‘Köle değiliz’ diyerek eylem yapan 24 havalimanı işçisi tutuklandı

Gözaltı işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen 43 havalimanı işçisinden 24’ü tutuklandı, 19’u adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı.

2013 yılında ihalesi yapılan ve “Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesi” olarak tanıtılan 3. havalimanında kötü çalışma koşullarını protesto ettikleri için gözaltına alınan ve savcılık işlemlerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 28 işçiden 24’ü tutuklandı. 4’ü adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı.

Kötü çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla 14 Eylül’de eylem yapan 3. havalimanı işçileri, aynı gece koğuşları basılarak gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 400’den fazla işçiden bir kısmı emniyetteki sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Dün Gaziosmanpaşa (GOP) Adliyesi’ne getirilen işçilerin ifadesini almayan savcı, 43 işçiden 15’inin adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakılmasını istedi, 28 işçiyi ise tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti.

WHATSAPP GRUBU TUTUKLAMA TALEBİ GEREKÇESİ OLDU
İşçilerin, “Kamu malına zarar verme”, “Polise mukavemet”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “İş ve çalışma hürriyetinin ihlali” iddialarıyla tutuklanmaları istendi. Savcı Ali Özgilik, tutuklama talebine gerekçe olarak “işçilerin jandarma baskını sırasında slogan atarak kolluk kuvvetinin müdahalesine engel olmaya çalıştıklarını” ve “Grup Direniş” isimli WhatsApp grubu oluşturmalarını gösterdi.

Savcı, adli kontrol talebine ise “kuvvetli suç şüphesi”, “kaçma şüphesi”, “delilleri yok etme şüphesi”, “tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma şüphesi” iddialarını dayanak yaptı.

AİLELERE GÜVENLİK ENGELİ
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi için eylem yapan işçiler 4 gün gözaltında tutuldu. Gözaltına alınanlar arasında 2 günlük işçi de vardı aylarca çalışan da. 4 gün boyunca yakınlarının hangi karakolda tutulduğunu dahi öğrenemeyen aileler, gözaltındaki işçilerin dün öğlen saatlerinde adliyeye çıkarılacağını öğrenince soluğu GOP Adliyesi’nin önünde aldı. HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, Dilşad Canbaz Kaya ve Erkan Baş işçilere destek için adliye önüne geldi. Adliye önünde yalnızca aileler yoktu elbette. Çok sayıda sivil ve çevik kuvvet polisi ile jandarma görevlileri adliyeyi abluka altına aldı. Adliyenin her iki girişinde de birer toma ve akrep bekletildi. Güvenlik güçleri ailelerin adliye içine girmesini engelledi.

İŞÇİLER ADLİYEDEYKEN ŞANTİYEDE ARAMA YAPILDI
Jandarmanın sorgular sırasında işçilerin 3. havalimanı şantiye alanındaki yatakhanelerine girdiği ve arama yaptığı bilgisi geldi. Savcılık sorgusunun hemen öncesinde yapılan arama “tutuklama için delil üretme çabası mı” sorusunu akıllara getirdi.

24 İŞÇİ TUTUKLANDI, 19 İŞÇİ ADLİ KONTROLLE SERBEST BIRAKILDI
Sabah 7.15’ye ilk kararını açıklayan mahkeme, savcının adli kontrol şartıyla tahliyesini talep ettiği 15 işçi için aynı yönde karar verdi. Ardından verilen kararda ise tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edilen 28 işçiden 24’ünün tutuklanmasına, 4’ünün ise adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Tutuklanan işçilerin isimleri şöyle:

Akif Altınışık, Anıl Deniz Gider, Bilal Topcu, Birkan Topcu, Cihan Sarıbulak, Deniz Aslan, Fatih Mukan, Ferhat Uyar, Hasan Çetin, İlker Kurt, Mehmet Cemal Demir, Muhammet Yiğen, Murat Altuntaş, Musa Karakuş, Mustafa Atay, Özkan Özkanlı, Ramazan Gözel, Rıdvan Gönül, Selami Saribuğa, Servet Gözel, Teyip Kırğın, Uğur Karadaş, Yunus Özgür, Yusuf Yılmaz.

Gaziosmanpaşa 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama gerekçesi ise şöyle:

“Görevi yaptırmamak için direnme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, kamu malına zarar verme ve toplantı ve yürüyüşlere silahlı katılma, suçlarının vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin mevcut olduğu, delillerin henüz toplanmamış olması karşısında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden ayrı ayrı tutuklanmalarına…”

İŞÇİLER KARARA TEPKİ GÖSTERDİ
Karara tepki gösteren işçilerin sinir krizi geçirdiği bilgisi geldi. Avukatlar, işçilerin tutulduğu nezarethaneden bağrış ve kapıya, demire vurma sesleri geldiğini aktardı. Bir grup avukat, bilgi vermek için nezarethaneye geçti.

‘İŞ GÜVENLİĞİ YOK’
Adliye önündeki bekleyişte konuşma fırsatı bulduğumuz aileler olanlara anlam vermekte güçlük çekiyordu. Baba Süleyman Aslan, oğlunun 1 seneye yakındır havalimanı inşaatında çalıştığını anlattı. Oğlunun yaşadığı sıkıntıları aktaran baba Aslan, “Çok fazla pire olduğunu, yemekhanenin yemeğinin yenilemeyecek kadar kötü olduğunu söylüyordu. Servis için sabah saat 5.30’da yatakhane kapısına çıkarılıp saatlerce servis bekliyorlarmış. İş güvenliği yoktu” dedi.

GÖZALTINA ALINDIKLARI GÜN İŞTEN ÇIKARILMIŞLAR
Adını paylaşmak istemeyen bir işçi yakını da yatma yerlerinde tahta kurularının olduğunu anımsattı ve devam etti:

“Sabah 5.30-6’da işçiler dışarı çıkartılıp otobüs bekletiliyor. Saat 8’e kadar yağmur, çamur, kar demeksizin. Bir nevi zulüm yapılıyor. Bu zulme tepki gösterdikleri için de buradalar. Ustaların ve formenlerin yemekhaneleri işçilerinkinden farklı. Yemeklerini işçilerden ayrı yerlerde yiyorlarmış. Günde 16 saat çalıştırılıyorlar. Maaşlarının yarısı bankaya yatırılıyordu yarısı elden veriliyordu. Elden verdikleri zaman vergiden kaçırıyorlar. Gözaltına alındığı gün MAPA firması birçok işçiyi işten çıkarmış.”

‘SUÇ YOK, HAKLARINI SAVUNDULAR’
Hakkında tutuklama kararı verilen işçilerden İlker Kurt’un annesi Türkan Kurt oğlunun, havalimanı şantiyesinde 3 aydır çalıştığını, tahta kurusundan ve yemekhanenin uzaklığından yakındığını anlattı:

“Yemekhaneden gelen kadar gene acıkıyorum, yemekleri de iyi değil diyordu. Havalimanının açılış tarihinin yakın olması sebebiyle gece gündüz çalışıyordular. Her gün mesaiye kalıyordular. Cumartesi pazar günleri bile mesaiye gidiyorlardı. Mesai parası dahi verilmiyordu.”

Baba Alim Kurt ise şöyle konuştu:

“Haksızlıklara ses çıkardıkları için gözaltına alındılar, işlerinden oldular. Böyle adalet olmaz. Ben sesimi çıkardım diye illa işten mi atmak lazım. Dünyanın hiçbir yerinde çalıştığı için, hakkını aradığı için bir tutuklama yoktur olmamıştır. Neden sadece Türkiye’de bu böyle? Ortada bir suç yok. Haklarını savundular.”

‘ÇILGIN PROJEDE BİN KİŞİ ÖLDÜ’
Kardeşi Ömer Eren’in gözaltına alındığı haberini alır almaz Batman’dan İstanbul’a gelen İbrahim Eren, 4 gün boyunca karakol karakol dolaşıp kardeşini aramasına rağmen hiçbir bilgi alamadığını söyledi:

“4 gündür buradayım herhangi bir bilgi alamıyorum. Gitmediğim, aramadığım yer kalmadı. Aradığımda burada çok kişi var Ömer Eren listede yok diyorlar. Buraya da geldik adliyeye sokmuyorlar bizi. 3 aydır çalışıyordu kardeşim. Daha önce de havalimanında 1 sene çalışmıştı. Maaşları geç veriliyordu. 20 gün içinde 16 kişi öldü. Bu işçilerin hepsi onun için ayaklandı. Gözlerini korkutuyorlar ki bir daha kimse öyle bir şey yapmasın. Çılgın proje dediler. Çılgın projede bin kişi öldü. Ölenler medyada gösterilmedi saman altı edildi. Havalimanı inşaatında iş güvenliği yok. İnşaat başladığından beri bin tane insan öldü. 20 gün içinde 16 kişi öldü. Ama halen medya yalanlıyor.”

‘ARKALARINDA HAK ARAMA TALEBİNDEN BAŞKA BİR ŞEY YOK’

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunda dünyanın her yerinde işçilerin taleplerini dile getirdiğini ancak muhataplarının kolluk kuvvetleri değil işverenler olduğunu söyledi. Tanrıkulu, “Türkiye’de maalesef muhataplar bu gibi konularda da iş veren değil; güvenlik güçlerinin jopu, gazı ve gözaltısı oluyor. Niçin adliyede olduklarını hiç kimseye anlatamazlar. Doyurucu yemek, zamanında kalkan servis, insan sağlığına uygun bir kalacak ortam talep etmişler. Vergiden, primden, gün sayılarından kaçak olmayan dürüst bir ücret ödenmesini talep etmişler. Normal koşullarda hükümetin bu taleplerin takipçisi olması gerekir. İşçileri gözaltına alıyor ve arkasında başka bir şey arıyorlar. Arkadında hak arama talebi dışında bir şey yok. Haklı taleplerini dile getirmek için mutlaka arkalarında bir şey olması mı lazım? Bunun arkasında başka bir şey arayacağınıza doğrudan doğruya işçilerle konuşun. Bu ortamın sorumlusu siyasal tercihtir. Bu tercih de işçiden, emekçiden, yoksuldan yana değil ranttan, iş verenden ve kendi siyasal yandaşlarından yana bir tercih” diye konuştu. Cansu PİŞKİN/ EVRENSEL İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − 7 =