İngiltere’ye gelip iş kurmak olası mı?

PAYLAŞ

Bu sorunun yanıtı son günlerde basında tartışılmaya başladı. Özellikle Ankara Anlaşması’nı hayata geçirmek için Türkiye’den de başvuru yapılabileceği hakkı Avrupa Adalet Divanı’nda görülen davalarla teyit edildi.

Aşağıdaki gündem maddeleri arasında bu konudaki haberimize rastlayacaksınız. Daha ayrıntılı bilgi edinmek için ise Açık Gazete ana sayfadaki Özel Dosyalar’a göz atmanız yeterli olacaktır… Bu konuda faaliyet gösteren bazı “tüccar” avukatlık firmalarına karşı okurlarımızı da uyarmak istiyorum… Aman bulgura giderken pirinçten olmayın…

Gelelim gündeme… Geçen hafta İngiltere’de bize göre en çok konuşulanlar şöyle:

AP seçimleri için sandık başındaydık…

Hollanda ve Britanya’da seçmen dün Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için oy kullandı. Seçim sandıklarında fotoğrafsız ve imzasız seçmen mektubunu göstermek oy kullanmak için yeterli oldu. Biz haliyle oy kullanırken Türkiye’deki nüfus cüzdanı kimlik numarası tartışmasını hatırlayıp hayıflandık…

Dünkü seçimler, bir yıl içinde yapılması beklenen genel seçimlerde seçmen eğilimini yansıtması açısından büyük önem taşıyor.

27 Avrupa ülkesinde gelecek 4 gün boyunca yapılacak AP seçimlerinin sonuçlarının, Britanya’da da pazar akşamı diğer bütün ülkelerle eş zamanlı olarak açıklanması bekleniyor. Belediyelerde yapılan seçimlerin sonuçları ise bugün akşam saatlerinde netleşecek.

İNGİLTERE’DEN ADAY SAYISI

Avrupalı seçmen 72’si Britanya’dan olmak üzere 736 AP milletvekilini seçecek. İngiltere’de 9 bölgeden 59 AP üyesi seçilirken, İskoçya’dan 6, Galler’den 4, Kuzey İrlanda’dan ise 3 parlamenter bu bölgeleri temsil etmek üzere Avrupa Parlamentosu’na gönderilecek.

Britanya’da 2004 yılında yapılan son Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım yüzde 38, Avrupa genelinde ise yüzde 45,5 olmuştu. Britanya’da seçime katılımın artırılması amacıyla son 1 aydır 10 büyük kentte çeşitli etkinlikler düzenleniyordu.

KATILIM ORANI

Seçimlere katılım oranının genel seçimlere göre düşük olması bekleniyor. 2004 yılında yapılan AP seçimlerinde katılım oranı yüzde 39, 1999 yılındaki seçimlerde ise yüzde 30 dolayında olmuştu. Siyasi gözlemciler bu kez yüzde 28 katılım oranı öngörüyor…

Seçimler İrlanda’da 5 Haziran, Letonya, Kıbrıs Rum kesimi, Malta ve Slovakya’da 6 Haziranda, Çek Cumhuriyeti’nde 5 ve 6 Haziran, İtalya’da 6 ve 7 Haziranda düzenlenecek. AB üyesi diğer ülkelerdeki seçimler 7 Haziran Pazar günü yapılacak.

NİLGÜN CANVER İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ’NİN 7. SIRA ADAYI

İngiltere’de Avrupa Parlamentosu seçimleri için ilk kez bir Türk de aday gösterildi ve İşçi Partili Nilgün Canver, partisinin Londra adayları arasında 7. sırada yer aldı. CHP’li bir aileden gelen Canver Türkçe konuşan toplumun yoğun olarak yaşadığı Haringey Belediyesi Meclis üyesi.

Canver’in seçilme şansı az denilebilir… Hollanda’da Emine Bozkurt ve Düzgün Yıldırım’ın dışındaki Türk kökenli adaylardan hiçbirinin doğrudan seçilme şansı bulunmuyor.

***

TBCCI 29’ncu yaş gününü kutladı

İngiltere Türk Sanayi ve Ticaret Odası (TBCCI) kuruluşunun 29’uncu yıl dönümünü merkez Londra’daki ofisinde düzenlenen bir resepsiyon ile kutladı. Resepsiyonda Londra’da görevli Türk ve yabancı diplomatların yanısıra çok sayıda İngiliz, Türkiyeli ve Kıbrıslı Türk iş adamı, sivil toplum örgütü temsilcisi ve TBCCI üyesi hazır bulundu.

BAŞKAN GÜR

CHP’li vekile rüşvet teklif ettiği gerekçesiyle geçern yıl 4 yıl hapis, seçme seçilme ve ticaretten men cezası alan işadamı Remsi Gür, mahkemenin ‘takdir indirimi’ ve AKP’nin ‘mini af’fı ile cezalarından kurtulmuştu. Kararı temyiz eden işadamı, eğer temyizden umduğunu bulamaz ve cezası onanırsa TBCCI üyeliği de düşmüş olacak.

***

“Vizesiz Avrupa hayal olmaktan çıkıyor mu?”

Londra’da faaliyet gösteren Birnberg Peirce avukatlık burosu çalışanlarından İrfan Çangatin milyonlarca Türk’ün umudu haline gelen “vizesiz Avrupa” düşüncesinin hayata gecirilmesi yönünde her gün biraz daha yol alındığını belirtti.

Bir süre önce Türkiye’de Güler Kaşmaz’ın İstanbul’daki İngiliz Başkonsolosluğu’na yaptığı ‘Ankara Anlaşması’ uyarınca vize talebinin kabul edilmesi, Londra’daki avukatlık bürosu tarafından ‘Vizesiz Avrupa yolu açıldı’ olarak basına duyurulmuştu.

Ankara Anlaşması nedeniyle kazanılan davaların aslında sermayenin Avrupa Toplulugu (Şimdiki adıyla Avrupa Birliği) içinde daha kolay dolaşmasını sağlamaya yönelik uygulamalar olduğunu belirten Avukat İrfan Çangatin, “Bir tek bizim ‘Payir’ davası ile işçiler/çalışanlar lehine bir karar çıktı. Ankara Anlaşması’ndan kaynaklı işçi/emekci haklarını daha da ilerletmeye, yerleştirmeye kararlıyız” diye konuştu.

***

Hackney Belediyesi’nden kriz desteği

Hackney Belediyesi, ekonomik kriz konusunda bölge sakinlerine yardımda bulunacağını açıkladı. Belediye yetkilileri, bölge sakinlerine para ve borçların kontrolü, çocuk bakımı, okullar ve milli gelir hakkında da bilgiler verileceğini açıkladı.

***

Brown’a internetten darbe

İngiltere’de İşçi Partisi milletvekilleri arasında imzaya açılan e-posta mesajında Başbakan Gordon Brown’a maliye bakanı ve başbakan olarak 12 yıl boyunca verdiği hizmetler için teşekkür edilerek “ülkenin ve partinin iyiliği için” parti liderliği ve başbakanlıktan istifa etmesi istendi. The Guardian en az 75 imza toplamayı hedefleyen kıdemli milletvekilleri tarafından hazırlanan mesajı “modern darbe” olarak niteledi.

The Daily Telegraph, kılıçların asıl, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra çekileceğini, İşçi Partisi’nin, beklendiği gibi hezimete uğraması halinde isyancı milletvekillerinin seslerini yükselteceğini, Başbakan’ın da koltuğunu korumakta
zorlanacağını öne sürdü.

***

Maliye Bakanı da bunu yaparsa

İngiltere’de kişisel harcamalarını devletten ödenek olarak alan milletvekilleri arasına Maliye Bakanı Maliye Bakanı Alistair Darling de katıldı. Ülkede 3’ncü haftasına girmesine karşın gündemden düşmeyen skandal karşısında Başbakan Gordon Brown’un
istifaya karşı direndiği öne sürüldü.

ÜÇ İSTİFA

Brown, son darbeyi Azınlıklardan Sorumlu Bakan Hazel Blears’ın sürpriz istifasıyla aldı. Bir aydır ülke gündeminin baş sırasında yer alan ödenek skandalında adı geçen isimlerden olan Blears, Londra’da masrafları devlet tarafından ödenen evinin satışında vergi usülsüzlüğü yapmakla suçlanıyor.

İngiltere’nin ilk kadın içişleri bakanı olan Jacqui Smith de, ülke siyasetini sarsan skandalda adı geçenlerden biri sayılıyor. Skandalın ortaya çıkmasından sonra istifa eden Smith, kızkardeşinin evini kendi kaldığı evmiş gibi göstererek bazı giderleri devlete fatura etmekle suçlanıyor. Smith’in devlete fatura ettiği masraflar arasında eşinin evde izlediği porno film giderleri de var.

Son olarak da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı James Purnell’ın istifa ederken Brown’u da koltuğunu bırakmaya çağırdı.

İŞçi Partisi içinde aykırı sesler yükselirken anamuhalefet lideri David Cameron da hükümetin dağılmaya başladığını belirterek erken seçim kararı alınmasını istedi.

***

Ülkeyi terkedenlere günde £11 milyon

İngiltere Ulusal İstatistik Kurumu, 2007’de İngiltere’nin göçmenlere ülkeye terketmeleri için günde 11 milyon, yılda ise 4.1 milyar sterlin ödendiğini açıkladı. Evine dönmeyi Kabul eden göçmenler için 2008’de de 6.3 milyar sterlin ödenek ayrıldı.

İngiltere Göç Gözetleme Kampanyası (Campaign Group Migrationwatch UK) ise göçmenlere geri dönmeleri için verilen ödeneğin çokluğundan yakınarak, “Oysa bu parayla İngiltere Deniz Kuvvetleri için 2 uçak gemisi alınabilirdi” açıklamasını yaptı.

İnsan Hakları ve Eşitlik Komisyon Başkanı Trevor Phillips ise ekonomik krizin en çok gelişmekte olan ülkeler ve o ülkelerin evlerine gönderilmek istenen göçmenlerini ezdiğini öne sürdü.

Gordon Brown hükümeti geçen yıl Ekim ayında, sığınması kabul edilmeyen adayların ülkeyi gönüllü terketmeleri durumunda 4 bin Sterlin vereceğini ve döndükleri ülkede çocukların özel okul masraflarını da karşılayacağını duyurmuştu. Eski Başbakan Tony Blair de “Para verelim de gidin” projesiyle sığınmacı adaylarına 3 bin Sterlin ödenek ayırmıştı.

Muhalefetteki Muhafazar Parti Gölge İçişleri Bakanı David Davis, hükümetin göçmen politikasını eleştirdi. Hükümetin özellikle özel okul masraflarını ödeme planına karşı çıkan Davis, hükümeti sığınmacılara rüşvet vermekle suçlamıştı.

***

Tamil katliamına İngiliz silahı

İngiltere, Tamil Kaplanları’nı bertaraf etmesi için Sri Lanka’ya silah ve askeri malzeme satmakla suçlanıyor. BM, Sri Lanka hükümet güçlerinin Tamil Kaplanları’na yönelik gerçekleştirdiği son saldırılarda, aralarından kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 20 bin sivilin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı…

The Times’ın AB resmi kayıtlarına dayanarak verdiği habere göre, İngiltere ve bazı AB ülkelerinin, Sri Lanka hükümet güçleri ile Tamil Kaplanları arasında yıllardır süren ve geçtiğimiz gün bir anlamda sona eren savaşa silah ve cephane satarak katkı sağladıklarını öne sürdü.

***

Düşen uçakta ‘bomba’ kuşkusu

Rio de Janeiro’dan Paris’e giderken 228 yolcusuyla birlikte kaybolan Fransız havayolu şirketi Air France’a ait uçağın neden düştüğünün hiçbir zaman öğrenilemeyebileceği bildirilmesine karşın İngiltere’de yayınlanan Evening Standart uçağa 4 gün önce bomba ihbarı yapıldığı ve son uçuşunda da bomba aramasından dolayı rötarlı havalandığını öne sürdü.

Son olarak da Brezilyalı yetkililer, Atlas Okyanusu’nda bulunan enkaz parçalarının kayıp uçağa ait olmadığını açıkladı.

***

“Ahlaki duruş sergilemekten uzaktı”

Mezzaterra adlı kitabın yazarı Ahdaf Seyif The Guardian’da, Mısır’daki konuşması genellikle beğenilen ABD Başkanı Barack Obama’yı “Karşımızda dünya lideri değil ABD lideri vardı… Bir dünya lideri istedik ama bir Amerikan başkanı gördük” diye
eleştirdi.

Yazar ABD Başkanı’nı “El Kaide artık yorgun ve dünyadan kopuk olmasına karşın gündemin başında aşırılık vardı. Aşırılık, Afganistan’daki operasyonu haklı çıkarmak için yeniden ortaya konuldu. New York’ta kimseye zararı olmayan üç bin kişinin öldüğü hatırlatıldı. Ama milyonlarca Iraklıya, Afganlıya ne oldu? Müslümanların dışındaki aşırılara hiç değinilmedi” diye eleştirdi.

Yazar, “Obama’nın konuşması avukatlara özgü, akıllıca bir konuşmaydı. Ama, başkalarının çıkarlarını Amerika’nın çıkarlarıyla bir tutmaya dönük ahkali duruşu sergilemekten uzaktı” değerlendirmesini yaptı.

CEVAP VER