Nasıl kafayı yedik?

Nasıl kafayı yedik?

0
PAYLAŞ

Kriz gelince mağdurlar kurtarılır da, panik atak geçiren halk niye kurtarılmaz?


Hani padişah vezire 4-5 kere sormuş, “halkın durumu ne? “ diye… Hep “ eyüdür devletlüm, hep sizi tenkit ederler” diyen vezir,  son defasında “valla çok mutlular padişahım, devamlı oynuyorlar…” diye cevap verince, “ tamam” demiş devletlü, “vergileri düşürün gari…”


İşte bizim halk da şakkıdı şakkıdı oynamaya başladı…  Oynatmaktan menkul bir oynama… Eskiden gece alemlerinde oynanırdı, ekranlarda oynanırdı… Son zamanlarda yollarda kendi kendilerine konuşanlar, bağıranlar, trafik tıkanınca vakit değerlendirmek için zeybekler, horonlar…


Geçenlerde köprüde iki dönenler sarhoşluktan dağılmış vatandaşlar değillerdi… Öyle olsa yürüyemezlerdi bile, ama tam dengede Ankara’lı Turgut eşliğinde Ankara seymen havası oynuyorlardı seke seke… Zaten ilk oynattırmaya başlayan da Ankara’da mukim 1. Turgut idi…


Bizim memlekette sosyologlar, psikologlar pek ekranlara çıkıp konuşmazlar… Oysa ne çok şey vardır konuşulacak… Ambulans tutup iş toplantısına yetişen iş adamı mıdır pratik zekası tavana vurmuş olan, yoksa ambulansı bu amaç için kiraya veren kurum mu? Ya 15 kişi ambulansa doluşup akraba ziyaretine giderken kaza yapanlar? 


Peki, Bursa’da otobüsleri taşlanan Antalyaspor’lular, İnegöl’de, Bursa plakalı arabaları taş yağmuruna tutarken, kırılan camdan gözü çıkan otistik kızımızın hayatını karartan psikopatlara ne demeli? Antalya şampiyonlar ligi şampiyonu olsa, o kızcağızın gözü görecek mi? Bankalar batsa, kredi kartını ödemeyenlerin gözü bankaları görecek mi?


Prezervatif takmadan AİDS’li fahişe ile yatacak kadar gözükara cehaletin, açlıktan gözü döndüğü için gasp yapan kapkaççıdan farkı var mıdır? Kendini Napolyon sanan tescilli deli ile, kendini Formula 1 şampiyonu sanarak, şehir trafiğine dalan acurun arasında bir fark var mıdır?


Peki, normal midirler acaba, Kastamonu’da işe alma sınavında güç ölçmek için şınav ve mekik çektirilmesi yoluyla üç kuruşluk hayallerin yıkılması? Bu zihniyetteki işverenin, geçirmekte olduğu, cinnet değil midir?


20 yıl çalıştığı tekstil fabrikasından kriz bahanesiyle kapıya konuluveren adam kafayı yememek için direnç gösterirken, futbol maçlarında şeref tribünlerini işgal eden saygı değmez, zengin, klüp yöneticisi iş adamlarımızın birbirine yaptıkları anormallikler neyin direnç zaafiyetidir?


Toplumsal çıldırma sendromu, yaş grubu, gelir grubu, cinsiyet, kültür vs. farkı gözetmiyor… O halde niye tımarhanelerdeki vatandaşlarımızı da dışarı salmıyorlar? Güle oynaya yaşayalım kardeş kardeş…


Bakalım kredi kartlarının ödenmemesinden dolayı, kart sahipleri mi, yoksa bankalar mı tırlatacaklar? Bakalım resesyon ne kadar ekstra depresyon üretecek? Bakalım kapitalizm ne kadar sosyalist üretecek? Ayranı tahterevanlar mı yoksa jipler mi üretecek? Bakalım sidik yarıştırıcılar ne kadar prostat üretecekler? Bakalım devletlülerimiz, esnafı, fabrikayı, işsizi, KOBİ’leri, kredi kart hamillerini kurtarmak için ne gibi fikirler üretecekler? Bu yıl üretim yılı…

BİR CEVAP BIRAK