Önemli değişimciler beklenen dönüşümcüler

Konuya açıklık getirelim…


Yumuşak bir tanım ve ifade ile dönüşümcülerdir.


Bekir Coşkun’un  “döneklik sonbaharı” yazısını köşesinde okuyunca, değerli bir kalem üstadının konuya gerçekçi yaklaşımını, ayni düşünce ve duyguları paylaşmakta olan sade bir vatandaş olarak, elimizi şakağımıza atıp bir süre düşündük… Acaba döneklik medyamızda ve siyaset kulvarında kronik bir
sosyal yara mıdır?


Evet,  değişim ve dönüşüm… Ülkemizde; medya ve siyaset açısından iyileşmeyen sosyal yaradır. “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” sözlerinin günümüz Türkiye’sinde ki ifadesi; “çıkarların” değiştirmeyeceği ve dönüştürmeyeceği insan yok gibidir şeklinde olmalı…


AKP iktidara gelirken, seçim meydanlarında, sürekli “biz değiştik”  söz ve vaatleriyle halkın karşısına çıktı. Peki neden bu değişikliğe daha doğrusu değişime gerek gördüler? Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçmişte söylediklerine ve bugünkü söylemlerine baktığınızda, göstermiş olduğu “değişim” karşısında neredeyse küçük dilinizi yutacağınız gelir.


Başbakan’ın geçmişte söylediklerini, burada yinelemenin gereği yok. O kadar çok yazıldı çizildi ki, neredeyse toplum meseleleriyle ilgilenen herkes ezberledi…


AKP kurmayları ve Başbakan, acaba gerçek anlamda değişti mi?


Kimilerine göre değişti. Çünkü iktidar koltuğu o denli tatlı geldi ki, böylesine, umuru, avantajı ve güzelliği ellerinden kaçırmak istemezler. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün eşi Aylin hanım bir röportajında böyle söylüyordu…


Kimilerine göre de, ortada değişim diye bir şey yok. Düpedüz takıyye yapıyorlar. Planlarını dikkat çekmeden ağır ağır uyguluyorlar. Hedefleri Türkiye’de rejim değişikliği…
Nitekim kimi uygulamalarında artık bu yönde ki gerçek amaçlarını yavaş yavaş ortaya koyuyorlar. Bunun somut örnekleri, içki yasakları, cami yaptırma çıkışları, imam hatiplileri çifte diploma ile üniversitelere sokup ileride vali kaymakam yapma planları, ulema yaklaşımları ve tabi ki türbanı serbest bıraktırma çabaları…


Bütün bunları, AB reformlarını, insan hakları ve özgürlükleri savunuyor    bahanesi ile yapıyorlar…


Değişimcilerde durum böyle iken; medyada ki dönüşümcülerin yani döneklerin fotoğrafı ülke platformunda bugün acaba nasıl bir görünüm ortaya koyuyor? Tabi ki beklenen gibi… Neydi beklenen? İktidarların yıldızı sönmeye ve çıkar beklentilerine yanıtlar verilmemeye başlandığında, anlı şanlı medyamızda hemen dönüşüm başlar. Tabi çoğu zaman, bu konularda deneyimli ve tescilli olanlar bağlamında olur bu dönüşüm, yani döneklik…


Bugünlerde bayrağı ön sırlarda taşıma konusunda kısa süre önce yola çıkmış bir büyük gazetemiz, dönüşümcülüğün şaşılacak ve ibret alınacak görüntülerini hemen her gün sergilemeye başladı.


Yazarlarının neredeyse tamamı artık AKP’ye “tu kaka” demenin yarışına girmiş görünüyorlar. Gazetenin ünlü yazarlardan birine, bir köşe yazısı nedeniyle göndermiş olduğumuz mailde, “daha önce, örneğin geçen sene neden AKP’yi eleştiren yazılar yazmıyordunuz da, şimdilerde durmadan eleştiri yazısı yazar oldunuz?” Maille gelen yanıt gayet pişkince; “ biz geçen sene de böyle yazılar yazıyorduk…” şeklindeydi… Pes vallahi!


Sözünü ettiğimiz büyük gazetenin hangisi olduğunu, çok eminim ki bu satırları okumakta olan ve basını yakından izleyen on okurumuzdan dokuzu çok rahatlıkla biliyor. Acaba hangi gazete diye tereddüt geçirilmeyecek ölçüde ortada kesin bir tablo varsa, daha ne söyleyelim ki?


Ne yazık ki, bu çirkin durum, sadece genel medyada (ulusal değil) yaşanmıyor. Ne yazık ki yerel medyamızda da şahsından nefret edilecek ölçüde, dönekliği   yaşam biçimi haline getirmiş “çirkin kalemler” ve  her dönem iktidar yalakalığına soyunan gazete ve televizyonlar var…


AKP’li belediyelerden rant sağlamak amacıyla yerel medya, günümüzde çok az istisna dışında, neredeyse tümüyle, adeta kentlerinde iktidarın temsilciliğini ve sözcülüğünü yapmakta…


Değişimciler ve dönüşümcüler… Türkiye’nin medyada ve siyasette değişmez kaderi…
Bakalım “değişimciler” ne zaman yeniden “dönüşümcü” olacaklar birlikte ibretle göreceğiz. Çünkü böyle bir tablonun karşımıza çıkması uzak değil. Çıkarların bittiği noktada; ne verilen sözler, ne de vefaymış, sadakatmış ve mertlikmiş gibi “erdem” i temsil eden tavır ve tutumlar kalır…


Napolyon boşuna; para para para  dememiş… Para, mevki ve makam, o denli tatlı ve vazgeçilemez ki,  uğruna “değişmeyecek” ve “dönmeyecek” dünya da ve tabi ki ülkemizde çok az insan vardır. “Değişimciler” ve “dönüşümcüler” yani “dönekler”!  Yaşamımızın, ülkemizin ve geleceğimizin kara alınyazısı!…


burhanaozbey@yahoo.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.