Kısırkaya, ismiyle müsemma bir merkez

Kısırkaya, ismiyle müsemma bir merkez

0
PAYLAŞ

Eskiden Kısırkaya deyince aklımıza plaj gelirdi, şimdi hayvan barınağı geliyor. Nasıl gelmesin ki, hayvan severlerin “hayvan toplama kampı” , “hayvan itlaf merkezi” diye adlandırdığı bir tesis kuruldu Kısırkaya’da. Kısırkaya Sarıyer ilçesine bağlı bir sahil köyü. Gerçi tesis köyün yakınında değil ama plajın tam da yanı başında…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan bu devasa tesisin tam adı “Kısırkaya Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi”. İsmiyle müsemma bir yer. İsmiyle müsemma “fiziksel yapısıyla veya karakteriyle adı örtüşen” demek. Kısırkaya köyünün adının nereden geldiği bilinmiyor ama, sokak hayvanlarının kısırlaştırma ve rehabilite edilme işinin bu isimli bir köyde yapılması tamamen tesadüf de olabilir, bilinçli bir tercih de… Çok da önemli değil, çünkü İstanbul’da böylesi büyük mekanlar bulmak artık yok gibi bir şey.

Her neyse… Bu merkez hakkında o kadar çok yazıldı çizildi ki, merakımı yenemedim ve gittim ziyaret ettim. Gerçekten burada Nazi kamplarına öykünerek yapılan bir tesis mi kurulmuştu? Sokak hayvanları toplanarak burada itlaf mı edilecekti? Belki de yakılacaktı? Krematoryum mu kurulmuştu bu merkezde

Bir olaya duygusal olarak baktığınızda mantığınızı ön plana çıkaramazsınız. Benim gibi hayvanlar konusunda aşırı duygusal olanların için söylüyorum bunu. Çoğumuz hayvanlar hakkında çıkarılan şehir efsanelerinden etkileniyoruz. Çünkü bu konu hakkında çok hassasız. Kendi adıma söyleyebilirim ki, her şehir efsanesini duyduğumda önce bir içim sızlar, sonra gazetecilik reflekslerim işin içine girer ve “Gerçek mi? Önce bir araştıralım, gidelim ve görelim” düşüncesi hakim olur bende. Kısırkaya hakkında yazılan çizilen ve konuşulanları duyunca da aynısı oldu. Önce “aman ha” oldum sonra gittim ve gördüm.

Gördüklerimi paylaşacağım…

Öncelikle her şey bitmemiş. Çevre düzenlenmesi tamamlanmamış olduğu için bir yarım kalmışlık hissediyorsunuz. Bir ıssızlık hissine kapılıyorsunuz. Hissettiğim ıssızlık hissiyatı, hayalimdeki fotoğraflarla kayboldu. Hayalimde piknik, panayır havasında tüm aile bireylerinin bu merkezdeki sosyal tesislerde kahvaltıya geldiği, hayvanlarla haşır neşir kaynaştığı fotoğraflar oluştu. Çünkü mekan müsait. Hiçbir hayvan barınağı ya da rehabilite merkezinde böyle bir görüntü canlanmamıştı zihnimde. Ama burada olabilir. Yaz kış fark etmez, burada kurulacak olan sosyal tesislere hayvansever aileler çocuklarıyla gelebilir, birlikte bir ya da birkaç köpeğe koruyucu ailelik yapabilir. Uçuk bir hayal değil bu.

Gözümde canlanan bu fotoğrafı oradaki yetkililerle paylaşınca zaten onların da pek farklı düşünceleri olmadığını anladım. Onlar da bunu hayal ediyorlar. Hatta bir hayvan haftası düzenlemek istiyorlar. Bahar aylarında mekanın gezdirildiği, konserlerin düzenlendiği, hayvan hakları ve hayvan sevgisi konusunda eğitimlerin verildiği, hatta yarışmaların düzenlendiği bir hayvan haftası etkinliği düşünülüyor. Bu projeyi sonuna kadar destekliyorum ve bu etkinlikte görev almak istiyorum. O ıssızlık hissiyatımı uzaklaştıran hayalimdeki fotoğrafın gerçekleşmesi için bu etkinlikte görev almaya gönüllüyüm.

Bu arada proje çevre düzenlemesi anlamında tamamlanmamış ama hizmete başlamış. Üstelik sabah 10.00 ve öğleden sonra 15.00 arasında da ziyarete açık.

Merkez büyük olduğu için iki etaba ayrılmış. Kontrol mekanizması da iki etap halinde yürütülüyor. Her ikisinin de başında bir veteriner başhekim var. Nuri Açık ve Önder Oflazoğlu iki başhekim olarak görevinin başında. Şimdilik 7 veteriner hekim vae tesiste ama tesis tam kapasite çalışmaya başlayınca bu sayı 20’ye çıkacak ve 150 kadar da personel olacak.

Mekan olarak büyük bir tesis, 700 dönümlük alan üzerine kurulmuş ama projenin oturduğu alan 400 dönüm. Diğer alanların sosyal tesisler için değerlendirilecek olmasını hayal ediyorum. Müthiş bir fotoğraf canlanıyor gözümde… Ne diyeyim, inşallahtan başka..

Mekan büyük dedik demesine de, gözünüzde canlanması için birkaç rakam vereyim. İki etaptan oluşan merkezin ki tane idari işlerin yapıldığı binası var.

Merkezde 10 operasyon odası mevcut. Toplamda 20 operasyon masası ve 20 veteriner hekimin günlük 100 köpek kısırlaştırılabilecek imkanı var.

Kısırlaştırılan ya da tedavi edilen hayvanlar, 10 bloktan oluşan tedavi ünitesi binalarında, ortalama bir hafta kalacak şekilde düzenlenmiş yerden ısıtmalı kafeslerde kalıyorlar. Bu ünitelerde toplam 500 hayvan kapasiteli. 5 bloktan oluşan karantina merkezi de var. Karantina merkezi her kafeste bir köpek olacak şekilde planlanmış ve toplam 50 hayvan kapasiteli.

Yavrulu anneler de düşünülmüş ve onlara ayrı üniteler yapılmış. Her kafeste bir anne 4 ya da daha fazla yavru kalabilir. Bu ünitelerde toplam 100 köpek kalabilir.

Merkezde ayrıca toplam 4000 hayvan kapasiteli doğal yaşam alanı var. Her biri 500 m2 büyüklüğünde 200 adet bahçeli yaşam üniteleri; engelli, sokakta yaşayamayacak derecede yaşlı olan köpeklere hayatları boyunca bakılmak üzere düzenlenmiş.

Burada kısırlaştırma ve kırık tedavisi yapılacak. Türkiye’de ilk kez doppler gibi bir cihazla hayvanların iç organlarına ileri operasyon yapabileceğimiz bir tesis burası.

Şimdi gelelim şehir efsanesi halini almış olan iddialara…

İlk iddia aktivistler şehirlerin “hayvansızlaştırılarak mutenalaştırılması” mantığı nedeniyle bu projeye karşı çıkıyorlar.

Bu doğru değil. Çünkü burada sürekli kalacak olan hayvanlar dışarıda yaşayamayacak engelli ve hasta hayvanlar olacak. Diğerleri için ise “topla-aşıla-işaretle-kısırlaştır ve aldığın yere bırak” sistemi işleyecek.

Bir başka iddia da “Burası Nazi toplama kamplarına öykünerek yapılmış bir hayvan tecrit merkezidir. İçeride bir krematoryum mevcuttur” şeklinde.

Krematoryum, cesetlerin yüksek sıcaklıklardaki yakıldığı yer demek. Pek çok din ve kültürde ölü yakma işlemi krematoryumlarda yapılıyor. Bunun haricinde bazen salgın hastalık riski taşıyan cesetler de krematoryumlarda yakılır. Bu hayvanlar içinde geçerli bir yol. Bazı salgın hastalıklarda hayvan cesetlerinin yakıldığı doğrudur ama bu merkezde krematoryum görmedim. Sordum, güldüler ve “yok” dediler.

Bir başka şehir efsanesi kapsamındaki iddia da merkezin deniz kenarında olmasından kaynaklanıyor. Bazen kıyıya gemiler yaklaşıyormuş ve toplanan köpekler gemilere yükleniyor ve restoranlarına dağıtılmak üzere Çin’e gönderiliyormuş.

Buna cevap veremeyeceğim. Benim hayal gücümün ötesinde bir iddia bu.

Ayrıca zemini çok sulak, her yer çamur. Rüzgârlı ve rutubetli olduğu için hayvanlar için uygun bir mekan olmaması şeklinde bir eleştiri de var.

Evet, henüz çevre düzenlenmesi tamamlanmamış. Bir ıssızlık hissiyatı yaratıyor, orası doğru. Merkezin yöneticileri merkezin kuzey rüzgarlarına sırtını verecek şekilde konumlandırıldığını söylüyor. Çevre düzenlemesi kapsamında 6500 ağaç dikilmiş ve bu ağaçlar rüzgarı kesme anlamında etkili olacak yerlere dikilmiş. Zaten bu konu Meclise taşınmış. İncelemeler yapılıyor. Hatta dava bile edilmiş. Dava da devam ediyor. O yüzden yorum yapmayacağım ve davanın sonucunu bekleyeceğim.

Eğer mekan konusunda dava olumlu sonuçlanırsa, yani zemin ve etüt anlamında mekan uygun görülürse, bu devasa mekanda pek çok hizmet verilebilir.

Örneğin burada Türkiye’nin en büyük Veteriner Fakültesi kurulabilir.

Göçmen kuşların rotasında kaldığı için göçmen kuşların gözlem evi olarak kullanılabilecek bir merkez de kurulabilir.

İstanbul Belediyesi martıların, güvercinlerin bakıldığı bir kuş tedavi merkezini de burada hayata geçirmeyi hedefliyormuş.

Mekan büyük, tabii bu kadar hayvana da hizmet edecek personel de az olmayacaktır. Burada toplam 150 personelin çalışacağı söyleniyor. Eğitimci yanım da olduğu için hemen eğitime takılıp kalırım. 150 personel burada görev yapacak. Bunlar eğitim alacak mı? Alıyormuş zaten. Personele 60 saat süren bir eğitim veriliyor.

Gönüllü olarak çalışmak isteyenler bile eğitim almak zorunda. Onlar önce İsmek’teki eğitim programına katılıyorlar ve köpek kedi bakımı konusunda eğitim alıyorlar. İsmek’te 64 saat süren “Pet Hayvanları” eğitimi veriliyor. Bu eğitim sırasında kedi, köpek bakımı, kedi ve köpek besleme, temel itaat eğitimi vs. alınıyor. Kursiyerler daha sonra burada kazandıkları yeterlilikler doğrultusunda, tarımsal işletmeler, hayvan barınakları, ev ve süs hayvanları satış yerleri, kendine ait işletmeler vb. yerlerde çalışabiliyorlar.

BİR CEVAP BIRAK

fourteen − six =