Koklasana sıkıysa çiçek resmini…

Öyle kısa kuyruklarda bile bekleyemiyorsun artık,
bir tuşa bastın mı, sıra sana gelsin istiyorsun…
Yola çıktın mı bir an önce varmak istiyor dürtülerin…
kırları, bayırları es geçip, hedefe şak diye ulaşmak istiyorsun…
Tadına varmak hak getire, sen hedefe varmaklara şartlanmışsın artık…

bırak karadan harcanan saatleri, uçak yolculukları bile uzun geliyor sana…
şöyle bir bastın mı beğendi tuşuna, beğendiğin yerde oluvermek geliyor içinden…
Işınlanma talebine geldi yaslandı artık şuuraltın çünkü…
yapamayınca mutsuz oluyorsun…
Şuuaraltın bedenlenmeyince şuursuz oluyorsun…

Uzun uzun cümlelerle kendini ifade etmek ne sıkıcı,
telepatik olarak anlayıversin karşındaki seni diye bekliyorsun.
Anlayamadığında anlam veremiyorsun, daha ağırlık koymak istiyorsun bu defa karşındakine…
Oysa o da aynı dertten muzdarip… Al sana gerilime teşne zemin…
Al sana patlamalar…

140 kelimeyle dünyaları anlat istiyorsun, 141’inci kelime zul geliyor artık..
facebook ile insanlara ulaşıverdiğin gibi… öte alemlerdekilere de ulaşabil istiyorsun artık. Özlemine çare olamayınca sanal dünya, hayal kırıklığın hüzne dönüşüyor…
Işınlanamamak geriyor seni, zaman ve mekan içinde fır dönememek keza…
Birine like çektiğinde yanında olamamak, bir orman resmine like çektiğinde çam kokularını alamamak bilinçaltına işliyor, farkında değilsin…

Fiziksel ile astral seyahat arasında fark kalmasın istiyor şuuraltın,
Herkesle anlaşabilememenin sebebini anlayamıyorsun.
Hele hayal ettiğin şeyin, o an olamaması geriyor seni…
Alıştın ya, tek tuşla tuşlamayı hayatı, tek tuşla paylaşmayı beğendiklerini…
Beğendiğine sarılamamak sarmıyor artık seni…

Kitap okumalara oturuyorsun, 5 sayfa sonra, hala bitmeyince kitap, off demeye başlıyorsun.
sadece arka kapaklarla idare eder oldun,
herkes öyle oldu…
Ondandır hayatın yüzeysel yaşanmakları
ondandır derinlere inememeler.
Ondandır derin insan kalmaması çevrende…
ve ondandır seni başıboş kılan ilke muafiyetleri, hepsi yük artık ilkelerin…
Karaya oturtan sığlıklarda selamet…

Çünkü sen, daha çok sanal alemlerde yaşar oldun,
sanal dostluklar kurar, sanal çiviler çakar oldun hayata,
hele tepkilerin de sanal oldu mu,
ve bir de o sanal tepkilerle deşarj oluverdin mi,
dışardaki gerçek hayatı çekip alıveriyorlar altından…
Dımdızlak kalıveriyorsun yığınla gerçeklik arasında, dirençten, savunmadan muaf…
Ve delete edemediğin zaman virüsleri,
bir insert koyamadığın zaman, soluk aralarına,
Esc yapman zor…
Esiri oluveriyorsun seni tuş eden tuşların…

Sabır ve sebat öldü, beklemek yok artık… yaşasın anlık yaşamlar…
Peki yaşamalı mı yüzeysel sevgiler…
derini olamıyorsa, ne yaşasan kardır sığ sığ…

Hadi koklasana çiçek resmini,
dolasana elini sanal sevdanın saç tellerine,
sorsana ona gerçek ismini,
dokunsana sıkıysa ellerine…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight − two =