Mevlana’dan izlenimler…

“Birleştirmek” bunun için geldik biz;
“Bölmek” işte bunu hiç istemeyiz…!
……….
“Kalk, uyan dünya bize kalmaz.”
………

Yukarda siyasi söylemi çağrıştıran sözleri okur okumaz sanmayın ki siyaset yazacağım bugün.
Kesinlikle siyasetin dışına çıkacağım.
Yorulduk artık siyasetten, anayasanın yarattığı gerginlikten ve Malezya hezeyanlarından.
Zaten yukardaki sözler de siyaset için söylenmiş değil…
Değil ve bugünkü siyasi tabloya “cuk” otursa da sizlere politikada son durumdan  değil, bu kez Yüce Mevlana’nın rubailerinden seçilerek bestelenen “Candan Cana Mevlana Oratoryosu”ndan bahsedeceğim.
Üstelik bir “ilk”den…
Eski ve ilk Kültür Bakanı Talat S. Halman’ın çevirilerinden yararlanan Mustafa Erdoğan’ın bestelediği Mevlana oratoryosu, Devlet Opera ve Balesi’nce anlamlı ve köşeli bir yılda, yani ünlü düşünür Mevlana’nın doğumunun 800. yılı nedeniyle sahneye taşındı.
Unesco’nun 2007 yılını “Dünya Mevlana Yılı” ilan ettiği bu yıl yaz ayları boyunca Ankara Devlet Opera ve Balesi orkestra ve korosu günlerce bu oratoryo üzerinde çalışarak emeklerini 29 Eylül gecesi  Dünya Prömiyerinde sergilediler.
Eserin başladığı ve soluksuz geçen 90 dakikada, Mevlana’nın üzerinde yaşadığımız evrenin en büyük düşünürü olduğunu bir kere daha anımsamak çok ama çok güzel bir duyguydu.
Ancak, Talat Halman’ın çevirisinden yararlanılarak Mevlana’dan seçilen rübai ve şiirlerin müzikle harmanlanarak icra edilmesi sırasında içeriğinin net anlaşılmaması kimi seyirciye sıkıcı gelmiş olabilir. Ama bu, eserin enfes bestesine ve icraya gölge düşürdü anlamına gelmez. Gelmez ama insan böyle bir gecede oratoryonun metninin sanatseverlere  dağıtılmasını bekliyor.
Hem 800. yıl anısına. Hem Mevlana’nın 800 yıl önce ortaya attığı felsefenin minik bir kitapcıkta toplanması adına.
Yoksa böyle bir gecede elimizde metin, kulağımız sanatcılarda Mevlana yorumlamak değil amaç.
Sakın ha “Kitapcık için ödeneğimiz yoktu”denmesin, bu kitapcığı yapmak ve yayınlamak için sponsorlar birbirlerini çiğnerler.Yeterki düşünülmüş olsaydı.
Neyse ben sözlerin anlaşılmamasını eleştirecek değilim bu ilk gecede.
İzlenimle de önemli bir yerde.
Bu Dünya Prömiyeri gecesine çiçeği burnundaki Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay eşi ile gelmişti…
Kısacık saçları, boynundaki inci kolyesiyle modern Türk kadını fotoğrafını ne kadar özlediğimizi hemen farkediyor insan.
Opera ve Bale Genel Müdürü Meriç Sümen Kanan da yanlarındaydı.
Eserin bitmesinin ardından ilk Kültür Bakanı Talat S. Halman ile 2007 yılı itibariyle son Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanyana gelmeleri sohbet etmeleri akılda kalacak fotografın başlıca kareler arasındaydı.
Günay, eser biter bitmez Halman’ın yanına giderek kendisini kutladı.
Tabii bir kültür bakanının ilk geceye gelmesi çok şık bir davranış olsa gerek.
İki kültür bakanının katılması ise çok çok şık.
Eski yıllarda, kültür bakanlarının böylesine önemli gecelere katılmama alışkanlıkların sona ermesi açısından anlamlı ve “fevkaledenin fevkinde” şık…
Tabii ünlü balerin Genel Müdür, Meriç Sümen Kanan’ın, koltuğuna oturduğu andan itibaren opera ve baleye taze  kan pompalamaya çalışması, başarıya odaklı projeleri hayata geçirmesi de izlenimler arasında güme gitmemeli.
Dahası hemen belirteyim, çeviriyi müziğe uyarlayan Gülce Çelik Erdoğan’ı kutlamamak elde değil.
Şule Köken (soprano) Ferda Yetişer (mezzosoprano), Murat Karahan (tenor) ve Sabri Karabudak (bas) ayakta alkışı hak ettiler, hem de fazlasıyla.
Soloları unutmak ne mümkün..
Ney soloda Bilgin Canaz, Viyolonselde Cüneyt Balkız, fagotta Engin Güngördü ve klarnette Ferda Özkazanç harikaydılar.
Herşey güzeldi ama geceye katılan sanatseverlerin  kılık-kıyafet konusunda bir türlü duyarlı olmamaları hayret vericiydi.
Kot giyen bayanların bu rahatlıktan bir süre feragat etmeleri çok mu zor?
Neticede iki saatlik süre.
Hele kocalarını, sevgililerini veya erkek arkadaşlarını koyu kıyafete teşvik etmemeleri anlaşılır gibi değil.
Burada bütün iş kadınlara düşüyor.
Sahnedeki bayan ve erkek sanatcıların şıklıklarına, güzelliklerine baksınlar yeter.
Bakmak kadar bakılmanın da harika bir şey olduğunun bilincine varmak an meselesi oysa…
Yeterki istensin.
Hele sanatsever kadınlar isterse..

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here