KOLİN: 6000 zeytinin ardındaki karanlık şirket

KOLİN: 6000 zeytinin ardındaki karanlık şirket

0
PAYLAŞ

Antik çağlardan beri kutsal olduğuna inanılan zeytin ağacı Yunan mitolojisinde Athena’nın bir armağanıdır. Olimpiyatları kazanan atletlere de zeytin dalından bir taç takma adeti vardı. Hz. isa’nın zeytin ağacından yapılan bir haç üzerinde çarmıha gerildiğine inanılır. İslamiyette de yeri olan zeytin, dünyanın ekseni olarak kabul edildiğinden olsa gerek iftarı zeytin ile açmak gelenekselleşmiştir. Hz. Davud da kaçarken zeytinliklere sığınmış, o zeytinlikler sayesinde kurtulmuştur.

Bunların dışında en bilineni Nuh peygamberin hikayesidir. Nuh peygamber gemisiyle yol alırken fırtınanın durduğunu görür ama uçsuz bucaksız denizde hiçbir kara gözükmemektedir. Nuh peygamber gemisndeki güvercinlerden beyaz olan bir tanesini seçer ve kara aramaya gönderir. Beyaz kuş, merakla bekleyen Nuh peygambere ağızında taşıdığı zeytin dalıyla gelerek hayatı müjdeler.

Özellikle Ege bölgemizde sıklıkla gördüğümüz bir ağaç türüdür zeytin. Dünyanın bir numaralı yağı ve sofra ürünleri kalitesinde olmasına karşın yeterince bilimsel üretim yapılmadığından dünya pazarının zirvesine çıkmayı henüz basamamıştır.

Ancak adını son 10 yılda sıkça duymaya başladığımız KOLİN İNŞAAT sayesinde tüm dünya Ege bölgemizin zeytinliklerini öğrenmiş oldu. Hükümetin bu sevgili yavru şirketine ülke tanıtım ödülü dahi verilmesi düşünülebilir.

KOLİN İNŞAAT aslında durduk yerden mi çıkmıştır diye sorabililirsiniz. Evet durduk yerden çıkmıştır. AKP iktidarının parlayan şirketlerinden sadece biridir. Sadece büyüklüğü yüzünden göze batmaktadır. Yıllık cirosunun 2 milyar Amerikan Doları olduğu iddia edilen bu şirket ne yazık ki vergi rekormeni olmayı henüz başaramamış.

KOLİN İNŞAAT’in sahiplerinden Celal Koloğlu 2007 yılında akaryakıt kaçakçılığı iddiasıyla göz altına alındı. Söz konusu İddia, Koloğlu’nun “çakma akaryakıt” ürettiği üzerineydi. Haber günlerce gazetelerde yer alınca şirket adını iyiden iyiye duyurmayı başarmış oldu.

Celal Koloğlu, telefon kayıtlarıyla ortaya çıkan skandal tapelerde halkımızın en çok beğendiği kasetlerden birinin de baş aktörlerinden biri oluverdi. Kendisi Mehmet Cengiz ile yaptığı sohbette Mehmet Cengiz’in “ Bu milletin a…. koyacağız” arzusuna “İnşallah, İnşallah…” diyerek karşılık vererek milletimizin gönlündeki yerini de garantilemişti.

Aynı tapelerde zamanın Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım’ın “özel ricası” ile Sabah-ATV medya gurubunun havuzuna 100 milyon Amerikan Doları ödediği için serzenişte bulunsa da pekçok ihaleyi tepeden inme almayı da garantilemişti.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hizmetleri için “taktir Belgesi” ile ödüllendirilen KOLİN İNŞAAT enerji santralları yapmak için Karadeniz ormanlarını yerlebir etmişti ancak bunlar medya’da fazla yer almadı. Ne de olsa medya artık kendi medyasıydı ve “ne isterse onu yazmakta özgürdü”.

Afganistan’da yol yapma, Afrika ve Rusya inşaat işleri ve Amerikalılar için askeri üs inşaatları ihaleleri ile meşgul olan KOLİN İNŞAAT bir de Çanakkale İlahiyat Fakültesi, 3. köprü ortaklığı vs gibi işleri de üstlenmişti. Ama tabii ki bunlar yeterli olamazdı.

KOLİN İNŞAAT büyük seviyordu. Büyük işler almalıydı. Manisa’nın Yırca Mahallesinde kendilerine tam 490 dönümlük arazi Termik santral yapılmak üzere verildi. Tabii ki termik santral yapmak, enerji işine girmek “yağlı yatırım”dı KOLİN İNŞAAT için.

Santralın yeri de gayet iyiydi. Yırca mahallesi 301 madencimizin mezarı olan Soma’ya bağlıydı. Kömür de derya gibiydi yerin altında. Peki sorun yok muydu ? Alt tarafı birkaç yüz köylü, toprak sahibi ve 6000 zeytin ağacının biraz can sıkıyordu ama KOLİN İNŞAAT geçmiş deneyimlerinden onlarla nasıl bas edeceğini çok iyi biliyordu. Ya da öyle sanmıştı. Ancak Yırca kuşu’nun etinin kolay yenmeyeceğini kısa sürede anladılar

Termik santralı ilk kurmaya karar verdiklerinde köylüleri ikna etmeyi başaramayan KOLİN İNŞAAT zorla güzellik yapmaya kalktı. İlk olarak özel güvenlik gücü kurarak halka baskı yapsa da o da sonuç vermedi. Sonunda büyük abilerden yardım isteyerek 2942 sayılı kamulaştırma kanunu’nu gerekçe göstererek tüm arazi köylülerin elinden alındı.

2942 sayılı kamulaştırma kanunu sadece savaş ve doğal afet durumlarında kullanılması gereken bir maddeyken tüm anayasal hukuk yerler altına alına alınarak bir günde 6000 zeytin ağacı katledildi. Köylüler dövüldü. Halkın Jandarması halka saldırtıldı. Özel güvenlikçiler gaz bombası kullanma curretini dahi göstererek Emin Özkilinç isimli köylümüzü fişekle başından vurarak yaraladı. Bazı köylüler plastik kelepçelerle bağlanıp depolara hapsedildi. Greenpeace üyelerine tekme tokat saldırılar yapıldı.

Müz cumhuriyetlerinde bile eşi benzeri görülmeyecek manzalar ne yazık ki daha yeni 301 şehid verdiğimiz Somada gerçekleşiyordu. Yırca halkı için sadece iki seçenek kaldı. Ya madene karşı mücadele edip ellerindeki toprağı tazminatıyla geri alacaklar ya da KOLİN İNŞAAT’in madenin’de köle olarak çalışacaklar.

BİR CEVAP BIRAK

thirteen − four =