Ma-gaz-in, biber-gaz-out

Ma-gaz-in, biber-gaz-out

0
PAYLAŞ

One minute, one minute, küresel ısınma ve çevre kirliliği sebebiyle, zaten Oksijene çok ihtiyacımız var, bu sebzeli-meyveli gazlar da nereden çıktı? Yok biber gazı, yok portakal gazı…sırada mandalina, limon gazı mı var? Zaten bir de magazin gazı var ki, üzerinize bir sıkılınca, ömür boyu değil, sonsuza dek sürer gider.

Ne hazin bir haldir bu, herkes susar, susmazsan gaz seni boğar, söylesen de söylemesen de magazin gazıyla öyle yazılar yazarlar ki, söylediğin sözü de tanıyamazsın, söylemediğine de kimseyi inandıramazsın, magazin gazı üzerine siner, halk bu gazı koklamayı çok sever, ne hikmetse, national geografic programı seyrettiğini itiraf eder durur da, magazin programını seyrediyorum demek istemez, her nedense…Magazin’in dili çok yabancı, kolay kolay kimse anlayamaz, üslubu ise çok yaralayıcı, kalp kırıcı, ötekileştirici, linç kültürü ile yazıldığı çok belli…

Ha biber gazı, ha portakal gazı, ha magazin gazı, benzer birbirine…Gaz, hep gaz, hep cop, hep sopa, ve içinde neler olduğu bilinmeyen, söylenilene göre, kum dolu su sıkılıyor insanların üzerine…ki insanlar, bedenlerine gelen suyun yaktığını, acıttığını söylüyorlar.

Barbar mı, barabar mı?

Medeniyet nedir? Nerdedir? Nasıl ulaşılır? Herkes kendince düşünmeli. Mesela ben protesto’nun en doğal hak olduğunu biliyorum, daha konuşamayacak kadar küçük olduğumuzda dahi, istemediğimiz bir şeyi belli edebiliyoruz, lakin büyüdüğümüz zaman protesto şekli ilkel olmamalı diye düşünüyorum.Dinlemek, saygı duymak, konuşmak, kibar bir üslup edinmek, bizim gibi düşünmeyeni küçümsememek gerektiğini, şiddetin her türünden vazgeçmek gerektiğini düşünüyorum, düşünüyorum, 21. asırda, ve hala aynı şeyleri keşfeder gibi yaparak, kendimizi kandırmamızı veya kendimizi avutmamızı çok ilkel buluyorum. Aşık Mahzuni ŞERİF söylemişti, ”ellerin güneşe gitme çağında, bizim eldeki çamur yola ne deyim?”diye, zaten O büyük Ozanları da dinlemiyoruz, dinleyemiyoruz, hani ”dinletmiyorlar” demek de istemiyorum, magazin gazı içinde bu türküler, bu Ozanlar bulunmaz çünkü.

Yumurta atmak, ayakkabı fırlatmak, kaldırım taşlarını yağmalamak, barikatlar kurarak yolları kapatmak, tencere-tava çalarak çocukların uykusunu tedirgin etmek, hastaların sağlığını bozmak, biber gazı- portakal gazı sıkarak insanların sağlığını bozmak, iş hayatını bozmak, insanları, çiçekleri, ağaçları yok etmeye çalışmak olur mu? ”Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu?” İnsanlar da, ağaçlar da yaşadıklarını bilirler, izlerini taşırlar, onları ancak yaşayanlar ve okuyabilenler anlar.

Özgürlük, yalnız Meydan’lara , Park’lara değil, Hukuk’a, Basın’a, İktidar’lara, Muhalefet’lere, Kitap’lara, Sanat’a, Sanatçı’lara, Bilim insanları’na, Tarihçi’lere, Heykel’lere, Şiir’lere, Köprü’lere de verilmeli, samimiyetle verilmeli…

Mesela, yeni köprünün ismi, bence MEVLANA KÖPRÜSÜ olmalı… İçinden deniz geçen tek şehir olan İstanbul’a daha nice köprüler yapılmalı diye düşünüyorum, birinin adı Nazım Hikmet RAN olmalı, diğerinin Necip Fazıl KISAKÜREK, YUNUS EMRE, Pir SULTAN ABDAL, Mehmet Akif ERSOY ve daha niceleri… Onlar bizim güzel insanlarımız, kıymetlerini yeterince bilemediğimiz…Ve biz onların öğretileri ışığında yürümeliyiz ” bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine”…

Eskiden, bir çocuk doğduğunda, bir ağaç dikerlermiş, insanlar çoğaldıkça belki bu herkes için mümkün olmayabilir, fakat bir çiçek de mi ekemeyiz, bence ekeriz, herkesin bir saksı dolusu toprağı olabilir. Ve herkesin çok kıymetli olan bir OY’u vardır, zamanı gelince, zamanında kullanılınca, tercihini de, tepkisini de medenice sandığa atarak kendisini ifade edebilir. Her kim ki iktidar olursa ( çünkü herkes halk gibi ve halkın samimiyetinde olmalıdır, bu güveni herkese vermelidir ) üslubu ve icraatı güzel olmalıdır, gazlardan arınmış, coplardan sıyrılmış, başkalarını saygı duyarak sevmeyi öğrenmiş olmalıdır. İsmi Barış, şarkıları, dünya ve siyasi görüşü Barış olan sanatçımız Barış MANÇO, bu acı veren günleri görseydi, ”domates, biber, patlıcan” diye şarkısını söylerken, muhtemelen ”biber”i ağzına almazdı, ben de şarkıyı ”domates, soğan, patlıcan” diye söylüyorum, biber gazını hatırlatan biber’i unutmak istiyorum… Biber gazı’nı da, portakal gazı’nı da, havai fişekleri de atmayın, dünyayı kirletmeyin, hele magazin gazı’nı kimseye atmayın, hayatları kirletmeyin.

BİR CEVAP BIRAK