Mevsimlik göçebe tarım işçilerinin yolculuğu

Mevsimlik göçebe tarım işçilerinin yolculuğu

0
PAYLAŞ

Şimdi nasıl yorumlayacağız, ne diyeceğiz. Yaklaşımımız, insana verilen bir değerin ölçüsü. Acıyı duyma mı? Acıyı algılıyama mı? Ya da acıdan kaçma mı? Acıdan kaçma değil aslında, sorumluluktan kaçma, giden gitti kalanı kurtaralım mı?

Güney sınırlarından Ege’ye, kuzeyde Karadeniz kıyılarına kadar, her yıl yaz aylarında yaşanılan bir durum. Mevsimlik tarım işleri için, işçi göçü. Çoluk, çocuk, genç, ihtiyar, aile olarak, belirli yerlerden, belirli iş alanlarına yolculuk. Pamuk tarlalarına, portakal bahçelerine, sebze tarlalarına, fındık toplamaya kadar, değişik tarım işyerlerine çalışmaya gidenler.

Topluca gidilir. Bir kent ve çevresinden başka bir kent ve çevresine. Yazlığa ya da tatile gidiş yolu değildir bu yolculuk. Ekmek parası için ve kısa bir dönem kazanılanla, diğer zamanda da yaşayabilmek için. İş biter aynı yolculuk, dönüş yolculuğu başlar. Bazen farklı ulaşılır.

Çalışma alanı, işyeri, yaşama alanı, adeta içi içedir. Gecesi, gündüze karışmıştır. Çadırlar kurulur, işin dışında o alanda yaşam sürdürülür. Çalışma saatleri çoğu zaman belirsizdir. Çalışma yaşı, gece gündüz farketmez. Bu çalışanları ve yaşamı görürüz. Çoğu zaman da bakar geçeriz sadece.

Yapılan işle de değil, yolculuklarda yaşanılanla, kayıpla çoğu zaman haber olabilirler. Biraz üzüntü, biraz acıma. “Bu kadar da olmaz” değerlendirme ve yakarışları, sonra da gündemimizin kıyısından akıp giderler.

Bu taşınma ve yolculuk, çoğu zaman açık kasa arabaların arkasında, traktör römorklarında, kapalı küçük minübüsler aracılığı ile olur. Üzüm salkımı gibidir. Bir birleri ile bitişik nizam bir yolculuktur bu. Kapalı bir minübüs ise, 20 kişilik bir taşıma aracı ise, kapasitesinin iki katı yolcu binmiştir. Açık kasa bir kamyon ise oturma düzeniniden çok ayakta yolculuk esastır. Traktör römorkları ise salkım saçak gibidir.

Taşınan insandır. Bir yük değil, hayvan nakli değil. Sessiz bir kabullenmedir daha yolculuğun başı.

Bu araçlarda ki insanlar, bir yerden bir yere giderken, devletin yaptığı yollardan geçerler. Trafik kontrollerinin yapıldığı yollardan. TIR araçları, yolcu otobüsleri, özel araçları ile seyahat edenler, hep aynı yoldadır. Bazen yan yana, bazen hızla geçerler onları, bazen de karşıdan ters yönden gelirken bir an görürler bu araçları.

Yolcu taşıma aracı bile değildir çoğu zaman. Ayrıca bu kadar çok yolcu taşınacak bir araç da değildir. Ama herkesin geçtiği ve gördüğü yollardan geçerler.

O araçları süren şöförlerin durumu da, onların durumundan pek farklı değildir. Bir an önce ulaşacaklar ve geri dönecekler. Ara da dinlenme çoğu zaman bir sigara molası kadardır. Yorgunluk ve uykusuzluk, kaçınılmazdır.

Bir anlık dalgınlık, bir an da ani karar verememe, ya da kısa bir süre aldırmazlık, dikkatsizlik. Kaçınılmaz bir sonucu getirir. Kayıtlara trafik kazası olarak geçer. Çarpma, devrilme, şarampola düşme, kayma, trafik ışıklarına uymama, yanlış şeride geçme olarak da belirtilir bazen.

Sonuç, ne kadar az veya çok can yitirilmesi ile haber olur ve de görülür. Az veya çok olan, yük değildir. Yük gibi taşınan insandır, “can” dır. Bir aile tümden nüfus kaydından düşer. Ve dönüş yolu bunlar için yine memlekete, bu kez tabutladır artık. Daha rahattır, gelirken yaşanılan duruma göre. Bunları değil yazmak, düşünmek bile o kadar zor.

Çoğu zaman, “kader” denir.

“Allah rahmet eğlesin” denir.

Son zamanlarda gelişen bir tanımla, işin “fıtrat”ın da var da denilecektir.

“Sektörün özelliği” tanımlaması da, bu değerlendirmenin içindedir.

Acı düştüğü yeri yakar.

Bir dönem geçer, unutulur.

Yenisi tekrar yaşanınca hatırlanır birden, öncekilerle birleştirilir, kıyas edilir.

Bir “gerçeklik” haline dönüşür.

Kimdir suçlu?

Şoförmüdür kısaca. O da aynı kader paylaşmıştır çoğu zaman.

Yaşanılanı görmezsek, duyarsız kalırsak, tepkimizi belirtmezsek, önlemeğe çalışmazsak, kontrol etmezsek, susarak kabullenirsek, kimdir suçlu?

Her yıl yaşanılanın haber olması dışında, yaşanmaması için, bakarsak.

Kimdir suçlu ?

Sahi, bunları yazarken unuttuk, koalisyonu kim kiminle kuracak, ya da erken seçim olacak mı?

_________________________

* Ankara. 7 Temmuz 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK