İNGİLTERE’DEN… Bahanemiz ‘bizim aptallıklarımız’ olmasın

İNGİLTERE’DEN… Bahanemiz ‘bizim aptallıklarımız’ olmasın

0
PAYLAŞ

Not defterimde dişe dokunur konularda düştüğü notları sizlerle paylaşmaya çalışacağım…

***

CHP’nin 84’ncü kuruluş yılı sancılı bir şekilde kutlandı. 84 yıl dile kolay. Aslında dünya demokrasisinde bir asra yaklaşmış demokratik parti sayısı sanıldığı gibi çok değil…

CHP, Karaoğlan rüzgarından sonra hakettiği yeri edinemedi. Hizip, didişme, parti içi anti-demokratik uygulamalar, çizgisindeki sapmalar partiyi küçültükce küçülttü. Eski bir CHP’li olarak bunlardan gerçekten hüzün duyuyorum. 2 yıl önce Deniz Baykal genel başkanlığında CHP’nin muhalefetten kurtulamayacağını ve hep baraj korkusu yaşayacağını yazmıştım. Keşketersi olsaydı da haksız çıksaydım.

Bence CHP’nin en büyük talihsizliği “İsmet İnönü ya da Bülent Ecevit’in ilk gençlik yıllarındaki hali gibi” güçlü bir genel başkan adayı çıkmaması denilebilir. Gerçi siz “Nasıl çıksın ki Deniz Baykal hepsini fidanken tırpanladı” diyeceksiniz… Evet haklısınız, CHP’nin bugünü değil yarını da böylece o tırpanla ipoteklenmiş oldu…

İkinci büyük talihsizlik de “CHP’de subaşını tutanların seçim sonuçlarını bilimsel bir gözle irdeletip gereğini yapma gibi bir kaygılarının olmaması” denilebilir…

Hep iyimser şeyler yazan ve konuşan bir işadamı olarak CHP konusunda ne yazık ki kötümserim… Üzgünüm…

***

Gündemden düşmeyecek bir başka konu da Irak… Irak’ta işgalci güçlerden İngiltere Basra’dan çekildi… İngiltere’nin ince politikası burada yine kendini gösterdi. Başbakan Gordon Brown, kamu oyu yoklamalarına kulak verdi. İstatistikleri, kamu oyu araştırmalarını, parti içindeki eleştirileri bilimsel bir gözle inceletti. Masasına konulan raporlar doğrultusunda yeni bir strateji belirledi. Sonuçta Brown, ABD’ye üzerine düşeni yeterince yaptığını söyledi ve Basra’dan ordusunu çekti…

Bu aşamada Irak’taki İngiliz komutanların da dilleri çözüldü ve ABD’nin stratejik hatalarını basınla paylaşmaya başladılar.

Irak işgali sırasındaki İngiltere Genel kurmay Başkanı Sir Mike Jackson, ABD’ye yönelttiği başlıca eleştiriler şöyleydi:
–  Düzenli orduyu dağıttı…
–  Saddam rejiminin devrilmesinden sonra bölgeye yeterli sayıda asker konuşlandırmadı ve otorite boşluğu yaratıldı…
–  ABD’nin küresel terörle mücadele yöntemi çok fazla güce dayandırıldı…

ABD’nin askeri stratejide böylesine gaf yapması gerçekten şaşırtıcı… Oysa ABD’de işi gücü askeri satranç olan düşünce kuruluşları, her olasılığa karşı 20 hamle sonrasını çözmeye çalışıyor…

ABD yüzbini aşkın sivilin öldürüldüğü bu kanlı işgalin içinde ellerini yıkayamayacak. Üstelik Midyad’a pirince giderken bulgurdan da olacak… Bunu yalnız biz demiyoruz. Kendi yetkilileri de söylüyor. Amerikan hükümetinin en yetkili denetim kurumunun başkanı David Walker, ülkesiyle Roma İmparatorluğu’nun yıkılış dönemi arasında benzerlikler kurarak uyarılarda bulunmuş.

***

AB hakkında da bir yorum yapmadan geçmemeliyim. Seçimler dolayısıyla buzdolabındaki Türkiye-AB ilişkileri dolaptan çıkarılsa da hala soğuk… Türkiye ve AB’ye dolapta kaybedilen zamanı tekrar kazanmak kalıyor.

Ne yazık ki yeni hükümet AB ile ilişkiler için yeni bir bakanlık oluşturması beklenirken Dışişleri Bakanı’nın omzuna yükledi… Oysa zaten en yoğun bakanlıklardan biri olan dışişleri ile AB’yi ayırması AB için de ikili ilişkileri ciddiye aldığımızın göstergesi olacaktı… Benim kişisel görüşüm  Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın omuzları “Dışişleri” ve “AB ilişkileri”ni kaldıramayacak kadar küçük…

AB’de küresel bir güç olmak istiyorsa kısa dönem küçük hesaplaşmaları uzun dönem çıkarlarına zarar verebilir. Türkiye’ye karşı daha şeffaf, samimi ve gerçekci bir politika izlemeli. Türkiye’nin AB üyeliğinin ülkelerin kendi iç politikalarına malzeme yapılmasının öne geçilmeli. İleride eş ortak olarak görecekleri Türk halkını incitecek her türlü açıklamaya da asla izin verilmemeli. Verilen sözlerin arkasında durulması kurumun ciddiyeti ve güvenirliği açısından da çok önemlidir tabii…

***

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Abdullah Gül oturdu. Atatürk’ün şapkasının Gül’e çok bol geldiğini söyleyenlerdenim. AK Parti iktidarda ikinci dönemini yaşasa da hâlâ benim gibi pek çok vatandaşın gözünde pek çok konuda samimi değil… Eğer bizim algılamamızda bir yanlışlık varsa, bize bu yanlış imajı veren “olgu”da yani AK Parti’nin kendisinde de yanlışlığı aramak gerekir diye düşünüyorum.

Gül, “Herkesin cumhurbaşkanı olma” sözünü tutmalı ve bunu kanıtlamalı. Eğer bunu başarırsa pek çok yurttaşımız Gül’ün cumhurbaşkanlığını da “Türkiye’nin çıkarı adına” içine sindirecektir.

Gül’ün Ahmet Necdet Sezer’den de daha iyi bir cumhurbaşkanı performansı sergileyeceğini umuyorum. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi içinde yer alan bir Türkiye’nin cumhurbaşkanından beklentiler de oldukca büyük… Sezer, koskaca cumhurbaşkanlık kurumunu Anayasa Mahkemesine indirgedi. Kırmızı ışıkta durması, sıra beklemesi gibi meziyetleri alkış alsa da benim alkışlayabilmem için hiç de yeterli nedenler değildi…

***

Konuşacak epey konumuz olmuş… Tabii daha önce hep sözünü ettiğim Türkiye’deki Yeni Oluşum’dan da söz etmeliyim.

Yeni Oluşum kendi iç demokrasi sınavını başarıyla vererek yeni yönetimini seçti. Tam bir bayrak yarışı heyecanında geçen seçimlerde yeni başkan Cengiz Güreli bayrağı daha ileriye götürmek için kollarını sıvadı.

İlk iş olarak Bakırköy Belediyesi’nin de katkılarıyla dar gelirli, engelli, işsiz ve isteyen herkese ek gelir yaratmak amacıyla cam boyama kurslarını kendi yerinde vermeye başladı. Kursiyerler, Yeni Oluşum merkezini aynı zamanda bir iş yeri gibi kullanarak çalışmaya başladılar bile…

Yeni Oluşum’u batıdaki sivil toplum örneği olarak geliştirmeyi hedeflemiştik. Çağdaş insan, yaşadığı dünyanın kararlarına aktif olarak katılacak ve kendi yazgısında söz sahibi olacaktır. Savaşların, işgallerin, her türlü sömürünün önüne geçmenin bir yolu da halkın yaşamın her alanında örgütlenmesidir. Biz yıllar sonra yine treni kaçırmaktan yakınmak istiyoruz artık. Bahanemiz “bizim aptallıklarımız” dışında başka şeyler olmalı…

İyi haftalar diliyorum efendim…

_______________

* London Capital Markets Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olan Akşahin, aynı zamanda Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu 3’ncü Başkanı ve İngiltere, Türkiye ve Türki Cumhuriyetler Sorumlusu. Aynı zamanda da Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi…

BİR CEVAP BIRAK

13 − 10 =