Mevzuata uygun facia

Soma ağlıyor…
Sadece Soma halkı mı?
Türkiye kan ağlıyor.

Bir somun ekmek için, yerin altında, alın teriyle evine nevale götürmek için hayatını riske atan Soma işçisi, belki de bu işe girmek için, yani madende çalışmak için nasıl torpiller aramıştır.
Hangi milletekilini aracı etmişti acaba madenci Ahmet.
Hangi bürokratın veya siyasinin kapısını çalmıştı madenci Recep’in askerden gelen oğlu Hüseyin?

Ölüme torpil aradılar.
Yerin altında, torpil aradıkları insanların ihmalleri yüzünden can verdiler.
Soma’da trafo patladı.
Aslında Soma’da patlayan trafo haberini duyduğumda ekrana yapışıp kaldığımı hatırlıyorum.
“Bu trafo patlaması bence büyük bir facianın işareti olmaz inşallah” diye de düşünmeden edemedim.

Maden işçisini ancak bir saat koruyabilen, ona sadece bir saat oksijen sağlayan maskelerin altındaki yüzleri anımsadım.

Büyük bir kazanın, telafisi zor bir facianın nedenleri ve son durumu hakkında açıklamalar gecikince, hele üç saati bulunca toprak altından çıkarılacak şehit sayısının yüzleri bulabileceğini yüksek sesle söylemek zorunda kaldım.
İçime doğmuş gibi değil.
Bir yerlerde yanlışlık yapıldığına inanarak.
Bir yanlış değil, bir çok yanlışın halktan gizlendiğini farketmemek için bu ülkede yaşamamak lazım.
Kesinlikle bir hata yapılmış olabilir diye kafa yormaya gerek yok.

Çünkü yerin dibinde, yani toprağın 200 metre altında, beş kilometrelik bir sahada trafo patlıyor, yangın çıkıyor.

Maden ocaklarında tek bir trafo değil, onlarca trafo olduğu söylendiğine göre, yangının çıktığı bölge demek ki kontrol altında değil diye düşündüm.

TV ekranlarında madenclilik uzmanlarının yorumlarını, sendikacıların görüşlerini dinledikten sonra da “Yüzlerce işçimizi kaybetmiş olabiliriz” diye de düşünmeden edemedim.

Bu bir facia bana göre.
Hem de geliyorum diyen bir facia.
Nedeni aynı bölgede meclis araştırma komisyonu kurulmasını isteyen CHP’lilerin önerisi, ne yazık ki kısır siyasi çekişme nedeniyle reddedilmiş.

Bu facia, madencilik tarihine kara bir leke olarak kazınacak.
Siyasilerin “kara lekesi” olarak.

Bu facia aynı zamanda “Mevzuata harfi harfine uygun” bir kaza olarak tarihte yerini alacak.
Çünkü 2013 yılında defalarca denetimden geçmiş.
Teknik adamlar gelmişler.
Her yanı gezmişler.
Eksiklere bakmışlar.
Belli ki trafonun patlayacağını, sistemde hayati bir hata olduğunu farkedememişler.
Ama raporlarına “İşletme mevzuata uygundur” raporunu vermişler.
Ne yazık ki o “sağlam” denilen trafo Yüzlerce işçinin ölümüne, binlerce ailenin yüreklerinden silinemeyecek acılarına neden oldu.
Yazıklar olsun.

Maden işçilerinin bir dilim ekmek için, yerinde altında verdikleri mücadele sırasında yüzlerine bulaşan maden karası, facianın sorumluları her kimlerse onların kalplerine ateş düşürsün.

Ulusal yas ilan edenlere de bir çift sözümüz olsun:

Yerin üstünde yapılan hizmetlerle oy toplamayı meziyet sayacağınıza, yerin altında alın teriyle ekmek kazanmaya çalışanlara hizmet etmenin daha kutsal olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.