İngiliz İçişleri’ne Türkler’den toplu dava

Türk vatandaşlarına İngiltere’de çalışma hakkı kazandıran Ankara Anlaşması’nın İngiliz İçişleri Bakanlığı tarafından uygulanmasının sürüncemede bırakılması üzerine, Türk Dışişleri’nden umudu kesen 250 Türk vatandaşı, İngiltere İçişleri Bakanlığı’na 12 kişilik “örnek toplu dava” açmaya hazırlanıyor… 


Londra’da basın toplantısı düzenleyen yaklaşık 20 Ankara Anlaşması mağduru, sayılarının 3 bini bulduğunu belirterek, “Ankara Anlaşması Mağdurları” adı altında örgütlendiklerini açıkladılar.


Ankara Anlaşması’ndan yararlanmak isteyen Türk vatandaşları İngiltere’de açmak istedikleri işyeri hakkında İçişleri Bakanlıı’na iş planı sunarak önce 1 yıl, sonra 3 yıl ve daha sonra da yaşam boyu çalışma ve oturum hakkı vizesi alabiliyorlar. İçişleri Bakanlığı son 2 yıldır Türklerin vize başvurularını yanıtlamayınca pasaportunu bakanlığa göndermiş olan başvuru sahipleri iş ve özel yaşamlarında belirsiz ve sıkıntılı günler geçirmeye başladı.


AET ve Türkiye arasında 1963’te imzalanan Ankara Anlaşması’ndan doğan vize haklarının İngiltere İçişleri Bakanlığı tarafından keyfi olarak savsaklandığı için mağdur duruma düştüklerini belirten Türkler, anlaşmaya taraf olan Türkiye’nin Başkonsolosluk ve Büyükelçilik aracılığıyla kendilerine sahip çıkmadığından yakındılar.


Toplantıya katılan mağdurlar İngiltere İçişleri Bakanlığı aleyhine ilk aşamada 12 kişilik toplu bir dava açacaklarını belirterek, diğer mağdurların da kazanılmış davayı emsal olarak gösterebileceklerini öne sürdüler.


HUKUKÇULAR  NE DEDİ?


Emin Örgev (Avukat): İşin siyasi yönü daha fazla. AB’ye 10’dan fazla yeni ülkenin girmesiyle Türk vatandaşlarını istememe durumu ortaya çıktı. ‘Ankara Anlaşması Mağdurları’nın İçişleri Bakanlığı’nı bağlayıcı bir karar çıkartmaları çok zordur. Vize başvurularında zaman İçişleri’nin insiyatifindedir. Ayrıca arkadaşların dediği gibi de kazanılacak bir davanın emsal teşkil etmesi çok zordur. Her dava farklıdır. Ancak, sorunun çözümü için Türkiye baskı yapabilir. Bu bir ikili anlaşmadır. Siyasi olarak çözüm aranmalıdır…


Sıdıka Deveci (Hukuk Koordinatörü): ‘Ankara Anlaşması Mağdurları mahkemeyi kazanabilirler. Mahkemeyi yitirseler bile Lahey Adalet Divanı’nda kazanma şansları çok yüksektir. Avrupa hukukunda vize için makul süre 6 ay olarak belirlenmiştir. Başvuru yapan bir kişinin cevabı makul sürede bilme hakları vardır… Şu an İçişleri Bakanlığı 2004 Şubat başvuru dosyalarını değerlendiriyor…


Mustafa Deveci (Hukuk Koordinatörü): Londra’yı ziyaret eden İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya ‘Ankara Anlaşması Mağdurları’nın durumunu anlatmıştık. Ne yazık ki bakan böyle bir konuyu bizden yeni duyduğunu söyledi. Bu durumda hükümetin ikili anlaşmanın uygulanması konusunda taraf ülke İNgiltere’den bir talebi olmadığını da anlıyoruz. Mağdur vatandaşlar kendileri bireysel çabalarla sorunu aşmaya çalışıyorlar.


Talat Durmuşoğlu (Avukat): İçişleri Bakanlığı, başvurulara cevap vermeyerek Türkleri istemediği mesajını verdi. Hukukta makul süre de vize başvuruları cevap verilmelidir. Mağdurların İçişleri Bakanlığı aleyhine açacağı davayı kazanma şansı büyüktür. Olup bitenler aslında siyasidir. Benzer anlaşma İngiltere – Bulgaristan arasında da yapılmış. 1.168 Bulgar vatandaşının 78’ine ret cevabı verilmiş. Ayrıca İçişleri Bakanlığı Bulgaristan Bölümü’nde 45 çalışanı vardır. Türkiye’den ise 3 bin başvuru yapılmış ve ancak 32’sine şimdiye kadar “evet” denilmiştir. İçişleri Bakanlığı Türkiye Bölümü’nde de yalnızca 8 çalışan bulunuyor. Aynı rakamlar Türkiye ile kıyaslandığında İngiltere’nin Türklere bakışını anlayabiliriz.


MAĞDURLAR NE DEDİ?


Emine Sönmez (Cafe işletmecisi): Daha önce 1 yıl vize almıştım. İkinci olarak da 3 yıl vize başvurusunda bulundum. 16 aydır bekliyorum. Benim gibi mağdur olan arkadaşlarla birbirimize destek vererek sorunu aşmaya çalışıyoruz. Geleceğimiz belirsiz. Yaşadıklarımız insan haklarına da aykırı.


Cem Karadeniz (Mühendis): 2004 Kasım’ından buyana vize bekliyorum. İki ayrı işim var. Seyahat özgürlüğümüz yok. Ailelerimizle görüşemiyoruz. İşimizi geliştirmek için girişimlerde bulunamıyoruz. Resmen İngiltere’ye hapis edilmiş durumdayız.


Okyay Eren (Sandviç bar işletmecisi): 10 ay önce 3 yıllık vize istemiştim. Kendime ait Merkez Londra’da sandviç barım var. İşlerim çok iyi fakat pasaportum İçişleri Bakanlığı’nda olduğu için sıkıntılar yaşıyorum. Bankada bile pasaport tek uluslararası kimlik olduğu için para çekemiyorum.


Muhittin Fenerci (Cafe işletmecisi): 14 aydır ikinci 3 yıllık vizemi bekliyorum. 4-13 hafta arasında yanıtlanacağı söyleniyordu. Ne yazık ki beklemek ölümden beter. Abim evlendi Türkiye’ye gidemedim. Yiğenim oldu göremedim… Türkiye’nin binlerce vatandaşına sahip çıkmasını bekliyoruz.



ANKARA ANLAŞMASI?


Ankara Anlaşması gereği İngiltere, Türkiye’ye AB üyeliği gözönüne alınmaksızın Türk vatandaşları AB topraklarında serbest olarak dolaşma ve Gümrük Birliği’nden dolayı iş kurabilme hakkı tanıyor.


Ankara Anlaşması, Türkiye ile o zamanki adıyla AET üyesi ülkeler arasında ticaretin geliştirilmesi ve iş hacmini artırmak amacıyla 12 Eylül 1963’te imzalandı. 1973’te de AET’ye İngiltere ile birlikte 8 ülke daha katılarak söz konusu anlaşmayı tanıdılar.


İngiltere, Ankara Anlaşması başvurusunu reddettiği Türk vatandaşı Abdülnasır Savaş’ı sınırdışı etmiş fakat 11 Mayıs 2000’de Lahey Adalet Divanı’nın İngiltere aleyhine verdiği kararla Savaş’a haklarını tanımak zorunda kalmıştı.


Türk vatandaşlarının İngiltere’de kağıt üzerindeki kazanılmış hakları şöyledir:


– Normal şartlar altında AB ülkeleri 1970’te imzalanan ve 1973’te yürürlük kazanan Katma Protokol gereği Türk vatandaşlarına vize uygulayamazlar. Vize 1980 sonrası konulan ve ‘imzalanan protokol şartlarını imzacı ülke aleyhine değiştirdiği’ için kanunsuz olan bir uygulama. Türkiye, katma protokolleri imzalayarak sonradan eklenebilecek maddelere karşı kendini korumuş olmasına rağmen bu hak nedense bugüne kadar gündeme gelmedi.


– Gümrük Birliği (GB) kavramı gereği AB ülkeleri, doğrudan ve dolaylı olarak GB kavramı içinde kalan Türk vatandaşlarına vize uygulayamaz, AB ülkelerinde çalışma ve yerleşme haklarına engel olamazlar. AB Adalet Divanı’nın 11.05.2000 tarihli kararına göre: ‘Türk vatandaşı olan işveren ve serbest meslek sahiplerinin Katma Protokol’ün yürürlüğe girdiği 1973 tarihinden itibaren ‘haklarına kısıtlama getirilmesine’ imkân yoktur.’


– Ankara anlaşması madde 13 ve madde 14’e göre karşılıklı yerleşme serbestliği hakkını Türkiye de kazanmış oldu.


Sonuç olarak hem Ankara Anlaşması, hem ‘1970-73 Katma Protokolü’ hem de ‘GB kavramı’ gereği AB ülkeleri, Türk vatandaşlarına ve özellikle ‘ekonomik faaliyette bulunanlara’ vize uygulayamaz, iş edinmelerini ve kurmalarını engelleyemeyecekleri yönündedir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.