Laçkalığımız!

PAYLAŞ

“Olan bitenden ders almadılar, gelişmelerden de hiçbir şey öğrenmediler ve batıp gittiler…!” iddiasında bulundu!


İnanıp inanmama yolunda mesafeli durmanın, iddiacının haklılığına şüphe götürse de alışageldiğimiz üstümüze toz kondurmama saplantılarımızın bu kez medeni dürüstlüğümüze gölge düşürmesine hal bırakır. Galiba “Kıssadan Hisse Çıkarma” yani olaylardan ibret alma yeteneğimiz başlangıçtan menfur bir kazaya uğramış ki muhaliflerimiz karşısında mantık gücümüz bizi hep mahcup bırakmaktadır.
Ticaret işimiz noksan…!
Siyaset işimiz noksan…!
Sporumuz noksan…!
Hak hukuk arama veya dağıtmamız noksan…!
Okuma merakımız noksan…
Yerinde ve uygun tepki göstermemiz noksan…!


Keşke övünebileceğimiz çok durumlar olsa…! Günlük medyayı takip ederken  iftihar postunuzun gittikçe eridiğini hissedersiniz. Cehaletin vurdumduymazlığını aleniyete dökme çabasında, yasaklandığı halde, yolda belde boğazı kesilen veya kesime hazırlamak için ayakları kırılan kurbanlıkların görüntüsünü dünyaya yayma rezaleti bir başka mahcubiyet…! Hayvanın kesilen boğazından fışkıran kanı yedi düvele gösterme mi önemli yoksa ‘Niyet’in maksadına ulaştığı noktada kişilerin minnettarlığını sergilemek mi daha muteber bir işlem? Kurbanlık olsa da kurbanımıza barbarca yaklaşmanın insanlık ölçülerimizin taban mesafesini inadına kanıtlama mantığı neyin olgusu?


El oğlu binlerce kilometre yol giderek veya denizlerde binlerce metre derine inerek belgeseller hazırlar. Bizlerinse kısa sürede üçer kuruş kapital ile kurduğumuz yüz kadar TV kanalının kapasitesini masrafsız görüntüler olan kan göllerinden başka eğitici, uyandırıcı konular ilgilendirmez oluyor. Zihniyet, el oğlu yapmaz diye bizim de uyarak yapmamamız değil, inadına iddia edilen kavram noksanlığımızı ispatlarcasına siyasi mahcubiyetimizi körükleyen meşgaleler konur ortaya…
Çağdaşlığa şasi gözle bakarak cep doldurmanın sanat hinliği..!


Siyasi toyluğumuzu sergileyen bir başka konu ilginizi çekti mi bilmem ama geçenlerde Londra’da Türki Cumhuriyetlerden insanlarımız bir araya gelerek bir müşterek ‘Kültür Forumu’ yaratmışlar. TC’nin Elçiliği de davet edildiği halde bu toplantıya iştirak etmeyi fuzuli bulmuş olmalılar ki katılmamışlar… Gayri diplomatik bir lisanla TC temsilciliğinin riayetsizliğini eleştirme elimden gelir ama katılmama sebeplerinin ön yargı ile kasıtlı olduğuna hükmetmek istemiyorum. Asıl ilgim katılanların vardıkları müşterek kararın içeriğidir. Temaslar yalnızca ‘Kültürel’ dallarda olacakmış… ‘Siyasi’ kısmını da eklesek olmaz mıydı yani? Yoksa ‘Siyasi’ bir birlik kurma işinde ön ayak olmaktan korktuğumuz birileri mi vardır? 


Kim gücenecek ki bize Türk’ün düşmanından başka?
Yoksa Türkiye Elçiliğinden katılımın olmayışı da düşmanlarımızın gücenmesini önlemek için miydi dersiniz?
ABD’yi gücenmesin diye başımıza ‘Taç’ yapmışız…
AB’yi gücenmesin diye başımıza ‘Horoz’ yapmışız…
Yunan’ı gücendirmeyelim diye Türkiye’nin etrafını çevirmesine göz yummuşuz…
Rum’u gücendirmeyelim diye Kıbrıs’ın patronu yapmışız..!


Aleyhimize işleyen her şeye göz yumma marifetimiz oluyor görünen…! O marifetimizin bedellerini nasıl ödediğimizi gören siyasilerimiz nerede?
‘Allah bize akıl ezan vere ‘ diyerek ne sizin ne de benim moralimi daha fazla deşmek istemiyorum bu hafta. Gelin alışageldiğimiz ‘Ya Sabır’ dileği ile huzur bulalım… Ama ‘Sabır Sabır’ derken sürdürdüğümüz umursamazlık varlığımızı laçkalığa mahkum etmiyor mu?

CEVAP VER