Mandolin tınıları arasında

Mandolin tınıları arasında

0
PAYLAŞ

Mandolinden sonra flüt ve armonika, okul yıllarımızda müzik derslerinin vaz geçilmeziydi. Bir kaç kişini değil, hepimiz kapsayan bir müzik eğtimi için. İlk adımdı. Değişik tınılarla tanışma ve değişik renklere ulaşma aracıydı. Bir küçük kent ilkokulunda bile, bu eğitimi alarak yolculuğumuza başlamıştık. Şimdilerde bu yolculuğa nedense pek çıkarılmıyor. Tek düzelik, tek sese tanışlık ve başka sesleri de tanıma eksikliği, belki de bundan mı kaynaklanıyor yaşatıldıklarımız, ne dersiniz.

Mandolin ve orkestra. İkisini bir arada hiç dinlemedim. Örneğini de görmedim. İstanbul’da, iki aylık bir gecikmeden sonra, Cemal Reşit Rey Konser Salonu önünde bu ilanı görünce, kendimi yeni keşifler ve yolculuklar için içeride buldum. Bu yıl sezonun açılmasından bu yana izlediğim bir kaç konser de, hep özenli bir program düzenlenmiş olduğunu hissettim. Pazar akşamı da bu yolculuk, yeni bir yol ve yolculuk oldu doğrusu.

Genç bir sanatçı, adeta yerinde duramıyor. Sahneye bile koşarak geliyor. İlk kez dinliyorum ve tanıyorum. Elinde bir mandolin. İsrail’den bir sanatçı, ama mandolini ile dünyayı dolaşmış, bu kez sizi de bu yolculuğa davet ediyor. Türkiye’de ilk kez sahnede yer alan bir sanatçı. Biz de ilk kez dinliyeceğiz. Avı AVITAL.

Küçük bir oda orkestrası. 12 kişilik. Keman, viyola, viyolonsel, kontrabas ve klavsen. Almanya’dan gelen bir topluluk. KAMMERAKADEMİE POTSDAM. Konsermayster ise Meesun Hong COLEMANN. Onlarıda, Türkiye’de ilk kez izliyoruz.

Sahnede sanatçılar yerlerini aldıklarında, ülkeleri bir yana dünya vatandaşları. Müzik onları bir araya getiriyor. Program VİVALDİ ile başlıyor. Mandolin Konçertosu. Önce, LUT Konçertosu Re Majör, sonra Do Majör, konçertolar. Programda BACH’da var. La Minör Konçerto.

Sonra yeniden VİVALDİ ile konserin birinci bölümü sona eriyor. Şaşırmayın. VİVALDİ’nin “Mevsimler” eserinin “Yaz” bölümünün, mandoline uyarlaması. Sol Majör Konçerto. Soğuk ve yağmurlu havalardan sonra, baharın habercisi güzel bir pazar akşamı, siz VİVALDİ eşliğinde yazı bile getirmiş oluyorsunuz. Salona sıcak bir hava yayılıyor hemen. Bu kez alkışlar daha da yoğun oluyor.

Ernest BLOCH. Keman ve piyano için yazılan bir eseri. “Baal Shem Suit” inden bir bölüm.”Nigun”. Dinlerken tanıdık gibi. Sizi sarıyor, (Taksim). Mondolin ile dinlemek de farklı. İkinci bölümün farklı olacağının ilk işareti oluyor bu eser. Klasik müzik dünyasından, ülkelerin folklorik ağırlıklı eserlerine yapılan bir yolculuk başlıyor artık.

Romen havaları ile içimiz kıpır kıpır oluyor. Mandolin’le dinlemek farklılığını yaşıyoruz. BARTOK’un, Romen Halk Dansları. Oda Orkestrası ve Mandolin. Yolculuğumuz sonra Akdeniz kıyılarından, okyanusa doğru açılıyor. M.de FALLA sahnede bu kez notalarıyla. Danseden yok sahnede, kapatın gözlerinizi, müzik sizi Opera’ya taşıyor zaten. “La Vida Breve” Operasından, “İspanyol Dansı”

Bitmedi. Daha asıl yeni keşif başlıyor. Karadeniz kıyılarına Kafkaslar’a doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Bir GÜRCÜ sanatçıyı tanıyoruz. S. TSİNTSADZE. “Gürcü Halk Temalarından esinlenmiş 6 Minyatür”. Sahnedeik heyacan, salondaki izleyicelere de yansıyarak doruğa ulaşıyor.

Küçük bir mandolin ve küçük bir Oda Orkestrası eşliğinde, tını zenginliği ile tarihsel ve coğrafi yolculuğunuz sona eriyor. Alkışlar adeta bir haberci gibi. Avı AVITAL’i biz Türkiye sahnelerinde yeniden görebiliriz.

Bu yazıyı hazırlarken, Avi AVİTAL’ın BACH, CD’si dönüyor. Yine aynı oda orkestrası eşlik ediyor. KAMMERAKADEMİE POTSDAM.

Klasikden, folklorik bir yolculuğa mı geçmek istiyorsunuz. Gürcistan’dan Avrupa’yı da dolaşmak, İspanya’dan Akdeniz’i geçip, okyanusa mı ulaşmak istiyorsunuz. O zaman Avı AVITAL’ın ikinci CD’sini döndürmeğe başlayın. ” Between Vorlds”. Dünya folkloründen örneklerle, size bir yolculuk yaptırabilir. Piazzolla’dan Dvorak’a, Falla’dan Willa Labos’a tanıdık tınıları, mandolin odaklı dinleyebilisiniz. Bulgar ve Gürcü müziğiniden örnekleri de, yine farklı br tadla mandolin eşliğinde size sunuyor.

Müzik yaşamın bir parçası. Ülkeler, asırlar, insanlar. Bu tınılarla üzülüyor, çoşuyorlar. Yaşıyor ve yaşatıyorlar.

Tekrar ilkokul günlerime dönüyorum. Mandolin ve müzik dersleri. Sonra resim ve sanat tarihi dersleri. Lise yıllarına uzanan bir çizgi. Şimdi bu dersler var mı bilmiyorum. Her şey, test odaklı sınav sonuçlarına dayalı, başarı ölçüsü bu mu ?

Peki ya hayat. Müziğin, resmin, şiirin farkında olmadan, bir başarı söz konusu olabilir mi ?.

Yineliyorum, bu gün içinde yaşadığımız sıkıntılarda, bu eksikliğin de etkisi yok mu?

Bu tekdüze ve kuru yaşamı, renklendirmek, çeşitlendirmek, güzelleştirmek gerekmez mi. Bize bunları sunmada eksiklikler varsa, biz aramayı sürdürelim.

Yaşamak için, yaşadım diyebilmek için.

__________________

İstanbul. 30 Mart 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK