“Kürtlerle sınır komşusu olmamak için ne yapmak gerekir” politikası

“Kürtlerle sınır komşusu olmamak için ne yapmak gerekir” politikası

0
PAYLAŞ

Bunun değişmezliğini esas alan anlayış bu gün de egemen olduğu için başka ülkelere taviz vermekten asla geri durmaz oluyor! Nihayetin de bu belirsiz politik anlayış üzerinde hareket kazanan tutum sürekli dost ve düşman tanımını bu bağlamda değişmek durumunda kalmakta. O zaman da işler çıkmaza girmekte. Kendi Kürtleriyle savaşmaktan da ileri geçerek bölgedeki bütün Kürtlerle savaşır durumuna düşmekte.

Tarafsız bölge, denen, tam taraf olan program da, İlker Başbuğ konuşmacıydı. Konu çok değişkendi. Suriye, Irak ve Ortadoğu politikaların da Türkiye’nin açmazları ve Kürt ilişkileri masa ’ya konmuş, konuşulan konulardandı. Barzani’den Abdullah Öcalan’a, Orta Doğu üzerine her konu masa ‘ya konumlanmış! Sağından-solundan değinilerek çıkış noktaları aranıyor havasında bir konuşma idi. Bu meseleler üzerine Türkiye’nin neden çıkmaza girdiği de haliyle konuşuluyordu. Bu konuşmanın konumlandığı yerlere gelince: sorusuna tek yanıt Kürtlerdi.? Türkiye, Amerika, Rusya ilişkileri ne durumda ya da nasıl olmalı soruları haliyle bu soruyla ele alınmaktaydı.

Işid’’in geldiği son durumu: savaşta geldiği nokta, yerli yerinde oturmuş bir vaziyette! Türkiye açısından, korku biraz bacayı sardığı için, politika değişikliği öneriliyordu. Başbuğ Suriye hükümetiyle ve Rusya’yla ilişkilerin düzeltilmesini, bu ilişkiler düzeltilmeden Türk politikasının başarı şansının kalmadığını dolayı biçim hükümete vermek istiyordu. Hükümete artık onun dışında çok da atılacak adımların kalmadığının, yarar getirmeyeceği, kanısının altını çizerek gönderiyordu. Bu değerlendirmeyi yaparken de arada Işid hâkim olduğu bölgeleri işaretliyerek Ah oralarda tutunsalar der gibiydi! Bu düşüncesinin ne kadar önemli olduğunu anlatmak için de duraklayarak cümle kurmaya çalışıyordu! Işid’in oralarda kalmasının Türkiye politikası açısından önemli, yararlı olacağı noktalar da imalar da bulundu.

Şimdi, Türkiye Suriye düşüyor noktasından Işid düşüyor noktasına geldi. Onun için de Rusya ve Suriye hükümetiyle ilişki artık kaçınılmaz olduğu ve düzeltilmesi gerektiği, Başbuğ tarafından belirtiliyordu. IŞİD tamamen düştüğünde Kürtler ’in(HPG-PYD) yeni komşumuz olacakları için işlerin hayli zor olacağının altı kalınca çizerek belirtmek ihtiyacı duymaktaydı. Bunları sıralayıp belirttikten sonra da bu çok vahim bir durum olur demekten de kendini alamadı.

Türkiye’nin Kürt politikası: Rusya ve Suriye merkezi hükümeti ile ilişki kurulması noktasına gelse de asıl korku Kürt korkusu olduğu, Kürt korkusu üzerinden politika şekillendiği, pratik örnekleriyle anlatıldı. Anlaşılan o ki Türkiye politikasını belirleyen temel politika Kürtlerin bir araya gelerek bir ulus olarak şekillenmemesi ana temasında düğümlenmekte! Herkesle ilişki kurulabilir ama Kürtlerle olmaz üzerine oturulmakta.

Rusya ve Suriye ile kurulacak ilişkilerde temel belirleyen Kürtlerin birleşik bir güce dönüşmemesi üzerinde bir anlaşma olduğu gözlerden de gözlemlerden de uzak kalmadı. Bütünsel baktığımız da bu durum net olarak ortaya çıktı. Bir yönüyle de Ermeni soykırımı meselesi var. Sanırım bu durumda da Türkiye yine baltayı taşa vurdu! Verdikleri tavizlerin anlamı, önemi kalmadı ki Almanya Parlamentosu da Ermeni soykırımını kabul ederek Türkiye’ye mesajını vermiş oldu.

Kürt ve Ermeni meselesi: Türkiye’nin dış politika açmazı olarak karşısına çıkmakta. Bu, iki siyasal durum, siyasal hava Türkiye dış politikasını iki açmazı olarak belirlenip öne çıkmakta. Türkiye dış politikasını belirleyeni ve yöneteni olarak karşımıza çıkmakta. Durum bu olduğu için de sürekli başka ülkelere taviz üzerine taviz verme üzerine bir dış politika yürütülmekte. Yürütülen bu politika da haliyle bir girdap dönüşerek Türkiyenin karşısına çıkarmış oldu.

O girdaptan çıkışta pek kolay olacağı düşünülmemeli! Türkiye bu durum da başka ülkelerin politikalarına yedeklenmesi, zikzaklar çizmesi nabza göre şerbet vermeye yönelik duruşu işini daha da zora sokmakta. O yanlış politik, girdap, Türkiye’nin dış politikasını boğulma aşamasına getirdi. Mesela Türkiye Suriye ile dost iken bir anda düşman konumuna gelinmesi Amerikan çıkarlarını kendi çıkarları gibi algılamalarından başka bir anlama gelmiyordu? Amerika, Suriye politikanın açmazlarını görerek rücu edince, geri dönünce, Türk dış politikası bir anda afallayıp kaldılar, bir noktadan da ayaza düştü!

Türkiye aynı politikaya ısrar etmeye devam ettikçe çıkmaz derinleştikçe derinleşti. Türkiye eklenerek müttefik olarak girdikleri savaş alanından karşı karşıya gelerek çıkma durumun geldiler! Politika çatışma yaşarken bir yandan da politika değiştirmeyle uğraşır duruma geldiler. Onları susturmak için verilen tavizleriyle ayaklarına dolaşır oldu,! Bu işlerin başkaların taviz vermekle yürümeyeceğini anladılar mı o bilinmez.

PYD bu alanda ilerlediğini, Amerika ve Rusya da PYD’ye destek verdiğini, Kara gücü olarak PYD’yi kullandıklarını söylerken Başbuğ asıl anlatmak istediği şey Türkiye Hükümetinin dış politikasının işlevini yitirmiş olması üzerinde durmuş oldu. Özgür Suriye Ordusu’yla(ÖSO) bir yere varamazsınız demekle acaba ne anlatmak istedi? Artık, IŞİD’in düşmesinin an meselesi olduğu çok belirgin demese de, düşmesini an meselesi olduğu yönünde konuyu tartıştı. Üstü örtük biçimde IŞİD’in yarattığı tampon bölgelerin Kürtler arasına bir barikat gibi görerek IŞİD’in ayakta kalması Türkiye’nin yararın olarak gösterdi.

Bu değerlendirmelerin bütünlüğünden baktığımızda: Türkiye Kürt bölgesinde yapılan katliamın, kıyımın doğrudan Suriye politikasıyla bağı kurulması gerekmekte. Türkiye de Kürtlerin yüzde Kırkının Batıda yaşadığı gerçeği Demirtaş’ın o konuşmasına bir yanıt ve gönderme olamaz. Siz istediğiniz kadar bizim Kürtler başka savaştığımız Kürtler başka deyin! İnsanların yaşadığı gerçeği nasıl sileceksiniz.Kaypak bir zeminde gülleşerek Demirtaşın Kürtler duygusal kopuş yaşadıkları için asla eskisi gibi olmayacağını söylemiş olduğu durumu nasıl değiştireceksiniz. Bunun için de Başbuğ Kürtlerin yüzde 40’ı Batıda derken bizim Kürtler sizin Kürtler meselesini işlemiş oldu. Bir yandan Kürtlerle sınırdaş olmanın vahametini anlatırken diğer yandan da Kürtlerle iç içe yaşadığımızı söylemesi bir tezatlık olarak önümüze konmuş oldu. Müthiş bir kafa karışıklığıyla insanları savaş içinde şekillendirmeye devam etmekteler. Başarısızlıklarını da başarı gibi sunarak toplumu aldatarak zehirlemekteler. Dünden bu güne değişen şey: Kürtlerin yenilenerek,güçlenerek ilerlemesi,Türkiye politikasının iflası olarak karşımıza çıkmakta. Türkiye’nin stratejik ortakları Türkiye’nin kabul etmediklerini kabul ederek hadi oradan demekteler.
6 Haziran 2016 Tahir Canan

BİR CEVAP BIRAK