Kürtler 2. turda AKP’ye oy verecek mi?

Cumhurbaşkanlığı yarışının en genç ismi HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş, Türkiye’deki Kürt siyasetinin evrildiği yeni çizginin en kuvvetli temsilcilerinden biri. Adaylığının hükümetin ciddi itirazlarına rağmen ilan edildiği yönündeki söylentiler Ankara kulislerini epey meşgul etti. Kendi ismi üzerinden üretilen hikâyeleri fazlaca önemsemiyor. Adaylığının hükümetin Çankaya’ya göndermek istediği ismin otoriter bir liderlik hesabı içinde olması nedeniyle doğduğunu anlatıyor. Daha önemlisi adaylığının Kürtlerin Türkiye’de bir arada yaşama isteğinin bir göstergesi olduğunu söylüyor. Ötekileştirilmiş bir kimliğin devletin en yüksek makamına talip olmasının bütün ezilen kimlikler için bir moral olacağına inanıyor. Her bölgeden, özellikle kadınlardan ve gençlerden oy istiyor. Çıtayı yüksek tutuyor; 2015’te anamuhalefete, 2019’da iktidara talibiz.

O röportajdan dikkat çeken soru ve yanıtlar şöyle;

YÜZDE 50 +1 ALAYIM YETER

– Tabii ki her adayın kazanma iddiası vardır. Ama bir yandan rakamlar da ortada. Kamuoyu araştırmaları sizin yüzde 10’nun üzerine çıkabileceğinizi gösteriyor. Sizin ilk tur için gerçekçi beklentiniz yüzde kaç oy? Ekmeleddin Bey mesela yüzde 55 alacağını iddia ediyor.

– Ben çok daha mütevazıyım. Yüzde 50 artı 1 alayım yeter diyorum. Bütün kampanya boyunca savunacağım ilkelerin Türkiye genelinde desteklenmesini çok önemsiyoruz. Ne kadar oy alacağım kadar nerelerden oy alacağım da çok önemli olacak. Hedefimiz Karadeniz’den de, Akdeniz’den de, İç Anadolu’dan, Trakya’dan da yeteri kadar oy alabilmektir. Seçilememe ihtimali her aday için geçerlidir. Seçilemesem bile bu düşüncelerin toplumda küçümsenmeyecek bir destek gördüğünü göstermek istiyoruz.

2015’TE ANAMUHALEFETE 2019’DA İKTİDARA TALİBİZ
– Bugüne kadar partiniz yüzde 10’luk ülke barajını aşamadı. Eğer siz aday olarak Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 10’nun üzerine çıkarsanız bunun Türkiye siyasetine yansıması nasıl olur?

– Bir defa barajı anlamsız kılacak. Hükümetin baraj konusunda ısrar etmesinin bir anlamı kalmayacak, hatta belki de hükümet resmen barajı düşürmeyi kabul edecek. Ama düşürmese bile Türkiye’de sadece Kürtlerin değil, Türk demokratların, Alevilerin, kadın ve çevre hareketlerinin, inanç hareketlerinin birleşerek rahatlıkla bir muhalefet gücünü, anamuhalefeti oluşturabileceklerini Türkiye görmüş olacak. Şu anda anamuhalefet görevini CHP yürütüyor ve bunu layıkıyla yaptığını biz düşünmüyoruz. Zannediyorum CHP’ye gönül vermiş insanların bir kısmı da böyle düşünüyor.

BİZİMKİ VAR OLAN TÜRKİYE’Yİ İKTİDARA TAŞIMA İDDİASI

– Erdoğan ve İhsanoğlu geçen hafta Cumhurbaşkanlığı için vizyonlarını açıkladı. Siz de yarın İstanbul’da benzer bir toplantıyla açıklayacaksınız. HDP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak nasıl bir Türkiye öneriyorsunuz?

– Biz yeni bir Türkiye yaratma iddiasında değiliz. Var olan Türkiye’yi yönetime taşıma iddiasındayız. Aslında demokratik bir ilişki içinde kardeşçe yaşamaya hazır güzel bir Türkiye var. Sokakta, mahallede bu duygu var. Biz bunu siyasete taşımak istiyoruz. Yukarıdan aşağı toplumu şekillendirme ya da toplumsal mühendislik yapma projemiz yok. Biz seçilirsek ‘yepyeni bir sayfa açılacak’ gibi insanları kandırmaya dönük bir söylememiz asla olmayacak. Yeni bir devlet, yeni bir yönetim anlayışı kurmaya çalışacağız. Yoksa yeni bir toplum inşa etmeye gerek yok. Toplum doğrudur, yanlış olan devlettir.

– Yeni bir devlet ile ne kastediyorsunuz o halde?

– Bir defa güçlü devlet derken Türkiye’de hep otoritesi güçlü, ordusu güçlü devlet, baskı mekanizmaları güçlü devlet, cezalandıran devlet, öfkeli devlet, döven devlet olarak algılandı. Oysa bunların hiçbiri artık değişen dünyada güçlü devleti ifade etmiyor. Bunların hepsi diktatörlük anlayışını tarif eden kavramlardır. Halbuki biz yetki olarak daha küçük devlet, insanın toplumun hakkını önceleyen devlet, kutsal değil hizmetkâr devlet, yetkilendirme açısından merkezi değil ademimerkeziyetçi yerel yönetimlerin güçlü olduğu, belediye meclislerinin yetkilerinin arttırıldığı devletten bahsediyoruz.

‘CUMHUR MECLİSLERİ’ ÖNERECEĞİZ

– Tutum belgenize yansıyacak en somut öneriniz nedir?

– Örneğin biz ‘cumhur meclisleri’ önereceğiz. Cumhurbaşkanı karar alırken sivil toplum örgütleri, kadın, çevre örgütleriyle istişare edecek. Türkiye’nin her yerinden gelecekler, belki iki ayda bir cumhurbaşkanıyla bir araya gelecekler. Cumhurbaşkanı Alevileri doğrudan dinleyecek mesela, ya da kadınları, ya da Ermenileri, Nusayrileri, Şiileri, Arapları dinleyecek. Toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir cumhur meclisiyle birlikte politika üretecek. Ama cumhur meclisiyle istişareyle de yetinmeyecek, bütün bu kesimlerin yaşam alanlarına gidecek. Onlara dokunacak, temas edecek, hissederek, görüş ve önerilerini dikkate alarak kararlarını oluşturacak. Tek başına MGK’ya gidip oradakilerle tartışarak karar almayacak. Bu çok devletçi bir yaklaşım. Halkçı yaklaşım, halktan görüş alarak o kararların alınmasıdır. Tutum belgesinde bunları daha net ortaya koyacağız.

AKP’YE OY VERECEKLER Mİ?

– ‘Evet, Demirtaş gibi güçlü bir ismi aday gösterdiler ama eğer kendisi ikinci tura kalamazsa zaten Kürtler bir blok halinde Erdoğan’a oy verecekler’ şeklindeki yaygın kanaat karşısında ne dersiniz?

– Evet bunu ben de okuyorum, izliyorum. Seçmenin blok halinde hareket edeceğinin ne Tayyip Bey, ne de Ekmeleddin Bey açısından bir garantisi yok. Birinci turda da, ikinci turda da herkesi şaşırtan sonuçlar çıkabilir. Bence insanlar sandığa giderken blok halinde hareket etmek yerine, biraz daha gelecek kaygılarıyla ve cumhurbaşkanı seçmekle aslında yeni sistemin oluşumuna katkı sunduğunu hissederek doğru tercihlerde bulunacak.

– İkinci turda siz olmazsanız HDP kesinlikle kimseyi işaret etmeyecek mi?

– Hayır asla. Eğer ki düşük bir ihtimal, ama biz ikinci tura kalamazsak hiçbir aday için asla çalışmayacağız, hiçbir adaya seçmenimizi yönlendirmeyeceğiz. Bu, açık net biçimde ilan ettiğimiz ilkesel bir tutumdur.

– Boykot söz konusu olur mu?

– İkinci tura kalamazsak bu boykot mu olur başka şey mi olur ancak o ihtimal ortaya çıktığında değerlendirebiliriz. Bugünden bunu değerlendirmenin hiçbir anlamı yok.

– Kürtlerin ikinci turda kime oy vereceklerinin garantisi yok dediniz. Peki Ekmeleddin Bey profilindeki birisi de Kürtlerden oy alabilir diyebiliyor musunuz?

– Benim bunu değerlendirmem doğru olmaz, çünkü ben de adaylardan biriyim. Aday olmasaydım kesinlikle bu konudaki düşüncelerimi açık açık ifade ederdim. Fakat ne söylesem bir aday olarak sübjektif bir değerlendirme yapmış olacağım. Barış politikasının siyasette ve halkta bir karşılığı olduğunu düşünüyorsa insanlar o zaman her zaman daha fazla barış siyaseti yapsın. En çok barış için biz uğraşacağız mesajını versin. Tayyip Erdoğan’dan daha ciddi bir barış politikası ortaya koymak zorundadır. Barışı destekleyecek insanların kim doğru bir barış politikası sürdürürse ilgi göstereceğini düşünüyorum.

Röportajın tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here