Netanyahu ve Livni birbirlerini suçladı

Netanyahu’nun olası ortaklarından biri olarak görülen İsrail Evimiz partisinin lideri Avigdor Lieberman ise Filistinlilerle barış sürecinin devamını istediğini ifade etti ve “Gerçek bir iki devletli çözüm için Batı Şeria’daki yerleşimimi terk etmeye hazırım” dedi.

Parlamentonun iki büyük partisini geniş tabanlı bir hükümette bir araya getirme ihtimali büyük ölçüde kaybolurken, Netanyahu’nun şimdi meclisteki sağ partilerle hükümet oluşturmaya yöneleceği belirtiliyor.

Netanyahu’ya yakın kaynaklara göre, Likud lideri Livni için “birlik retçisi” tabirini kullanırken, Livni de Netanyahu için “Lieberman’dan bile aşırı (sağda)” benzetmesini yaptı.

Livni’nin geçen Cuma günü Netanyahu ile ikinci görüşmesinden sonra Kadima mensuplarıyla yaptığı toplantıda, “Netanyahu, iki devletli çözümü olasılık dışı saymayan (İsrail Evimiz partisi lideri, sağcı politikacılardan Avigdor) Lieberman’dan bile daha aşırı” dediği ve Netanyahu’nun bunu tartışma niyetinde bile olmadığını dile getirdiği belirtiliyor.

Kadima içinde Livni’nin tavrını eleştirenler ise Filistinlilerle üç yıldır görüşmeler yapan Kadima liderinin, Likud ile bir görüşme heyeti bile oluşturmamasına tepki gösteriyor.

Livni, Kadima’nın ikinci önemli ismi olan Ulaştırma Bakanı Şaul Mofaz’ın yeni hükümetin programıyla ilgili ortak bir yol belirlemek amacıyla Likud ile görüşmeler için bir heyet oluşturulması talebini reddetmişti. Kendisine yakın kaynaklara göre Livni, “Kadima’nın iki devletli çözüm ve yönetim sisteminde değişiklik” konusundaki temel ilkelerinin Netanyahu tarafından kabul edilmediği sürece, böyle bir görüşme heyetinin kurulmayacağının altını çizdi.

Netanyahu, “mevcut güvenlik durumu” ışığında güçlü bir birlik hükümeti ihtiyacı bulunduğunun altını çizerek, Livni’ye hükümete katılması çağrısını yinelemiş bulunuyor.

Likud lideri, bugün veya yarın İşçi Partisi lideri Savunma Bakanı Ehud Barak ile yeniden bir araya gelecek ve koalisyon için Barak’ı iknaya çalışacak.

“BARIŞ İÇİN YERLEŞİMİMDEN VAZGEÇMEYE HAZIRIM”

Öte yandan, İsrail siyasetinin aşırı sağ liderlerinden Avigdor Lieberman, gerçekten iki devletli bir çözüm olması halinde, halen Batı Şeria’daki yerleşimini bırakmaya hazır olduğu mesajını verdi.

Batı Şeria’daki Nokdim yerleşiminde yaşayan Lieberman, Washington Post gazetesine verdiği, İsrail basınına da yansıyan söyleşisinde, “Gerçekten iki devletli bir çözüm olacaksa, yerleşimi terk etmeye hazırım. İsrailli Arap liderler ne diyor? Onlar bir Filistin devletiyle ilgili değiller. Hatta Filistinlilerin kendileri bile bir Filistin devletiyle ilgilenmiyorlar” diye konuştu.

Lieberman, “İsrail’de, savaş sırasında açıkça Hamas’a destek veren insanları kabul edemeyiz” derken, bununla sadece Arapları kastetmediğini belirtti ve “Bunu söylemekten üzgünüm ama, böyle Yahudiler de var” dedi.

Daha önce İsrailli Arapların İsrail vatandaşlığı için “sadakat testlerinden” geçmelerini savunan Lieberman, “Bu konudaki tüm örnekleri Avrupa veya ABD’den alıyoruz. Örneğin sadakat taahhüdü. Ben, ABD’deki gibi bir taahhüt prosedürü önerisinde bulunduğumda, buradaki herkes “Sen ırkçısın, sen faşistsin’ dedi. Niye?” diye konuştu.

Lieberman, koalisyon görüşmeleriyle ilgili bir soruya da, “Sanırım, her bakanlığı alabilirim, savunma, dışişleri ve maliye. Ama, bana sorarsanız dışişlerini istiyorum” diye gerçek niyetini ortaya koydu.

Dışişleri Bakanlığını üstlenmesi durumunda, barış sürecine devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Lieberman, “Biz sorunları doğru çizgilere koyacağız. Hemen bir nihai anlaşmayla başlamadan, adım adım gideceğiz. Kudüs ile veya yerleşimlerin boşaltılması ile konuşarak başlayamazsınız. Önce güvenlik ve ekonomiden başlamanız gerekir. Filistin Yönetimini güçlendirmeniz gerekir. Hamas, Filistinliler ve Mısır için gerçek bir sorun, İsrail’den de fazla” dedi.

Lieberman, Orta Doğu’nun karşı karşıya bulunduğu en büyük sorunun bölgesel ya da Filistin-İsrail sorunu değil, İran tehdidi, Afganistan, Pakistan ve Irak olduğunu, İsrail-Filistin sorununun bunlardan sonra geldiğini savundu. Lieberman, İsrail’in komşularının İsrail’den değil, İran’dan korktuğunu öne sürerken, İran tehdidine karşı sert ekonomik ve siyasi yaptırımlardan yana olduğunu kaydederek, “İran’a karşı askeri bir operasyonun sonuçlarını tahmin bile etmek istemiyorum” ifadesini kullandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − 17 =