“MİT TIR’ları davası düşmüştür”

“MİT TIR’ları davası düşmüştür”

0
PAYLAŞ
Cumhuriyet yazarı Ayşe Yıldırım, bugünkü köşesinde MİT TIR’ları davasını yazdı.

“MİT TIR’ları düşmüştür” başlıklı yazısında Ayşe Yıldırım, “‘FETÖ’ olayını CHP’ye ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’na bağlamaya çabalayan AKP, farkına varmadan MİT davasını düşürdü. Nasıl mı? ” diye sordu.

Ayşe Yıldırım, “Sonuç açık; muhtemel başka bir kumpas hazırlığı için bu davayı başlatanlar, aslında açık biçimde MİT TIR’ları davasını da düşürdüler.” yazdı.

İşte Ayşe Yıldırım’ın o yazısı:

FETÖ’ olayını CHP’ye ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’na bağlamaya çabalayan AKP, farkına varmadan MİT davasını düşürdü. Nasıl mı?

Aydınlık gazetesi 21 Ocak 2014’te ‘İşte TIR’daki cephane’ başlığıyla Adana’da durdurulan MİT’e ait üç TIR’dan ‘mühimmat’ çıktığını belirtmiş ve “TIR’larda ‘insani malzeme’ değil, top mermisi taşındığı belgelendi” diye yazmıştı. İlaç kutularının arasında gizlenen top başlıklarının fotoğrafını da yayımlamıştı. 

29 Mayıs 2015’te bu kez Cumhuriyet “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle çıktı. Haberde, 19 Ocak 2014’teki TIR’ların durdurulması operasyonundan fotoğraflar ve bilgilere yer verildi. Savcılıktaki görüntülerle TIR’larla Suriye’deki gruplara silah ve cihatçı sevk edildiği iddia edildi. 

Kıyamet ondan sonra koptu. Erdoğan, Cumhuriyet’i ‘casusluk’la suçladı. Efendim, “Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu” imiş!.. Oysa şimdi AKP’li ama o sırada MHP’li Tuğrul Türkeş “Vallahi de billahi de o silahlar Türkmenlere gitmiyordu” diye bağırıyordu. 

Erdoğan “Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek” demişti ki dava açıldı. O dönem Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül “Silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme”, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme ve açıklama” gerekçeleriyle tutuklandı. 

Dokuz ay sonra Dündar ve Gül, AYM kararıyla serbest bırakıldı. 
Daha sonra mahkeme, Dündar ve Gül’ü ‘devletin gizli belgelerini açıklamak’ suçlamasıyla mahkûm etti. ‘Darbe’ suçlamasına beraat verdi. İki gazetecinin “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasından yargılanmasına karar verdi.

Sonrasında ise CHP milletvekili Enis Berberoğlu hakkında “askeri ve siyasal casusluk” ve “FETÖ- PDY’ye bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Ve Berberoğlu, 21 Haziran’da söz konusu görüntüleri Can Dündar’a verdiği gerekçesiyle 25 yıl hapis cezasıyla tutuklandı. 
O güne dek haberi daha önce vermekle övünen Aydınlık için hiçbir işlem yapılmamıştı. 

Cumhuriyet’in tutukluluğunun üzerinden iki yıl, haberin yayımlanmasından üç yıl sonra aynı haber nedeniyle Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel ile eski istihbarat şefi Ceyhun Bozkurt hakkında iddianame düzenlendi. Savcı İrfan Fidan’ın hazırladığı iddianamede “gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlaması yöneltildi. Ama “Şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle hiçbir ilgilerinin olmadığı anlaşıldığından” cümlesiyle birlikte. Fidan, Aydınlık’ın yayımladığı fotoğraftaki mühimmatın ‘devlet sırrı’ kapsamında olduğunu söylemekle yetiniyordu. 
Dönelim Enis Berberoğlu’nun tutuklanma gerekçesine. Bugün Fidan’ın ‘devlet sırrı’ dediği Aydınlık’taki fotoğraf için ne deniliyordu o gerekçeli kararda: 

“Nerede çekildiği, içeriğinin ne olduğu dahi ilk bakışta net olarak anlaşılamayan tek kare foto.” 
Yani bu fotoğrafla devlet sırrının ifşa olamayacağını savunuyordu mahkeme. 

Oysa bugün dava açtıkları İlker Yücel, 28 Eylül 2016’da İrfan Fidan’a ifade vermişti. Ve “Türkiye Cumhuriyeti devleti de komşu devletiyle savaşamaz. Aydınlık haberleriyle buna dikkat çekti” demişti. Yani TIR’larda silah olduğunu söylemişti doğrudan Fidan’a. Elbette Aydınlık’ın çizgisine uygun biçimde Cumhuriyet’i karalamayı da ihmal etmemişti. 
Şimdi gelelim olayların toplamına. “Önce haberi ben verdim” diye yırtınan, hatta Fidan’a bunu kendi ağzıyla söyleyen Aydınlık’a üç yıl boyunca hiçbir soruşturma ve dava açılmadı. Berberoğlu’nun tutuklanma gerekçesinde bile aklanmaya çalışıldı. Ama ne hikmetse birdenbire ‘gizli kalması gereken bilgileri açıkladığı’ suçlamasıyla iddianame hazırlandı. 

Muhtemelen Berberoğlu’nun tutuklanmasına, Cumhuriyet’e yöneltilen suçlamalara karşı kendilerini güvenceye almaya çalıştılar. Çünkü olayı CHP lideri Kılıçdaroğlu’na kadar uzatma niyetindeler. Ama ortadaki çarpık durum hâlâ sürüyordu. Bir hamleyle bu ‘çarpıklığı’ yok edeceklerini sandılar. Ve her zamanki pervasızlıklarıyla hareket ettikleri için yakalandılar. Nasılsa kimse sorgulamaz sandılar. 

Şimdi şu soruları yanıtlamak zorundalar: Madem sadece ‘gizli kalması gereken bilgileri açıklamak’ suçunu barındırıyor o görüntüler ve bilgiler; o halde Dündar ve Gül’e yöneltilen diğer suçlamalar niye? Ortada bir casusluk yok ise Enis Berberoğlu neden hapiste? Aynı haber nedeniyle Aydınlık’ta bulamadığınız ‘FETÖ’ izini nasıl Cumhuriyet ve CHP’ye mal edersiniz?

Sonuç açık; muhtemel başka bir kumpas hazırlığı için bu davayı başlatanlar, aslında açık biçimde MİT TIR’ları davasını da düşürdüler.

BİR CEVAP BIRAK

3 × 4 =