İNGİLTERE’DEN… AK Parti haybeye zaman yitiriyor

PAYLAŞ

Türkiye gündemi o kadar çabuk değişiyor ki izlemeniz güçleşiyor. Hz. Muhammed’in karikatürüne karşı tepkilerde kantarın topuzu kaçtı. Bu tepkilerde provakatörler de epey yoğun çalışıyor olmalılar. Avrupa gazetelerini izleme görme olanağı olmayan Arap çöllerindeki insanlar galeyana gelmeye başladı.

Bu hafta AK Parti iktidarının haybeye zaman yitiren uygulamalarından söz etmek istiyorum aslında. Yurtdışından bakılınca AK Parti hükümetinin son üç buçuk yılı boşa geçmiş denilebilir. AK Parti, tek parti olarak istediğini yapabilecek güçte bir iktidar ama yaptıkları işler hiç de öyle demiyor.

Diyelim ki uluslararası bir atletizm yarışında sizin yarışmacınız da koşuyor. Siz de oturduğunuz yerde yarışmacınıza tezahüratta bulunuyorsunuz. Gelvelakin sizin yarışmacı ikide bir durup ayakkabısını bağlıyor, cebinden çekirdek çıkarıp çıtlatıyor. Cebindekileri yere döküp topluyor. Olmuyor sahada izleyicilere laf atıyor. Saha dışındakilerle sohbet etmek için uğraşıyor. Oyalanıyor da oyalanıyor… İşte AK Parti’nin uluslararası arenadaki görünümü böyle… Oyalanıyor da oyalanıyor…

Küreselleşen dünyada, iletişim çağındaki teknolojiyle zengin ülkeler ile yoksul ülkeler arasındaki farkın giderek daha çok açıldığı bir gerçek. AK Parti’nin eline geçen imkanlar çok partili cumhuriyet tarihinde bir de Turgut Özal’ın eline geçmişti denilebilir. AK Parti arkasında bu kadar destekle, koşuda teklemesi ülke adına büyük kayıp.

Nedir bu teklemeler? Son günlerin gündemine bakmanız yeterli. TCK’nin bazı maddeleri değiştirilirken 301’nci madde gibi düşünce özgürlüğünü sınırlandırıcı tartışmalı maddelerin ayıklanması istendi. Pek çok kez yazıldı çizildi. Kulak asan olmadı ta ki Orhan Pamuk olayı çıkıncaya kadar. Orhan Pamuk davası düştü. Böylece başa dönülmüş oldu. Haybeye gündem, haybeye boşa geçen zaman…

Sonra şu Ağca olayı… Ağca’ya 8 gün tatil yaptıran yanlış hesapcılara ne oldu? Önce serbest bırak sonra yanlışmış “pardon” de ve tekrar yakala… Aynı hesap… Haybeye gündem, haybeye boşa geçen zaman…

Yukarıda örnek verdiğim gündem maddelerinin henüz kurutulmadığını da söyleyebiliriz. Yani bir süre sonra benzer olaylar (belki de aynı olaylar)  tekrar yine gündeme gelebilir çünkü 301’nci madde hâlâ koç gibi duruyor ve Ağca’ya 8 gün tatil veren Adalet Bakanlığı yetkililerinden hâlâ hesap sorulmadı…

Öte yandan AK Parti, seçim sistemindeki antidemokratik yapıyı değiştirmemekle de ısrar ediyor. Kendilerine göre haklılar belki de yüzde 33 ile iktidar olmak Türkiye, Afrika ve Latin Amerika’daki muz cumhuriyetlerine özgü olmalı. Ne yazık ki iktidar partisi Türkiye’deki çok sesliliği engelleyen bu konuda da Türkiye’nin zaman yitirmesine neden oluyor.

Türkiye’nin bu çağdaki bu yarışta haybeye kaybedecek zamanı mı var? Türkiye’de bir iş iki kez yapılıyor. Önce bozuluyor, sonra düzeltiliyor. Güneşin doğuşu ve batışı belli. Güneşin doğduğu zaman yapılacak işler, güneşin battığı zamana bırakılıyor. Sonra  becerilemeyip ertesi güne bırakılıyor. Yapılan çoğu şeyde zamanlama yanlış…

Bu yaşananların faturası Türkiye’nin geleceğine çıkarılıyor. Koşarken, daha doğrusu koşar gibi yaparken yitirilen zaman geri kazanılması olmayan bir değer… Osmanlı da sanayi devrimini böyle kaçırmıştı. Faturası AB kapısına düşürülen bize çıktı. Şimdi AK Parti habire kaçırıyor…

***

AK Parti’nin oyalandığı bir başka önemli konu da yurtdışındaki Türklerin gerek ekonomik gerek beyin gücü olarak potansiyellerinin yurtiçinde değerlendirilmesi. AK Parti, sürekli yurtdışındakileri sağmal inek olarak görmekten vazgeçip, yurtdışındaki vatandaşlarına kulak vermeli… Daha doğrusu kulak vermek yetmez, istenilenleri hayata geçirmeli. TBMM Yurtdışındaki Türkler Komisyonu Avrupa’ya geldi, gördü, dinledi ve gidip rapor etti ama sonuç yok… Milletvekilleri de turistik gezi yapmış oldular…

Daha önce sözünü etmiştim ama tekrar etmekte yarar görüyorum. Yurtdışındaki Türk vatandaşları şunları HEMEN istiyor:

– Demokrasinin olmadığı Irak’ın bile kendi vatandaşlarına tanıdığı yurtdışındakilerin seçme ve seçilme hakkı
– Yurtdışında vatandaşlarla ilgilenecek bir bakanlık, hadi ondan da vazgeçtik mutlaka ama mutlaka bir müsteşarlık
– Yurtdışındaki vatandaşların çıkarlarına uygun dışişleri politikası… (Bu maddeyi Alman vatandaşlığını kaybeden Türkler daha iyi anlayacaktır.)

Türkiye’nin ilgisiz bıraktığı yurtdışındaki Türklerle ilgilenen şeriatçı hacı hoca takımı kesesini doldurdu. Gurbette hasretini alınteriyle yoğurup üç beş kuruş biriktiren vatandaşlar yeşil sermayenin eline bırakıldı. Hükümetin artık yurtdışındaki istekleri görmemezlikten gelmesi aklımıza, “Böyle mi olsun istiyor?” sorusunu getiriyor.

***

AK Partililer ekonomide şunları bunları yaptık demesinler ekonomi yönetimi  IMF’nin uzmanlarının elinde. Dış politika ise zaten otomatik pilotta ABD ve AB’nin kuleleri doğrultusunda uçuyor… 

Bir yarıştır gidiyor. Bizim koşucu haybeye zaman yitiriyor. Bu koşudan vazgeçmeyeceksek bu koşucuyu değiştirmeliyiz…

__________________

* Akşahin: BABİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi, Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu Başkan Yardımcısı ve İngiltere Temsilcisi, Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi

CEVAP VER