Nefs terbiyesizliğine davet

Nefs Terbiyesi !
Çocukluğumda duymuştum bunu ilk.
Çocuk aklımla aslan terbiyesi ile karşılaştırdığımı hatırlıyorum o zaman.

Bir ‘’ terbiye yöntemi ‘’ olarak nefs köreltmeyi duydum daha sonra.
Orta okul ya da Lise yıllarında, Halk Edebiyatında çıkmıştı sanırım karşıma.
Hani şu ‘’ 40 gün, 40 zeytinle ‘’ idare hadisesi.

Bir dervişin bir dergaha kabul edilmesi için
kendini karanlık bir odaya kapatıp 40 zeytinle 40 gün
idare ederek kendini ispat ettiği sınav var ya, o işte.

Obur bir çocuk değildim ama, bu ’’ 40 gün 40 zeytin ’’ olayını ilk okuduğumda
Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasının ne kadar isabetli bir karar olduğunu
bir kez daha takdir etmiştim, çocuk aklımla.

İnsanın kendini ya da başka bir insanı ’’ cezalandırarak terbiye etmesini ’’
hiç bir zaman benimseyemedim. Ki bu gün hayvan ’’ terbiyesinin ’’ bile
bu yolla yapılmasını tiksinti verici bulurum.

İnsan vücudunun aldığı zevklere kısıtlama getirmek ya da sınırlandırmak ne ola ki ?
Hem, her hangi bir insanın, her hangi bir şeyden aldığı zevk beni neden rahatsız etsin kuzum? İnsan vücudunda bir zevkin ya da hazzın tadına varabilen bir mekanizma varsa
( ki neler var neler ) bu mekanizma neden köreltilsin, insan bu yetisinden neden mahrum edilsin ?

İnsanı ve toplumsal yaşamı kontrol altında tutabilmenin, egemenlerce oluşturulmuş ahlak(sız) normları bunlar. Haydi o zaman, hep beraber Nefs Terbiyesizliğine !

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here