“Latin Romance” ve Şefika Kutluer

“Latin Romance” ve Şefika Kutluer

0
PAYLAŞ

Geçtiğimiz perşembe günü. Soğuk bir Ankara akşamı. Yağmur hafiften çiseliyor. Sıhhıye’ye doğru yol alıyoruz. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’n da konser var.

5.Uluslararası Şefika Kutluer Festivali sona eriyor. Son konser. Salon dolu. Merakla bekleyiş. Bir ilk seslendirme gerçekleşecek. Yeni bir CD ilk kez satışa sunuluyor ve CD’de yer alan eserlerin seslendirilmesi gerçekleştirilecek.

Programa alınan eserleri, CD’de “Bratislava Strings Orchestra” seslendiriyor. Konserde bu eserleri seslendirecek olan, “Hacettepe Akademik Senfoni Yaylı Çalgılar Orkestrası” nı, Şef Erol Erdinç yönetecek. “LATİN ROMANCE.” Festval’in adına yaraşır şekilde, “Doğu Batı ile Buluşuyor.”

Konser başlamadan önce, eserlerin bestecisi Meksikalı Jose ELİZONDO ile bir söyleşide gerçekleşecekti. Ancak, sanatçı Türkiye’ye gelemediği için bu söyleşi gerçekleşemiyor. Uzun bir süredir, hastalığa karşı direnen sanatçının, yeni bir ameliyat daha olduğununu ve bu nedenle gelemedğini öğreniyoruz. Konser öncesi bu açıklamayı yapan Refik KUTLUER’in acil şifa dileğine, salonda bulunan tüm izleyiciler de katılıyor.

Orkestra sahnede yerini aldı. Şef değneğini kaldırdı. Yolu uzatmadı, bizi hemen Güney Ameraka sahillerine indirdi. Astor PİAZZOLA’nın, Mevsimler No.2 Verano Porteno eseri ile farklı bir dünyaya geldiğimizi hemen hissediyoruz.

Sonra sahneye Şefika KUTLUER geldi. Flütü ile yeni duygusal bir yolculuğa çıkıyoruz. Jose ELİZONDO’nun besteleri bir birini izliyor. Ara verildiğinde ilk izlenimimiz, duygusallığın daha çok hüzünle yoğrulması olarak beliriyor.

Konserin ikinci bölümü yine PİAZZOLA ile başlıyor. Aynı eserden bu kez, No.4 İnvierno Porteno. Duygusallığımız biraz hareketleniyor. PİAZZOLA’nın müziği, zaten ateşin dansı gibi, yakıcı ve kavurucu. Denizin dalgaları bile bu sıcaklığı söndürmüyor, tutuşturuyor adeta. Latin müziğinin de en belirgin özelliği bu değil mi?

Şefika KUTLUER ile yeniden, ELİZONDO’nun dünyasına dönüyoruz. Duygusallaığımız had safhada. Ancak yine belirgin bir hüzün var tınılarda, nefesin de. Bestecinin Şefika KUTLUER için bestelediği eser, “Şefika’s Menuetto”. Flüt ile hüzün ve sevgi içi içe girmiş. Bazen küçük karamsarlıklar, sevgi ile aşılıyor. Sahne de Şefika KUTLUER, bestecinin dünyası ile kendi dünyasını adeta yoğuruyor. Yeniden bir yaşam serüvenine başlatıyor.

ELİZONDO, bizlere Meksika’dan seslenirken, belki de o an bir yaşam savaşının içinde. Anıları, acıları, sevgileri, ülkesinini doğası, insanları, dansı. Tüm bu eserlerde duygusallığın ön plana çıktığını duyumsuyoruz. Ancak, yineliyorum hüzün ağır basıyor. Hilmi YAVUZ’u anımsamamak mümkün değil. Hüzün bize en yakışan onu dizeleri aklıma geliyor. Bu tınılarla, Güney Amerika içinde geçerli galiba

Bir sanatçı için elbette, sahnede her şey yeniden başlıyor. Sahnede seyirci ile bir başka yolculuğa çıkıyor. Kendi acıları, üzüntüleri olsa da, yine sahnede yer alack ve bu yolculuğu sürdürecek. Bildiğimiz bir durumu,konser öncesi seyircilerin tümüde öğreniyor zaten. Sanatçı’nın çok sevdiği annesini yitireli, daha 40 gün bile olmamış. Adı ile gerçekleştirilen ve 5. yılı yaşanan Festival’de yerini alıyor, sahnede. Diğer proglamlarda da izleyicileri arasında. Festival’in Ankara’da bu son etkinliğinde sahnede yerini alıyor.

Bu eserlerin sahnede ilk seslendirilmesi Ankara’da gerçekleştirilirken, bestecinin eserlerine yansıttığı kendi duygusallığını, hüznünü, Şefika KUTLUER adeta kendi içinde yaşadığı günlerin hüznü ile yoğurarak, eserleri bir başka duygusal yolculuğa çıkartarak yaşam bulduruyor. Hüznü, duygusallığı, sanatın sevgisi ile yoğurarak, nefesi ile bize ulaştırıyor.

Konser, yine PİAZZOLA’nın, “Libetango”su ile sonlandırılırken, dansın ateşi içinde sevgi yangınına atıyoruz kendimizi yeniden. Alkışlar durmuyor tabii. Bir bis parçası ile konser sona ereken, dışarı çıktığımızda, soğuk bir Ankara gecesinini, kesik yağmur damlaları içinde buluyoruz kendimizi. Güney Amerika yolculuğumuz sona erdi.

Bu yolculuğa, cumartesi akşamı da İstanbul’da, İş Sanat’ta konser yinelendiğinde gemiye yeni yolcular da biniyor.

Siz de bu yolculuğa çıkmak istiyorsanız. Kahvenizi alın. Koltuğunuzda yeriniz de alın, ayaklarınızı uzatın. Kahvenizden bir yudumunuzu aldıktan sonra da, CD dönmeğe başlasın. Meksika’dasınız. ELİZONDO’nun besteleri, Şefika KULUER’in flütü ile yaşam yolculuğunuz sürüyor.

Konser sonrası, yağmur çiseliyordu Ankara’da. Şimdi bu yazıya noktayı koymak üzereyken de yağmur yağıyor İstanbul’da.

Şimdi, İstanbul da doğaya açılmalı. Denizin mavisi, ağaçların yeşili, martıların şarkıları ve ıslak toprak kokusu, denizin kokusu ile duygusal yolculuğu sürdürmeli. Kahvenizi içerken CD’yi dinledinizse, sizde bu yolculuğa çıkın. Hüzün yaşamla yoğruluyor, siz yaşamı yeniden duygularınızla yorumlamaya başlayın.

Bakalım sonuç ne olacak.

_____________________

* İstanbul. 24 Kasım 2014. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK