“Önceleri çok arızalı idim, şimdi daha az arızalıyım”

“Önceleri çok arızalı idim, şimdi daha az arızalıyım”

0
PAYLAŞ

-İki yıl önce sizinle Kıbrıs’ta söyleşi yapmıştık. O zaman bir kitabınız vardı, şimdi 3 kitabınız var. Yazarlık konusunda yol alıyorsunuz? Yazmanızın nedeni ne? Ne oldu da “yazmalıyım” dediniz?

Evet, evet, asıl soru bu olmalı? Ne oldu da yazmaya başladım? Yıllar önce kendi hayatımda bir şeyler fark ettim. Korktuğum her şeyi hayatıma getirebiliyordum. Olumsuz her şeyi hayatıma çekiyordum. Neden korkuyorsam başıma geliyordu. Hangi konuda endişem varsa mutlaka gerçekleşiyordu. Kimi yargıladıysam aynısını yapıyordum.

Kısacası hayatımda yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Yıllardır çabalıyordum. Bir türlü hayalini kurduğum yere bırak gelmeyi, yanına bile yaklaşamıyordum. Kontrol etmeye çalıştığım her şey, kontrolümden çıkmıştı. He kötü şey “hep de beni bulur, hep de benim başıma gelir” durumundaydım. Bu durumu herkes bir felaket olarak algılayabilir. Aslında ben de başta öyle algılamıştım. Sonra anladım ki, olumsuz şeyler hep beni buluyorsa olumlu şeyler de bulabilirdi. Düşünce tarzımı değiştirdiğimde hayatıma çektiğim her şey değişebilirdi. Fark ettiğim şey buydu. Madem korktuğum başıma geliyordu, ben de korkmamayı öğrenebilir, iyi olan şeyleri hayatıma çekebilirdim.

“Evrenin İİlahi Dili” kitabı işte bu düşünceyle çıktı.

-“2 Tam BİR Tek” kitabınız da ilişkilerinizdeki arızalar yüzünden mi çıktı?

Öyle de denebilir. “2 Tam BİR Tek” kitabım ilişkilerimdeki arızaların nedenini ararken ortaya çıktı. Ayrıca yaptığım binlerce bireysel seanstan sonra gördüm ki, siz tam ve bütün olmadığınız sürece tam ve bütün insanları hayatınıza çekemiyorsunuz. Yarım bir elma olduğunuz sürece, ilişkilerinizde hep yarım kalıyor. Bunun için karşınızdaki kişileri suçlamak yerine, kendinizi tam ve bütün yapmaya niyetlenin.

Eğer kendinizde değersizlik hissi varsa, eşiniz de size değer vermeyecektir. Ya da aldatılma korkunuz var diyelim. Hayatınızda olan kişiye sürekli bu korku ile yaklaştığınızı varsayalım. Emin olun gün gelecek ve sizi aldatacaktır! Sizin bu korkunuzu görebilmeniz, kabullenebilmeniz ve temizleyebilmeniz için elinden geleni yapacaktır! Bunun için onu suçlamanız anlamsız. Çünkü bunu çağıran sizdiniz! Bu durumun oluşması için bu düşünceyi evrene yolladınız, neticesinde de isteğiniz gerçekleşti. Kaybetme korkun varsa, hayatına kaybetme korkusu olan insanları çekersin. Aldatılma korkusu olan insanların hayatına aldatılma korkusu olan insanlar gelir, çünkü ben o frekans yayıyorum ve onu çağırıyorum. Başarılı insanların hayatına başarılı insanlar gelir. Özgür bir insanın hayatına özgür bir insan gelir. İnsanların seni sevmediğini düşünürsen çok hizmet edersin ki seni sevsinler. Saçını süpürge yaparsın ama kimse de kıymetini bilmez.

-Ya “Kadın Olmayı Hatırlamak” kitabı…

Yine yaptığımız binlerce bireysel seans sonunda birçok kadının eril enerji ürettiğini dişil enerjiden bazen bilerek bazen de bilmeyerek kaçtığını fark ettik. Bu da bana “Kadın Olmayı Hatırlamak” kitabını yazdırdı. Bu durum da hayatımızdaki dengenin kurulamamasına yol açan bir etken.

-Sizin yaşam koçluğunuz daha doğrusu bu konularda eğitim almanız kendi arızalarınız gidermek için olmuş belli ki..,

Yaşam koçluğuna başladığımda sadece bir yıl kendi kendime yaşam koçluğu yaptım. Bir yıl kendi korkularımı tespit etmekle uğraştım, kendime şifa aktardım, kendime enerji aktardım. Kendi iç dünyamla, kendi bilinçaltımla yüzleştim. Neler neler çıktı! Kaybetme korkum varmış; aldatılma korkum varmış; terk edilme korkum varmış; yalnız kalma korkum varmış; yok olma korkum varmış; parasızlık korkum varmış; hata yapma korkum varmış; başaramama korkum varmış; hasta olma, ölüm korkum varmış; insanlar ne diyecek korkusu; esir olma korkusu; çaresizlik korkusu; acı çekme korkusu.

Şunu öğrendim, önce hiç kimse olmayı öğreneceksin. Eğer hiç kimse olmayı öğrenemezseniz evrensel sistemin bir sebebi olduğu, bir yaratıcısı olduğu konusunda bocalayıp durusunuz. Bir yaratıcı var, biz buna Allah diyoruz. İstediğiniz gibi isimlendirebilirsiniz. İster enerji deyin, ister evren deyin, bir yaratıcı var. Aslında evreni de Allah yarattı. Ve evren de en az insan kadar çaresiz. Çünkü onun da son kullanım tarihi var. Bilim adamları diyor ki Big Bang olduğundan beri evren genişliyor. Yani 13 buçuk milyar yıldır evren genişliyor. Bu genişleme bir gün duracak ve küçülmeye başlayacak ve yok olup gidecek. Bunu bilim adamları söylüyor. Kur’an da bunu söylüyor. “Semayı biz yaratık, sonra büzüp biz kapatacağız” diyor.

Yani bugün genişleme dursa ve evren küçülmeye başlasa 13 buçuk milyar yıl sonra evren yok olacak demektir. Bunu bizim torunumuzun torunu hatta onun torunun torunu bile göremeyecek. İnsan bedeni nasıl ölümlüyse, evren de ölümlüdür, onun da bir sonu vardır. Sadece bizim zamanımızla onun zamanı aynı değildir, farklı bir zaman dilimi içindeyiz.

-Yani kıyamet kopacak…

Kur’an kıyamete işaret ediyor. Bilim adamları da bunu söylüyor. Kur’an bir çıkış yolu da gösteriyor; diyor ki, “bedenini toprağa teslim ettikten sonra sen ruh olarak yaşamaya devam edeceksin.” Evren ölümlü, biz de ölümlüyüz. Ölümsüz olan bir şey var, o da ruhumuz. Bazıları “doğduk, yaşadık, öldük, bitti” der. Buna inanıyorsanız sorun yok, öldüğünüzde bitecek. Ama ben ölümden sonra daha doğrusu bedensel ölümden sonra bir yaşam olacağına inanıyorum. Çünkü böyle bir deneyimim oldu.

-Nasıl yani, öldünüz ve geri mi geldiniz?

1998 de bir ölüm deneyimi yaşadım. Denizde boğuldum. Suyun altındayken bir ışık açıldı ve ışığa doğru yolculuk yapmaya başladım. Hissettiğim duyguyu kelimelerle anlatmam imkansız. Tarifi yok, yer çekimi yok, zaman yok, beden yok, sadece huzur var. “Allahım burası neresi, ben geri dönmek istemiyorum” diyorum. Ama sonra yukarı doğru çekildim. Geri döndüm.

-Böyle mi başladı arayışınız?

Evet, bu olaydan sonra başladı. 1998’den sonra. Tabii benim inatçılığım, alınganlığım, her zaman haklı oluşum, son lafı ben söyleyeceğim egomdan dolayı biraz uzun sürdü. Annem, babam beni uyarsa da hiçbirini dinlemedim ve duvara vura vura, dibe vura vura hayatı sorgulamaya başladım.

-Hangi yolları denediniz?

Asıl soru şu olmalı? O kadar çok yol denedim ki… Kişisel gelişimle ilgili çalışma yaparken farklı yollara giden sistemler var. Mesela Budizme kaçıyor bazısı, bazısı Sufizme. Bazısı hafıf Amerikan tarzına gidiyor. “Sen bir numarasın, sen her şeyi yaparsın. Bunu yaparsan köşklere sahip olacaksın.” Seni dünyada daha fazla mal mülk edinmeye yönlendiriyor. Bunu yaparken de egonu şişiriyor. Fakat günün sonunda eğer o hedeflere ulaşamazsanız egonuz incinir. Ben patladığımı fark ettim ve hiçbirinde huzur bulamadım.

Bazı insanlar anayoldan gider, biz ara yollara girdik sürekli. Yani çıkmazlara girdik. Şimdiki aklım olsa yapar mıydım? Şimdiki aklımın olması için yapmam lazım. Geçmişe dönüp pişmanlık da duymuyorum, sadece dersimi aldım mı ona bakıyorum. Dersimi almadıysam yaşadığım her şey ziyandır.

-Almış gözüküyorsunuz?

Fark etim ki, senaryo aynı, karakterler değişiyor. Osman gidiyor, Mahmut geliyor yerine. Değişen benim bakış açım oldu. Bir futbol takımı düşünün. Senin takımın kazandıysa mutlusun karşı takım kazandıysa üzgünsündür. Demek ki bir sonuca insanların farklı bakış açıları olabiliyor. Dünyada 7 buçuk milyar insan olduğuna göre, bu gezegende 7 buçuk milyar da doğru var. Geçmişte tek doğru kendimi sanırken ya da hayatımda totemleştirdiğim insanlarınkini doğru sanırken, fark ettim ki herkes kendince doğru. O zaman doğru ne? Herkesin doğrusu farklı ama Allahın hakikatinin tek olduğunu fark ettim. Ben bu gezegende kendi doğrumu arayarak oyalandığım için huzuru bulamadım.

Bu yüzden hangi kişisel gelişim eğitimine gidersen git işin temelinde helalleşme yoksa, seni yaratana yöneliş, ona ulaşma arzusu yoksa, beş gün sonra, on gün sonra, bilemedin bir ay sonra sen gene depresyona girersin, aynı çıkmaz yollarda oyalanırsın.

-İçsel yolculuk, gerçekten yaratıcıya ulaşmamızla mı olacak?

Kuyruğunu kovalayan kedi modundan çıkabilmem için kuyruğumu takip etmeyi bıraktım. Kuyruğumu takip etmek yerine rabbime giden yolu takip etmem gerektiğini anladığımda yolculuk başladı.

-Yaratıcıya giden yolu bulmak için hangi referansları kullanmak lazım?

Bu soru önemli. Bu ilahi yolu o kadar çok kişi anlatıyor ki, hepsi aynı yolu kendi tekamül ve tecrübeleri oranında anlatabilir. Kapasitesi kadar anlatabilir. Doğru mu, yanlış mı? Doğru mu? Doğru. Yanlış mı? Yanlış diyemezsin. Eksik de diyemezsin. Ben kimim ki tartayım. En büyük tehlike senin kendini inançlı görüp başkasını inançsız görmekte yatıyor. Bunun şeytanın bir oyunu olduğunu fark ettim. Seni tam gösterip ötekini sana yargılatıyor. Benim inanç yapımda hoşgörü var. Beni hoşgörüden uzaklaştıran her türlü duygunun vesvese olduğunu görünce, Rabbime ulaşabilmek için araç kullanmam gerekmediğini fark ettim. Kaynak, yol haritası, referans Kur’an ve sünnettir. İşi çözdüm mü? Çözmedim ama kaynağımı öğrendim.

-Yaşadığınız ölüm tecrübesini nasıl dğerlendirdiniz, kimlerle paylaştınız?

Bedenimden farklı olarak o ışığın içine süzüldüğümü hissettim ve gördüm. Bu gözlerle görmedim tabii, başka bir gözle gördüm. Bunu psikologa anlattım, dedi ki; “ölüm deneyimi esnasında beyin bu türlü halüsinasyonlar yaşar.” Bu olayı evliya olarak inandığım çok değerli bir büyüğüme sorduğumda, “gideceğin yeri görmüşsün” dedi. İnsanlar neye inanmak isterlerse ona inanırlar. Ben gördüğümü, hissettiğimi ispat etmek zorunda değilim. Çünkü o benimdir. Eğer beynim uydurdu ise aferin ona, güzel uydurmuş. Ben o anda cennetin ötesinden cennetlik bir duygu hissttim. Bu dünyada hissetmediğim bir duyguydu o. Çünkü bu dünyada ancak bu bedenin elverdiği ölçüde duygu hissedebiliriz. Bedenimize bağlıyız. Beden yokken ruhumuzun ne hissedeceğimizi bilmiyoruz. İnsanların gelişmesini biziz sınırlandıran. İnsanların Allaha ulaşmak için kendi içlerinde yarattıkları sınırları kaldırmaları gerek. Bizim bütün eğitimimiz yerçekimli dünya gezegeni eğitimi. Ölünce hiçbir işe yaramayacak bir eğitimin içindeyiz. Öğrendiğimiz her şey dünya boyutunda aldığınız fani bilgiler. Benim bütün çabam öldükten sonraki, yani kelebeğin kozadan çıktıktan sonraki yaşamı… Milyarlaraca yıl Araf’ta mı bekleyeceğim, yoksa Rabbimin ışığında mı? Ben Rabbimin ışığında kalabilmek için çaba gösteriyorum.

BİR CEVAP BIRAK

six + seventeen =