Muhsin Yazıcıoğlu?

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart 2009 günü seçim çalışmalarını yürütmek üzere kiralanan özel bir firmaya ait helikopterle Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit İlçesi’nden Yozgat’ın Yerköy İlçesi’ne giderken kaza geçirerek yaşamını yitirdi.

Türkiye’nin son 40 yıllık siyasi tarihinin yakın tanıklarından olan Yazıcıoğlu’nun kazada yaşamını yitirmesi akla pek çok soruyu da getirdi. Üstelik Yazıcıoğlu, geldiği siyasi geleneğin dışında bir yorumla sol ile birlikte yaşanılaileceğini de dile getirmişti.

Aşağıda kısa özgeçmişinde okuyacağınız gibi Yazıcıoğlu, derin devlet ve “devlet adına” kurşun sıkan ülkücüleri iyi tanıyordu. Son olarak da medyada Hrant Dink cinayetinde gözlerin kendi üzerine çevrilmesinden hem rahatsız olmuş hem de bu polemikle partisine katılımları artırmıştı…

Ne yazık ki Yazıcıoğlu’nun, siyasete atıldığı günden, son gününe kadar tanık olduğu pek çok sırrı da mezara götürdüğü bir gerçek…

DİNK DAVASI

Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ı azmettirdiği iddia edilen Yasin Hayal’e talimat verdiği öne sürülen gözaltındaki KTÜ öğrencisi Erhan Tuncel’’nin, BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun Trabzon gezilerinin organizasyonunda görev aldığı basına yansımıştı.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, “cinayetten sonra BBP ve Türk milliyetçiliğine yönelik saldırıların artık edep sınırlarını aştığını” ifade ederek, “söz konusu yayınları yaparak kendisinin hedef göstermek isteyenlerle yargı yoluyla hesaplaşacağını” açıklamıştı.

“HEPİMİZ ERMENİYİZ”E KIZDI

Yazıcıoğlu, açıklamasında ayrıca, “(Hepimiz Ermeniyiz) sloganı atanlara öneriyorum; bir günde şehit cenazesinde toplanıp ‘Hepimiz Mehmetçiğiz, Hepimiz Türküz’ diye bağırın” görüşünü dile getirmişti.

Gazeteci Hrant Dink’e karşı yapılan alçakca suikasta karşı çıkanlar, Rus şair Yevgini Yevtuşenko’nun “Ben Yahudiyim” serzenişinişindeki felsefeyle “Ben Hrantım! Ben Ermeniyim!” sloganı atmışlardı… Yevtuşenko, “Kanımda yahudi kanı yok ama çürüten nefreti karşısında antisemitlerin, ben bir yahudiyim… İşte o yüzden de kendime gerçek bir Rus diyebiliyorum” diye yazmıştı.

DİNK SUÇLAMASI TARAFTAR KAZANDIRDI

Dink cinayetinde gözler BBP’nin üzerine çevrilmesi bir anlamda Türk düşmanlarına karşı aktiv eylem isteyen eski yeni MHP sempantizanları için de BBP çekim alanı oldu. Geçen yılın ilk aylarında BBP Basın Müşavirliği’ne göre yeni katılımlarla BBP kuruluş tarihinin en hareketli günlerini yaşattı.

ÇATLI’NIN KANKASIYDI

Muhsin Yazıcıoğlu’nun ilk gençlik yıllarına bakarsak, Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı, 12 Eylül öncesinde ülkücü hareketin önde gelen isimleriydi.

İkisi de yakın arkadaştılar. Ülkücü hareketin içinde aynı kaderi paylaştılar. Çatlı, 1996’da Susurluk’taki trafik kazasında yitirirken, Yazıcıoğlu ise bir helikopter kazasının kurbanı oldu. Yazıcıoğlu, Ülkü Ocakları’nda önce Genel Başkan Yardımcılığı, sonra da genel başkanlık yaptı. Bu dernek kapatılınca 1978’de yerine kurulan Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı Yazıcıoğlu’ydu. Yardımcısı da Abdullah Çatlı’ydı.

EMNİYETİ TEHDİT ETTİ

Çatlı, Bahçelievler’de 7 TİP’li öğrencinin öldürülmesi olayının baş aktörü olmakla suçlandı. Bu olayda kullanılan otomobilin, Yazıcıoğlu’nun tasarrufunda olduğu öne sürüldü. Yazıcıoğlu, daha sonra bu iddiayı ve Doç.Dr.Bedrettin Cömert’in infaz emrini verdiği iddiasını reddedecekti. Çatlı, 1978’de Balgat katliamı nedeniyle gözaltına alındı. Bu sırada yardımına koşan Yazıcıoğlu oldu. Yazıcıoğlu, emniyeti telefonla arayarak, “Bu size son ihtarım. Abdullah’ı bırakmazsanız Ankara’nın 150 yerinde bomba patlatacağız” diye tehdit etti. Ardından Çatlı serbest bırakıldı.

HAPİS YATTI, SOLU TANIDI

MHP’de Genel Başkan Müşavirliği de yapan Yazıcıoğlu, 12 Eylül’den sonra cezaevine girdi. Çatlı ise askeri darbeyi izleyen aylarda yurtdışına kaçtı. “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nda yargılanan Yazıcıoğlu, 5.5 yılı hücrede olmak üzere, 7.5 yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı. Sonunda da bu davadan herhangi bir ceza almadan özgürlüğüne kavuştu.

Yazıcıoğlu hücresini bir dönemin sol liderleri ile paylaştı. Yazıcıoğlu, hücrede kaldığı günleri, “Ben solcularla aynı hücreyi paylaştım ve bir gün, ‘koskoca Türkiye’yi paylaşamadık, ama şu 2,5 metrekarelik hücreyi paylaşıyoruz’ dedim. Yani, bu bana şunu öğretti: Kavgaların hiç kimseye faydası yoktur” sözleriyle anlatmıştı.

Dev-Yol davasından yargılanan Nasuh Mitap da Muhsin Yazıcıoğlu ile, 1980 darbesinden sonra bir hücreyi paylaşanlardandı. Mitap Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra şunları söyledi:

“Ben Dev-Yol davasından yargılanıyordum. Mamak Askeri Cezaevi’nde Muhsin Yazıcıoğlu ile birkaç ay aynı hücrede kaldık. Bu hücrelerde konuşmak, gülmek ve hareket etmek bile yasaktı. Havalandırmaya çıktığımızda sağa sola bakamazdı kimse, konuşamazdı. Bu şartlar altında Muhsin Yazıcığolu ile 2,5 metre karelik bir hücreyi paylaştık. Cezaevi yönetimi bizi birbirimize eziyet edelim diye aynı hücreye koymuştu ama onların umduğu gibi şeyler olmadı. Günlerimiz kavgasız gürültüsüz geçirdik. Günde 3 sefer sayım adı altında ikimize de dayak atılıyordu. Askerler dayak attığında birbirimize yardım ediyorduk. Birbirimize su veriyorduk. Muhsin Bey büyük ihtimalle bizleri tanıdıkça bazı düşünceleri farklılaştı. Vatanı parçalayıp satacak insanlar olmadığımızı, orada o hücrede görünce anladı. Bu şekilde hayatının son bulmasından ötürü üzüldüm.”

TOPUKLU AYAKKABI GİYMEDİ

Son 2 yılını da yine koğuşta geçirdi.Koğuşta birlikte kaldığı Adana Davası’ndan gelen ülkücü gençlerin çay için kavga etmesine kızan Yazıcıoğlu, “Madem ki bu çayı adam gibi içemiyorsunuz, ben de içmiyorum” diyerek tepki göstermiş ve hapisten çıkana kadar bir daha çay içmemişti.

Yazıcıoğlu, hapishanede kendisine hediye getirilen yumurta topuk ayakkabıyı da hiç giymemiş, beğenen bir arkadaşına hediye etmişti. Yazıcıoğlu o sürede hiç tespih çekmediğini de ifade etmişti.

Yazıcıoğlu, siyasete, 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi saflarında döndü. Partinin Genel Sekreterliğini yaptı. Milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ile yollarını ayırdıktan sonra 1993’de BBP’yi kurdu. O günlerde kutlamak için arayanlardan biri de Çatlı’ydı. Yurtdışından arayan Çatlı, “Hayırlı olsun, inşallah ülkeye faydalı hizmetler yaparsınız” dileğinde bulundu. Ondan sonra da telefonla zaman zaman görüşseler de yüzyüze görüşemediler.

ÇATLI’YA AHDE VEFA

Çatlı’nın 3 Kasım 1996’da Susurluk’taki trafik kazasında yaşamını yitirmesinin ardından Nevşehir’de düzenlenen cenaze törenine katılanlardan biri de Yazıcıoğlu’ydu. Eleştiriler üzerine Yazıcıoğlu, “17 yıldır göremediğim arkadaşımdı. Ahde vefa” diye açıkladı. “Çatlı ve onun gibiler suçlu ise bu sistemin suçudur” diye de ekledi. Yazıcıoğlu, Susurluk kazasının 12. yıldönümünde Abdullah Çatlı için Nevşehir’de düzenlenen anma törenine de katıldı. Çatlı’nın annesi Remziye Çatlı’nın elini öperek çiçek verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + three =