‘Mahşerin Dört Atlısı’ G20’ye karşı

G20 olarak bilinen ‘The Group of Twenty’nin ‘liderler masası’ 1-2 Nisan tarihlerinde Londra’da toplanıyor. Masanın etrafında oturacak olanlar arasında zengin ülkelerle, gelişmekte olan ülkelerin liderleri, çok uluslu şirketlerin yöneticileri, merkez bankası müdürleri, IMF, Dünya Bankası var. Amaç emperyal ülkelerin yurtdışı piyasaları ele geçirmesi ve kendi pazarlarını korumada etkili rol oynamak. Kısacası dünyamızı yönetenler ve yaşadığımız bu krizin sorumluları, çok uluslu şirketlerin, bankaların lehine politikaları uygulatmak için toplanıyor. Onlar önümüzdeki günlerde sömürü uyuşmazlıklarında uzlaşma sağlamak için cilalı masalar etrafında toplanmaya hazırlanırken, ben de hafta sonu kendimi bir başka masada buldum.

Doğu Londra’da sosyal merkeze dönüştürülmüş bir squat’ta kırık dökük bir masanın etrafında hararetli şekilde tartışanlar arasında, uyku tulumları ve sırt çantalarıyla gelmiş bir kaç gezgin, işsiz, işçi, öğrenci ve birkaç da göçmen vardı…

Ağır esrar kokusu altında yapılan bu ‘underground’ toplantının amacı Londra’da düzenlenecek olan G20 zirvesine karşı neler yapabilirizi tartışmaktı. Ortak çıkış noktaları hepsinin tutuculuğa, baskıya, savaşa, faşizme, sömürüye ve emperyalizme karşı olmalarıydı. Ancak aralarında farklı eğilimde olanlar vardı.

Çoğunluğunu genç anarşistlerin oluşturduğu grupta söz alanlardan biri adının Brian olduğunu söyledikten sonra otoriteye ve hiyerarşiye karşı olduğun altını çizerek; “Eylemlerde otorite olmamalı. İnsanlar içinden geldiği gibi davransın. Böyle olursa daha güçlü ve daha canlı oluruz” diyordu. Buna karşı çıkan bir başka biri ise “bu şekilde olursa çok insan gözaltına alınır. Bir düzen olmalı. Önemli olan sesimizi duyurmak ve güçlü bir mesaj vermek. Ayrıca kimseyi dışlamamalıyız. Anarşistler, sosyalistler, çevreciler. Göçmenler. Hepimiz bu sistemin kurbanları değil miyiz?”

Kıvır kıvır saçlarını içine sakladığı koca şapkasıyla ‘beyaz bir rastafaryan’ görünümünde olan AJ hiç sesini çıkarmadan esrarlı sigarasından bir nefes daha çektikten sonra sakin bir şekilde ‘şiddet’ konusundaki görüşlerini savundu: “Zaman zaman şiddet eylemleri olabilir. Mesela bankaların ve çokuluslu şirketlerin camlarının kırılması gibi. Ancak bu tür eylemler sembolik eylemlerdir. Çok önem taşımıyor. İnsanlar evlerini, işlerini kaybediyor. Aileler dağılıyor. Halklar yoksullaşıyor. Borçları yüzünden intihar edenler oluyor. Deprasyona girenler oluyor. Bunlar insanları, insanlığı yok eden bir sistem üzerinden karlarına kar katıyorlar. Onların şiddetinin yanında, birkaç bankanın camı kırılmış. Bunlarla karşılaştırılabilir mi. Ayrıca bizler küçük dükkanların ve arabaların yok edilmesi ve yağmalanmasını hiçbir şekilde uygun bulmuyoruz. Bizim asıl amacımız ve politikamız bu değildir. Bunu arada yapanlar oluyor belki ama bunu engellemek mümkün olmuyor her zaman.”

Derken Sosyalist bir üniversite öğrencisi konuşmaya başlıyor, “eğitimi özelleştirdiler, sağlık sistemi içinde çıkılmaz bir durumda. Belediye evleri teker teker satılıyor. Atalarımızın ağır bedeller ödeyerek elde ettiği tüm kazanımlar elimizden alınıyor. İşçi Partisi tüm haklarımızı elimizden alıyır. Ama diğer yandan zenginleri ve bankaları korumak için her türlü fedakarlığı yapıyorlar. Krizin nedeni olanlar, bunun bedelini işçilere, emekçilere ödetiyor. Buna karşı mücadele etmezsek, bizi bekleyen karanlık bir gelecek”

Tartışmalara damgasını vuran en ilginç çıkışı ise uzun saçlı, uzun elbiseli bol piercing’li bir metalci yaptı: “Moorgate, Liverpool Street, London Bridge ve Cannon Strett’te yola çıkacak Mahşerin 4 Atlısı, tüm güçleri arkasına alarak Merkez Bankası’na akacak. Kırmızı at savaşı, yeşil at iklimsel kaosu, gümüş at para suçlarını ve siyah at da evsizliği temsil edecek. İsteyen istediği atlının peşinde bu karnavala katılabilir. İncil’de adı geçen bu atlılar kendilerine verilen kutsal görevleriyle insanoğlunu cezalandırmışlardı. Biz de kapitalistleri cezalandıralım…“

Vejeteryen yemeklerin dağıtıldığı, fairtrade çay ve kahvenin satıldığı toplantı uzayıp gidecek gibiydi.

Bu arada toplantı odasında canı sıkılanlar diğer odaya geçip, DJ’in yaptığı canlı müzikler eşliğinde yırtık deri koltuklarda oturup, sohbet ediyorlardı…

İngiltere’de 1990’dan bu yana yaşanan en büyük ekonomik kriz en fazla işçileri ve orta sınıfı vurdu. Son bir yıl içinde işini kaybedenlerin sayısı yüzbinlerle ifade edilirken, yine onbinlerce kişinin evine el koyuldu. Uzmanlar sistemin kurbanı olanların öfkesinin giderek büyüdüğü konusunda hem fikir. Bu toplantıda buna bende şahit oldum. Herkes öfkeli ve kızgın. Herkes içindeki öfkeyi boşaltmak için hazır bekliyor. Kimilerine göre 90’larda Thatcher iktidarına karşı yaşanan ‘kelle vergisi isyanı’na benzer çıkışların olması kaçınılmaz.

Protestolar…..

İngiltere’nin değişik bölgelerinde Londra’ya gelecek olan anti kapitalistler, çevreciler, sosyalistler, anarşistler, liberaller, göçmenler, işsizler, öğrenciler çeşitli eylemler konusunda anlaşmış görünüyorlar. Bir hafta sürecek olan eylemler 28 Mart tarihinde Savaş Karşıtı Koalisyon ve TUC sendikası tarafından Londra’nın merkezinde ‘Önce İnsan – İş, Adalet, İklim İçin Yürüyüş” sloganı altında düzenlenecek olan gösteriyle başlayacak. Gösteriye ‘Direct Action Block’ şemsiyesi altında katılmaya hazırlanan anti kapitalist ve anarşistler doğrudan eylemler hazırlığında. Gösteri üç ana talep etrafında örgütlendi: Herkese İnsana Yakışır İş ve Kamu Hizmeti; Küresel Yoksulluğa ve Eşitsizliğe Son; Yeşil Bir Ekonomi İstiyoruz.

Londra’nın göbeğinde kamp

Küresel ısınmaya karşı kampanya yürüten çevreciler Bishopsgate bölgesinde, European Climate Exchange binası çevresinde, daha önce Heathrow ve Kent bölgesinde düzenlediklerine benzer bir ‘iklim kampı’ düzenlemeye hazırlanıyor. Çadırları, uyku tulumları ve bisikletleriyle bölgeye akın edecek olan çevrecilerden bazıları asfaltları sökerek yerine çiçek ve bitki ekme hazırlığında.

1 Nisan Şakası

Özellikle zirvenin başlayacağı 1 Nisan Çarşamba günü İngiltere Merkez Bankası’nın bulunduğu Bank bölgesinde bazı gösteriler düzenlenecek. Londra’nın finans bölgesi olan ve ‘City’ olarak bilinen bölgede değişik noktalarda buluşmayı planlayan bu gruplar, ‘krizin bedelini ödeyemiyoruz, ödemeyeceğiz ve sokaklara çıkacağız” sloganıyla öğlen saatlerinde İngiltere Merkez Bankası’nın önünde İngiliz devriminin 360.yıldönümü nedeniyle karnaval yapmayı planlayor. Bazı anarşistler ise, web sitelerinde ‘Kapitalizm yıllardır dünyamızı ısıtıyor. Buzulları eritiyor, yağmur ormanlarını yakıyor, yerküremizi ölüm noktasına itiyor. Londra Zirvesi G20’ler için en büyük 1 Nisan şakası olacak. Onlara 1 Nisan şakasına hazırlanıyoruz’ diyorlar. Aynı gün Savaş Karşıtı Koalisyon Amerikan Elçiliği önünde buluşuyor.

Zirvenin yapılacağı Docklands bölgesi Excel Sergi Salonu çevresinde zirveyi engellemek için yapılacak olan eylemler de var. Bu eylemler daha çok anarşist ve çevreci gruplar tarafından organize ediliyor. Basına sızan bazı eylemler doğruysa, Blackwall Tüneli’nin kapatılması, küresel ısınmaya ve savaşlara dikkat çekmek için zirvenin yapılacağı binaya dev bir buz kütlesi ve tank getirilmesi söz konusu… Aynı gün akşam saatlerinde sosyalistler ve komünistler ise Tony Benn, Ken Loach, Ken Livingstone gibi tanınmış simaların da katılacağı UCL’da yapılacak olan ‘Alternatif G20’ zirvesini yapıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 − fourteen =