Şükran mı hüsran mı?

Aşağıdaki yazıyı 2008 yılında yazmıştım. Bahsettiğim konu daha da kötüleşerek gündemdeki yerini koruduğundan siz değerli okurlarla yazımı tekrar paylaşmak istedim

34 yιl önce, 1974 tarihinde Türkiye Kιbrιs’a 1960 Garantörlük Anlaşmalarι haklarιnι kullanarak bir “Barιş Harekâtι” yaptι. 34 yιl sonra bu harekâtin yapιldιğι gün olan 20 Temmuzda “şükran” belirtmek için türlü etkinlikler düzenleniyor. Gerek Kιbrιs’ta gerek yaşadιğιmιz ülke İngiltere’de, gerekse Avustralya v.s. gibi Kιbrιslιtürklerin yoğun olarak yaşadιklarι ülkelerde. Her yιl 20 Temmuzda Türkiye Başbakanι veya Cumhurbaşkanι, veya Meclis Başkanι veya hepsi KKTC’ye akιn eder ve bu önemli günde Kιbrιslιtürk siyasileri ile günün ‘anlam ve ehemmiyetini’ belirten kokteyllere katιlιrlar! Bu yιl da öyle oldu. Başbakan Erdoğan partisinin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu krize rağmen çιkιp KKTC’ye gitti.

KKTC Londra Temsilciliğinden “Türkiye Büyükelçiliğine şükran ziyareti” davetini içeren e-postayι alιnca çabucak okuduktan sonra derneğimin komite üyelerine forward yapιp sildim. Üzerinde pek düşünmedim. Katιlmayι ise hiç. Çünkü böyle bir ziyarete katιlmak kendime karşι dürüst bir tavιr olmayacaktι. Kιbrιslιtürklerin içinde bulunduğu çιkmaza bakarak kime, nasιl şükran belirtebilirim ki? Bu en azιndan benim için büyük bir riyakârlιk iki yüzlülük, çifte standard olurdu.

Kadιn olsam bu günlerde adιmιn Şükran olmasιnι hiç istemezdim doğrusu. Çünkü bugünlerde bu söz bende çok olumsuz hisler çağrιştιrιyor. Bugünlerde bu sözü duymaktan tiksiniyorum, utanιyorum.

20 Temmuz 1974 Harekâtιnι gerektiren darbe Kιbrιslιrumlar tarafιndan 15 Temmuzda yapιldι. Ve Türkiye Cumhuriyeti ABD’nin rιzasιyla yapmasι gerekeni yaptι, ve önceleri özellikle faşist EOKA karşιtlarι Kιbrιslιrumlar da dahil tüm dünyanιn desteğini aldι. Harekât Yunanistan’daki askeri juntanιn da sonu oldu.

Sanιrιm dünyanιn hiçbir yerinde aynι topraklar üzerinde yaşayan halklar aynι günü böyle zιt duygularla kutlamιyorlar. Bizim için “kutlama, şükran” günü olan 20 Temmuz, adanιn diğer halkι için bir matem havasιnda kutlanιyor. Belki de Türkiye asayişi sağladιktan, ve çιkarlarι için gerekli limanι elde ettikten birkaç ay içerisinde adada belirli sayιda asker bιrakιp gitseydi adanιn iki halkι da bu günü aynι duygularla kutlardι. Belki de.

Normal şartlarda şükran duygusu çok güzel bir duygu. Hem o duyguyu duyanlar hem de o duyguyu yaşatanlar için. Ama bugünkü şartlar hiç de normal değil. Bu duyguyu her Kιbrιslιtürk gibi ben de 1974 yιlιnda yaşadιm. Hem de çok heyecanlι bir şekilde. 1974 Ağustos ayιnda ikinci harekâtιn yapιlacaği günü radyolarιmιzιn başιnda büyük bir heyecan ve arzu ile bekledik. Çünkü Rum ve Yunanlι çapulcu sürüsü birçok köy ve kasabalarιmιzι almιşlar, birçok masum Kιbrιslιtürkü katletmişlerdi. Onlar kurtulmayι bekliyorlardι. Lefke’de yakιn aile fertlerimden birçok kişi de. Ve kurtuldular. Kahraman Anadolu çocuklarι tarafιndan. İşte benim, bizim onlara şükran borcumuz var asιl. O tarihten itibaren beceriksiz, korkak bir siyaset güden Türkiye, KKTC politikacιlarιna değil.

Herşey muhakkak 1974 tarihinde başlamadι. Dünyaya bunu anlatamadιk. Gelip geçen beceriksiz, sandalye düşkünü politikacιlar bunu yapamadιlar. Kιbrιslιtürkler 1958lerden beri acι cekiyorlar. Abluka altιnda, taş dolu ekmek yediğimiz günleri unutmak mümkün mü? Hele Lefke’de UN (Birleşmiş Milletler Barιş Gücü) askerlerinin araçlarιnι görüp de un geldiğini sanarak sokaklara dökülen insanlarι? Kιzιl güneşin altιnda Mağusa Kapιsιnda yoklanmak için beklediğimiz günler de yaşadιk. Cephede vurulan ve kolu katlanmayan yeğenimin bunu Rum Muhafιz Gücü askerlerine belli etmemek için üstüste sigara içtiği halâ gözlerimin önünde.

Önceleri hissedilen şükran duygusunu hüsrana çeviren birçok faktörler vardιr. 1974 yιlιndan beri tanιnmamιşlιğιmιzι bahane ederek Türkiye’nin yardιmιna muhtaç yasadιk. Halâ da o şekilde yaşιyoruz. Halbuki tüm zorluklara rağmen olanaklarιmιz vardι bizim de. Kullanmadιk. Daha doğrusu kişisel çιkar uğruna bu olanaklar harcandι, eşe dosta, partiliye dağιtιldι. Leymosunda iki üç ev bιrakιp Kuzeye geçtiğinde Kazafanada yιllarca İngiliz ev sahibinin evinde kiracι olarak oturanlar varken Lefkoşa’da, Mağusa’da evi olanlar ve Güneyde hiçbir mal kaybι olmayanlara saray gibi evler verildi Girne’de, Omorfoda, başka yerlerde. ‘Bankazade’ sözcüğünü de duyduk ilk kez Kιbrιs’ta. Ve o barιşçι, pasif, aşιrι tolerans sahibi Kιbrιslιtürklerin Meclisi bastιğιnι okuduk basιndan. Kimileri ganimet içinde gömülü iken aç, susuz, evsiz barksιz genç kişiler bir zamanlar Ahmet Becerikli ve arkadaşlarιnιn halkι mest ettikleri Kuğulu Parkta “TMT, MÜCAHİT DİYE DİYE, BANA KALDI BURASI HEDİYE” diye pankart açιp açlιk grevi yaptιlar. Particilik, torpil aldι başιnι yürüdü. Bu tür örneklerle dolu bir yazι bir yιllιk bir dizi olur. Herkesin bildiği, gördüğü şeyleri tekrarlamanιn anlamι yok. Ama Kιbrιslιtürkler tüm bu gerçeklerle boğuşurken birçoklarιmιzιn duygularιnιn ‘şükran’ değil ‘hüsran’ olduğunu anlayabilmek çok kolay bence.

Kιbrιs’ta heriki halkιn da gözardι ettiği bir şey var. Kιbrιs’taki olaylardan heriki halk da etkilendi. Heriki halk da sevdiklerini kaybetti. Heriki halk çocuklarι, kadιnlarι, yaşlιlarι toplu mezarlardan çιktι. Adamιza barιş heriki halkιn da bu gerçeği anladιğι ve birbirbirine saygι ve anlayιş ve toleransla yaklaştιğι zaman gerçekleşecek.

Kιbrιs tradejisinin gerçek kahramanlarι da var. Bunlar Sevgül Uludağ’ιn İncisini Kaybeden İstiridyeler” kιtabιnda bahsedilen Kιbrιslιlardιr. Bunlar Hristoforos Skarparis’in “Ruhumuzun Gölgesi “ başlιklι şiir kitabιnda bahsettigi “O acι yazιn yüreğinde, yιkιntιlar arasιnda yaralanmιş, dolaşιp duran sevecen gençliklerini bιrakan” kahraman insanlardιr. Bunlar tüm yaşadιklarι insanlιk dιşι drama rağmen yürekleri barιş, kardeşlik duygularι ile dolu yüce insanlardιr. Bu tür insanlar varoldukça herzaman için barιş umudu canlι kalacaktιr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen + 7 =