İngiliz vatandaşlarımız

PAYLAŞ

Ünlü Çanakkale savaşından sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün, Çanakkale topraklarında ölen ANZAK askerleri ile ilgili asker analarına gönderdiği bir mektup var.
“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Bu satırları her okuduğumda hem gözlerim yaşarır, hem de bir insan nasıl bu denli büyük, nasıl bu denli düşmanına karşı hoşgörülü olabilir diye de düşünürüm.
Şimdi bu mektubu, dünya güzeli küçücük ülkemizi vatan seçip, emeklilikleri için biriktirdikleri paraları ile ülkemizde ev alan ve hayatlarının sonbaharını mutlu ve huzurlu bir şekilde geçirmek için aramızda yaşayan İngiliz “vatandaşlarımıza” uyarlayın.
Cümle içinde “vatandaşlarımız” kelimesini kullandım ama pek çoğu da maalesef daha vatandaşımız bile değil.
Ne hırsızlıkları var ne de uğursuzlukları.
Tam tersine ekonomimize birer tüketici olarak bitmeyen katkıları var.
Zaman zaman faaliyetler yaparlar ve Hastanelerimize ve benzeri kuruluşlara yardım ederler. Türkiye’de on sene evvel yaşanan deprem felaketinde aralarında para toplayıp yardım dahi göndermişlerdi. Ama az ama çok. Önemli olan davranışları.
Bu “İngiliz vatandaşlarımız”ın bazıları maalesef bazı üç kağıtçı müteahhitler tarafından kandırıldılar.
Paralarını bir tamam ödedikleri ve güle oynaya satın aldıkları evleri ipotekli çıktı. Müteahhit borcunu ödemediği için alacaklı banka konuyu mahkemeye aktardı ve ipotekli arazi mahkeme kararı ile üzerindeki evlerle birlikte satışa çıkarıldı.
Banka açık arttırmada en yüksek parayı vererek araziyi borca karşılık satın aldı ve İngilizlerin evleri de yasal olarak kendi sahipliliklerinden çıktı.
Şimdi bu “İngiliz vatandaşlarımız” haklarını aramak peşindeler.
Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Bakanlarımıza, Milletvekillerimize ve basınımıza konuyu aktardılar, Mahkemelerimize başvurdular, AİHM’ye başvurmaya hazırlanıyorlar ve son olarak da “Mumlarla sessiz bir yürüyüş yapmak” istediler.
İlgili dairemiz de bu yürüyüşün yapılmasına izin vermedi.
Gerekçe de, KKTC’de yürüyüş yapmak, miting düzenlemek, Meclisimize saldırmak, Bakanlara pet şişe fırlatmak sadece KKTC vatandaşlarına ait bir hakmış, yabancılar sessiz de olsa yürüyemezlermiş….
Bu gerekçeyi duyunca aklıma Atatürk’ün yukarıdaki mektubu geldi.
Vatandaşlarımız olamamış “İngiliz vatandaşlarımız”, vefat ettiklerinde KKTC toprağındaki İngiliz Mezarlığına gömülüyorlar.
Atatürk’ün mektubundaki 2. Paragrafı günümüze, bir tek kelime değişikliği ile uyarlayabilir ve “Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Kıbrıslı Türklerle yan yana koyun koyunasınız.” şeklinde yazabiliriz.
Bizlerle bu toprakları paylaşan, acı ve tatlı günlerimizde yanımızda olan İngiliz vatandaşlarımıza haksızlık ediyoruz.
Bizlerin görevi bu “vatandaşlarımıza” yardımcı olmak, konut sorunlarını çözmek ve onları bağrımıza basmaktır.
Bırakın yürüsünler. Bırakın protestolarını dile getirsinler.
Vatandaşlarımızı kucaklamalıyız, buraya vatan sayıp yerleşen ama hala daha vatandaşımız olamamış İngiliz de olsalar.

Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com
20 Ekim 2010

CEVAP VER