Memleket hasreti!

PAYLAŞ

Kedimiz, çiçeğimiz, sevgilimiz, annemiz, babamız, hayatımızda bir anlamı olan sevdiklerimiz yada varlığına alıştığımız şeyler bir an kaybolunca, yok olunca, yada biz ondan ayrı düşünce özlemek başlar. Özlemek alıştığımız yada sevdiğimiz şeye hasret duymaktır onu yeniden kavuşma isteği onu yeniden yaşama isteğidir.


Memleket hasreti de böyle bir özlemdir, ondan ayrı kalınca, ondan uzak düşünce, havasını, suyunu, insanını, kaosunu, börtüsünü böceğini, kedisini köpeğini bile özlemeye başlarsınız. Bunları alışkanlıktan mı yoksa sevgiden mi özleriz bilmiyorum. Herkesin buna bir cevabı vardır sanırım.


Türkiye dışında yaşayan bizler için vatan hasreti kimi zaman ızdıraba bile dönüşebilir. Yıllar geçmesine rağmen bir türlü gidememişsinizdir doğduğun topraklara, sürgündesindir adeta. Ya da kimi zaman yaşadığın ülke boğar seni, bir çıkış ararsın, özlemini giderecek olanak arayıp durursun. İşte bu olanaklardan biride bizlerin ara sıra ziyaret etmek zorunda kaldığı Türkiye Konsolosluklarıdır. Buralar Türkiye gibidir adeta. Herkes Türkçe konuşur, kurallar Türkiyedeki gibidir, çalışan ve gelen insanlar Türkiyede olduğunu hissettirirler sana. Her türden insanı görme şansın vardır konsolosluklarda. Bazen tanıdıklarlada karşılaşıp, ayak üstüde olsa hoş sohbet etme imkanı bulabilirsiniz. Kısada olsa memleket hasreti giderirsiniz ve bir anda olsa yaşadığın topraklarda ‘yabancı’ olmaktan kurtulursunuz konsolosluklarda.


Türkiyedeki gibi muamele görürsünüz, Türkiyedeki gibi konuşursunuz, Türkiyedeki gibi kızar, espiri yapar ve gülersiniz. Konsolosluklara gelip konmuştur sanki küçük bir Türkiye. Tıpatıp herşey aynı. Memleket havası solursunuz, memleket stresi çekersiniz. Bunlar kısada olsa memlekette olduğunu sana hatırlatır, uzakta olanı yakınlaştırır. Aslında bir nimettir, her yıl yazları senin gittiğin memleketin ayaklarına kadar gelmiştir adeta. Oraya gittiğinde ya oh be! yada üff be! dersiniz.


Bugün memleket hasreti giderdim. Hamburg`un sayılı güneşli güzel günlerinden biri, sabah erken uyanmanın zindeliğine güneşin sıcaklığı eşlik ediyor, parkta köpekleriyle oynayan insanlara bakınarak yeşillikler arasından Hamburg Türkiye Konsolosluğu`na varıyorum… memleket hasreti gidereceğim doya doya.


Biliyorum orada her şey Türkiyedeki gibi, hiç bir şey farklı değil. Bakmayın avrupada olduğumuza, Türkiye burdada aynı. Değişen bir şey yok. Kapıda uzun bir kuyruk seni bekliyor, hemen sıranı almak için adımlarını sıklaştırıyorsun. Bir iki sigaradan sonra artık beklemek sıkmaya başlıyor bile, ne zaman içeri alınacağını bilmeden beklemek… önce yavaş yavaş sesini yükseltiyor, sonra arkanda yada önünde bekleyenle, aynı eziyeti çekenlerle sohbete başlıyorsunuz…, nerelisin sorularıyla başlayan sohbet konsolosluğun, bürokrasinin biz vatandaşlara yaptığı eziyetten, Türkiye ve AB konularına kadar uzanabiliyor. Sıra haala bir türlü gelmez. Hadi bir sigara daha, karşılıklı sigara ikram etmeler…


En az iki yada üç saatini gözden çıkarman gerekir konsolosluktaki işlerin için…Zaten konsololukta 4 saat açık…işlerin yetişmediyse ertesi gün yine aynı film… Aynı Tükiyedeki banka yada elektrik faturası yatırma kuyrukları, yada nüfus, vergi dairelerinde beklediğimiz gibi. Neden bekletildiğini bilmemen gibi, bu bekleyişler sırasında, ‘hadi kardeşim işimiz var, niye yavaş çalışıyorsunuz’ diye memura kızman gibi. Soğukta yada yağmurda ellerini ve ayaklarını ısıtmak için yaptığın hop hop zıplamalar gibi. Herşey aynı, hiç bir şey farklı değil. Özlemin tükenmeye, azalmaya başladı bile..


Çalışan memurlar açısından da karşılaştığımız resim aynı…Bize kendilerince mantıklı cevaplar yetiştirmek, niye bekletildiğimizin gerekçelerini sıralamak… buradaki gerekçe güvenlik. Herkes işini yaparsa işler daha çabuk hallolur telkinleriyle itirazlarımızı bastırıp, sıramızda sesimizi çıkartmadan durmanın medeni bir davranış olduğunu bize hatırlatıp, sesini çıkaran, itiraz edenleri yada sırayı bozanları üstü kapalı biçimde medeniyetsizlikle suçlamak…


Sanki medeni dedikleri toplumlarda sıra varmış gibi, medeniyet ile sıraya girmek arasında hemen çabucak doğrudan bir ilişki kurmak ve böylelikle bizi uygarlık testinde sınıfta bırakmak. Eğer tutarsa hizaya getirmek: İtirazların devam etmesi halinde ise otoritesini kullanıp seni kapı dışarı etmek, yada beklemeye almak, bir bakımdan karşı gelmekten dolayı cezalandırmak. 


Daha da ileri gittiğinde işini ertesi güne sarkıtmak… Evet bugün memleket hasreti giderdim, hiç bir şey farklı değildi: bugün memurlarla tartıştım, bugün yine canım sıkıldı, bugün yine kapılar yüzüme kapandı, bugün yine sesimi çıkarmamam söylendi, bugün medeniyetsizlikle suçlandım, bugün yine kuraldışı davrandım, bugün yine birlikte sesimizi yükseltirsek dedim… çünkü Türkiye Hamburg Konsolosluğundaydım.


Hamburg, 14 Mart 2007


cetinguerer@yahoo.de

CEVAP VER