Kuş cennetiydi, ‘inek cenneti’ oldu!

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, başta kurutulan göller olmak üzere bir çok sulak alanda yapılan çalışmalar sonucunda yeniden hayat bulduğunu öne süren açıklamalar yapıyor. Kayseri’de bulunan Sultan Sazlığı. Bakanlık geçtiğimiz yıl “Sultan Sazlığı yeniden kuşların hayat kaynağı oldu” açıklaması yapmıştı. Ancak Sultan Sazlığı’nda yaşananlar bakanlığın açıklamasıyla çelişiyor. Yasak olmasına rağmen alanda otlayan inekler bunun en çarpıcı kanıtlarından biri. Sultan Sazlığı’nda incelemelerde bulunarak yore halkından bilgi alan Suyun İzinde ekibi, çarpıcı izlenimlerini aktardı.

‘ALANI BESLEYEN ÜÇ GÖL TAMAMEN KURUTULDU’

Türkiye’de Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında olan 13 sulak alandan biri olan Sultan Sazlığı’nda havzalar arası su transferi ile alana su verilmesinin yanlış bir uygulama olduğunu belirten Suyun İzinde ekibinden Orman Mühendisi Fatih Taşkıran, sazlığı kurutan drenaj kanallarının kapatılmadığına dikkat çekerek alanda otlatma baskısı olduğunu ve alanı besleyen Yay, Çöl ve Sobe göllerinin tamamıyla kurutulduğunu belirtti.

SULTAN SAZLIĞI, 301 KUŞ, 428 BİTKİ TÜRÜNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

1. Derece Doğal Sit Alanı ve tabiatı koruma alanı gibi koruma statüleri bulunan Sultan Sazlığı’nın, aynı zamanda Önemli Doğa Alanı (ÖDA) ve Önemli Kuş Alanı (ÖKA) olarak 301 kuş, 428 de bitki türüne ev sahipliği yaptığı bilgisini veren Taşkıran, tatlı ve tuzlu suyu bir arada bulunduran nadir ekosistemlerden biri olan Sultan Sazlığı’nın, Avrupa ve Asya üzerinden Afrika’ya giden göçmen kuşların göç yollarının kesiştiği bölgede yer aldığını söyledi. Nesli tehlike altında olan türler için üreme, beslenme ve konaklama alanı olan Sultan Sazlığı’nda, 1940 yılında tarım alanı açmak ve sıtma ile mücadele için drenaj kanalları açılarak başlatılan kurutma çalışmalarının 1970’lere kadar devam ettiği bilgisini veren Taşkıran, “ 1940’lı yıllardan beri alanda açılmış drenaj kanalları yeraltı su seviyesinin düşmesine neden olmasına rağmen bu kanallar hala kapatılmadı. Sazlığı besleyen akarsular üzerine 1967 yılında Akköy, 1978 yılında da Kovalı ve Ağcaşar barajları kurularak bu önemli sulak kaderine terk edildi” diye konuştu.

KORUMA İÇİN SOMUT ADIMLAR ATILMADI

Sulak alanların korunması için uluslar arası sözleşmeler, anayasa, kanunlar ve yönetmelikler olmasına rağmen alanları korumak için somut adımlar atılmadığı görüşünü savunan Taşkıran, buna karşın bu alanlarda havzalar arası su transferi gibi yanlış uygulamalarla yetinildiğini ileri sürdü. Hukuki mevzuattaki çelişkiler ve alanın yönetiminde söz sahibi kurumlar arasındaki eşgüdümsüzlüğün alanın aleyhinde kullanıldığını öne süren Taşkıran, “örneğin 1993 yılından önce planlanan Develi Kapalı Havzası Sulaması Projesi ÇED yönetmeliği kapsamı dışında tutuluyor. Sulak alanlarda ve alanların bulunduğu havzalarda uygulanacak politikalarda alanın korunmasına öncelik verilmeli ve alanda yaşayan yöre halkı için alternatif geçim kaynaklarının yaratılması teşvik edilmelidir. Sultan sazlığının bulunduğu Develi kapalı havzası da doğa turizmi (dağcılık, foto safari, kuş gözlemciliği gibi) ve organik tarım gibi alternatif geçim olanakları için önemli bir potansiyel taşımasına rağmen bölgede sulu tarım ve büyükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi alan üzerindeki baskıyı arttırmıştır” dedi.

TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNMEZ

Sultan Sazlığı’na su getirilmesi bahanesiyle Seyhan havzasında yer alan Zamantı Nehri’nden 2009 yılında 11 km’lik bir tünel ile getirilen suyun da büyük bir bölümünün Develi ovasında tarımsal sulama amacıyla kullanıldığına değinen Taşkıran, “taşıma su ile değirmen dönmeyeceği gibi Seyhan havzasından su transfer edilmesi Çukurova’da bulunan ve Ramsar sözleşmesince korunan Yumurtalık Lagünleri ve Akyatan Gölü’nü de olumsuz etkileyecektir. Karar mercileri ‘sözde’ sulak alanları korumak için bütünleşik havza yaklaşımı yerine havzalar arası su transferi yaparak Anadolu doğasında kalıcı tahribatlara neden olmaktan vazgeçmelidirler” uyarısında bulundu.

YÖRE HALKI KENDİ OLANAKLARIYLA REHBERLİK YAPIYOR

1986’da yılından beri Ovaçiftlikköy’de turizm işletmeciliği yapan Atalay Atasoy da tamamen kurutulmuş olan sazlığa suyun ve beraberinde kuşların gelmiş olmasının sevindirici olduğunu belirtti. Sultan Sazlığı’nın yaşadığı süreçlere tanıklık eden Atasoy, alanın mevcut doğa turizmi potansiyelinin değerlendirilmediğine dikkat çekti. Kendi olanaklarıyla alana gelen turistlere rehberlik yaptıklarını vurgulayan Atasoy, alanda yıl boyunca 260’dan fazla kuş türünü gözlemenin mümkün olduğunu belirterek Türkiye’deki kuş gözlemcilerini, yaban hayatı fotoğrafçılarını ve doğaseverleri alana davet etti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here