkes…
Peki, en çok kimler hak ediyor?

İşte burada biraz duralım. Çünkü bu önce bir iç soru hatta sorundur; sonra da emperyalist-kapitalist sistemin ya da sınıflı toplumların bilimsel gerçekliğini ifade eden genel soru ya da sorunu…(Ki,böylesi toplumlarda çözücü güç, sosyalizme yürüyen işçi sınıfı ve emekçi halkın örgütlülüğüdür. Nokta.)

Evet KKTC 30 yıldan beri ayaktadır. Üstelik, karma konumda da olsa, Türk varlığının daha öncesi de var bu Yeşilada’da ki, taa 1571’lerden başlar.
Ben Kıbrıslı Türklerin iki önemli çıkışını bugünkü gün gibi hatırlıyorum. İlki 20 Temmuz 1974’ün sabahındaki çıkışıydı, ötekisi de 15 Kasım 1983’ün gündüz vaktindeki açıklaması…İlkinde Ankara’daydım, T.C. başbakanı Bülent ECEVİT sabahın erken saatinde, “hükümetimiz Kıbrıs Türklerinin hakları için bir Barış Harekatı düzenlemiştir ve çıkarma harekatımız başarıyla sürmektedir” diye konuşuyordu TRT Ankara Televizyonundan. Öbüründeyse Londra’daydım ve bu sefer Kıbrıs Türk kesiminin lideri Rauf Denktaş,15 Kasım 1983 günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yi ilan ediyordu Kıbrıs Türkünün Büyük Millet Meclisi kürsüsünden.

Şimdilerdeki gençlerimizin çoğu o yaşamsal günleri hatılamıyor pek.
Ama eğer Ecevit hükümeti Barış Harekatı ile Kıbrıs’a askeri çıkarma yapmasaydı, Megalo İdeacı Grivas’ın ölümüyle boşalan makama geçen faşist Nikos Samson, Türklerin haklarını es geçip ENOSİS’i dayatan ama öte yandan daha çok Üçüncü Dünya ülkeleriyle iyi ilişkileri içinde olan Devlet başkanı konumundaki Papaz Makarios’a karşı darbe yapmaya kalkıştığında ne olurdu, düşünülmelidir. Çünkü Samson’un hedefi tüm Kıbrıs halklarının bel kemiği Komünist AKELL partisini dağıtmak ve Türkleri de imha etmekti. Elbet Samson’un bu faşist darbesini Yunanistan’da 1967 askeri darbesiyle iktidara gelen Albaylar Cuntası da destekliyordu. Üstelik Ecevit’in tam zamanında müdahalesi sadece faşist Samson iktidarını devirmedil, aynı zamanda Atina’daki Albaybaylar cuntasının da devrilmesine yol açtı. Ve Ada’da yeter miktarda toprak parçası çevrilerek sadece Türkler için vatan yapıldı. Ve de bu olay hem tarihsel bir olaydı ve hem de başta Sovyetler Birliği olmak üzere tüm ileri güçlerinin desteğini kazanmıştı dünya çapında.

Ve eğer Lider Rauf Denktaş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yani kısa adıyla KKTC’yi ilan etmeseydi, Rumlar “ Bu Türkler kuru gürültüdür, döner dolaşır bizim eteğimize yapışır” düşüncesiyle meseleyi oyalar, ilanihaye devletsiz bırakırlardı. Doğrusu yapılmıştır.
Ve o gün bugün diyor ki, KKTC’liler Rum kesimine, “ Gelin eşit haklarla iki uluslu federal Kıbrıs devletini beraber kuralım!”
(Emperyalistlerin hegemonyası dışında, yabancı üs ve askerlerden arındırılmış iki toplumlu, iki devletli bağımsız ve bağlatısız federal Kıbrıs neden yaratılamasın?)
Eh istemiyorlarsa kendileri bilir!
Yoksa Yeşilada’nın güneyi Atina, Kuzeyi Ankara yoluyla Amerika’ya bağlı değil mi? Ve bu gidişatın çıkar yol olmadığı gün gün ortaya çıkmıyor mu?
Yani, Kıbrıs Türkü de kendi dünyası için kendi başına da arayışa geçebilir diyoruz.
Ve aynı zamanda şimdiye kadar kazanılmış;
“KKTC’LİLERİN
MUTLU GÜNLERİ” ni de kutluyoruz.

__________________________

Abdullah Nihat Yılmaz
1 Aralık 2013
Londra.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.