Kötü bellek, yanlış bilinç

İyi kurulmamış bellek çöplüğe benzer: anlık dediğimiz yargılama gücü onda iyi bir bilinç oluşturmasına yarayacak gereci bulamaz. Çöp toplayanlar çok şeyler umsalar da çok az şey bulurlar: yemek artıkları, çaputlar, eski terlikler, konserve kutuları, cam kırıkları, sebze kabukları ve buna benzer şeyler. Kötü kurulmuş bellek buna çok benzer: bilgi parçaları, içi boşalmış sezgiler, anı kırıntıları, temelsiz kavramlar, yanlış görüşler ve buna benzer şeyler. İyi kurulmuş bir bellek olmadan yetkin bilince ulaşmak olası değildir. Sonunda bilincin canlı etkinliğini sağlayan da keskin bir anlıkla birlikte belleğin güçlü gereçleridir. Bu çerçevede bir bellek eğitiminden sözetmek olasıdır. Eğitmek kişide sağlam ve güçlü bir bellek oluşturmaktan başka bir şey değildir.

Kötü bellek yanlış ya da yetersiz eğitimin bir sonucudur. Belleğin güçlü gereçleri üzerine kurulmuş olması gereken bilinç kötü eğitimde tam anlamında yabancılaşmış bilinç özelliği edinir. Kötü eğitilmiş bellek kötü kurulmuş kentlere benzer: kullanışsızdır, çirkindir, tehlikelerle doludur, her anlamda yetersizdir, hizmet sunacağı yerde engeller çıkarır. Onda insan kendisi için tam anlamında verimsiz ya da yıpratıcı yetinme düzenekleri kurar: pahalılıkla savaşmak için balkonuna maydanoz eker, kalabalık otobüslerde bunalmamak için erken kalkıp yürümeyi yeğler, bir çukura düşüp bacağını kırmak korkusuyla dolaşır, başına tuğla düşer kaygısıyla açıktan geçer…

Kötü kurulmuş bellek yaşam için, özellikle de daha gelişmiş bir yaşamı tasarlamak için kullanabileceği gereci kendinden çıkaramayacağı için başkalarının ortaya koyacağı bilgilere, daha doğrusu ortak bilincin kaba bir biçimde ürettiği kalıp bilgilere başvurur. Doğru düşünenler varken doğru düşünmeye kalkmak saçmayla oyalanmak değil midir? Böyle düşünür o. Bu durumda hocanın başkanın müdürün şefin kocanın patronun imamın görüşü öne çıkar. Hep birlikte düşünmek düşünmemektir. Hep birlikte tartışarak düşünce üretmek başka şeydir, bir düşünceyi olduğu gibi benimsemek başka şeydir. Düşünmeyen insan önünde sonunda düşünülmüşü onaylamak zorunda kalır.

Düzgün bir bellek oluşturmak gereği duymayanlar hep geriye bakarak yaşarlar: belleklerindeki kargaşık yapıdan duygu ve düşünce ürünleri üretmeye yönelirler. Ortak bilinçten toplumsal yaşamın gerekleri için elde ettikleri kalıp görüşlerin ötesinde kendi özel yaşamları için görüş üretmek durumunda kaldıkları zaman ister istemez belleklerinin kötü birikimini kullanmak zorunda kalacaklardır. Bu tür kişilerin genelde hiçbir zaman ileriye dönük düşünmediğini görürüz. Onlar ileriyle ilgili sorunlar karşısında kaldıklarında bile hep geriye dönük dururlar. Nasıl olacak sorusu onlar için hiçbir şey anlatmaz. Nasıl olacak dediğiniz zaman o gene size olmuş bir şeylerden sözedecektir. Çünkü ancak gelişmiş bilinçler ileriye dönük fikirler üretebilirler. Gerçek anlamda tasarlama etkinliği olgun bir bilincin, geniş ve derin bir bilincin işi olabilir ancak. Yetersiz bilinç hep geçmişin sularında dolaşır. Daha çok da zamanın akışı içinde iyiden iyiye değişikliğe uğramış hatta çarpılmış anıların renkli ama güvenilmez ortamında gezinir. Bazen çok zaman özü iyiden iyiye değişmiş olan bir yalıtık bilgi parçasının üstüne görüşler üretmeye çalışır. Olmadık şeylerden sevinçler elde eder ya da bir şeylere takılıp hiç gereksiz biçimde üzüntüye kapılır. Birini çok eski bir olaydan ötürü suçlayabilir: “Sen bana bundan kırk beş yıl önce bir akşamüstü şöyle şöyle dememiş miydin?”

Geleceğe açık bir yaşam ancak ve ancak ileriye dönük bilinçlerin ortak çabasıyla kurulacaktır. İster şuna inanıyor olun ister buna inanıyor olun, ister yaşama şu gözle bakıyor olun ister bu gözle bakıyor olun, bilinciniz sizi insanlığın ortak dünyasına yerleştirecek kadar yetkin ögelerle donanmış değilse ya da bir başka deyişle bilinciniz bütünlüklü bir bilinç değilse işiniz zordur. O durumda kendiniz için de başkaları için de yapabileceğiniz çok bir şey yoktur. Doğru dediğimiz şey bir kere bulunca sırtına binip dünyanın öbür ucuna kadar hiç istifimizi bozmadan gidebileceğimiz bir yaylı değildir. Geleceği kurmak isteyenler geçmişe eşinmek için değil insanlığın ortak değerleriyle buluşmak için yönelirler. Onlar geçmişin engin deneylerinden elde ettikleri bilinci gelecek zamanları tasarlamakta kullanırlar. İnsan olmak öncelikle gelecekte yaşamaktır. Bunun için geçmişin gür ışığına gereksinimimiz vardır. İyi bilinç oluşturmanın ilk koşulu belleğimizi önyargılarından arındırmaktır. Önyargılar varlıklarını sürdürdükçe doğru düşünmenin koşulları gerçekleşmez. En tehlikeli insan doğru diye kafasına önyargılar kazımış insandır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.