Muhalefet ve demokrasi…

Her askeri darbenin, her ihtilalin demokrasi denemesi yapılan ülkelerde siyasetçinin ağzının tadını kaçırdığı kesin.
Sadece ağız tadını kaçırsa iyi.
Gözünü korkutur politikacının, gözünü.
Nedeni açık.
İhtilaller siyasetçileri biçer.
Son askeri darbede orgeneral Ahmet Kenan Evren’in sarf ettiği “Siyasetçiler kabı kirlettiler, biz temizlemeye geldik” cümlesi bunun açık belgesidir.

Bir yandan siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır denir, bir yandan da her ihtilalde bu partilerin kapısına kilit vurulur.
Atatürk ve devrimlerini korumak, ülkeyi korumak ve kollamak (!) için ihtilal yaptıklarını söyleyen 1980 darbecileri, Mustafa Kemal’in bu ülkeyi yönettiği tek parti olan CHP’nin kapısına da kilit vurmadılar mı?

İşte bu parti demokrasi denemesine geçildiği yıldan bu yana, yani 1950’den beri tek başına iktidara gelemedi.

Oysa demokrasilerde alternatif partiler, yeni görüşler, yeni sesler vazgeçilmezler arasında yer alır.
Demokrasinin olmazsa olması muhalefet partileridir.
Bu muhalefet partilerinden biri, gelecekte iktidar adayı olmayı hedefler.
Gerçi hepsinin gözü iktidardır ama çoğunluk sistemlerinde bir oy fazla alan ülkeyi yönetmek hakkının elde eder.

Ben CHP’nin tek başına iktidara gelmesi ve bir kere olsun denenmesi tarafında yer alırım hep.
Gerçi CHP’li değilim, hiç de eğilimim yok ama demokrasiler muhalefet partilerine mahkumdurlar bana göre.
Bu “mahkumiyet”, demokrasinin iyi işlemesinin anahtarıdır bence.
Çünkü demokrasilerde aynı partinin devamlı iktidarda kalması hem halkı bıktırır, hem de bugünlerde olduğu gibi siyasi literatürde olmamasına rağmen “ sivil vesayet” iddialarının yaygınlaşmasına neden olur.

CHP yeni bir yapılanma içinde.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi şimdi işbaşında.
Bu partinin önümüzdeki 6 ay içinde Türkiye genelinde oy patlması yaparak iktidara gelmesi beklenemez.
Eşyanın tabiatına aykırı bir durum çünkü.
Eğer CHP geride kalan seçimlerde ilerisi için umut verecek biçimde ve giderek oylarını arttırabilseydi, belki birinci parti olmayı hedefine koyabilirdi.
Hatta zorlardı.
Hatta tek başına olmasa bile en büyük koalisyon ortağı tablosunu yaratabilirdi.
Ama bugün için bu umut yok.
Yani 2011 seçimleri bir sonraki seçimlerin birinci partisi olma provası şeklinde cereyan edecek gibi.
Bu bile CHP için büyük bir aşama.
Bu parti yeniliklere açık, zamanın değil ama geleceğin ruhunu yakalayacak bir parti programı yaparsa, aslında bugüne kadarki parti programlarını “yok” farz edip sil baştan bir hedef belirlerse kendisine neden iktidara tek başına gelmesin ki?

CHP artık eski CHP olmamalıdır.
İç kavgaların nüksetmemesi gerekir.
Hiziplerin bünyede barındırılması gerekir.
Ben son üç yıldır sayın Baykal’ın partinin başından ayrılıp Antalya’da torunlarıyla balığa çıkmasını tavsiye eder dururdum.
Haklı olduğum ayan beyan ortada.
Ama ne yazık ki üç yıl kaybetti CHP.
Umarın Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi arayı kapatır ve beklenen sıçramayı gerçekleştirir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.