İNGİLTERE’DEN… Bizim aşirette kadınlar eşitti

Şu bitmez tükenmez türban sorusu tartışmaları arasında, acaba bendeniz başka bir soruyu fısıldıyabilirmiyim?

Bütün bu türbanların Türklük’le ilişkisine emin misiniz?  

Bizim Türkmen aşiretimizin tarihinde, kadınlardan ne başlarını kapalı tutmaları bekleniyordu, ne de ağızlarını kapalı tutmaları.  

Dışardan gelip Türkmenleri görenlerin hoşuna giden buydu zaten.   Mesela 15 inci asırda Toros dağlarından geçen Fransız yazarı Bertrandon de la Brocquière, hem Türkmen misafirperverliğini çok beğenmiş, hem de Türkmen hanımlarının erkekleriyle eşitliğine şaşmış.  

Çadırlarında kaldığı Türkmenlerin hanımları, hem kocalarıyla beraber ata binebilirmiş, ok atabilirmiş, hem de, sohbet zamanı gelince, fazla gevezelik eden kocalarına, misafir önünde, “saçmalamaya başladın, yeter artık, sus” diyebiliyormuş ve diyormuş.

Ve de hatta, halk türkülerine bakarsanız, bizim Türkmenlerde liderliği gösteren sık sık kadın tarafı oluyordu.   Hani oğlan:

Türkmen kızı, Türkmen kızı
Al geymiş, bağlar kırmızı
Sandım sabahın yıldızı
Yandım sana Türkmen kızı

…Gibi hoş, romantik şeyler derken, kesin önderlik kız tarafından gelir:

Ağam oğlan beyim oğlan
Canım olsun sana kurban
Olayım derdine derman
Bin gidelim ağam oğlan

…Ve Türkmen erkek tarafı “olmaz, olamaz” demeye başlayınca, ve de hatta korkmaya başlayınca:

Anan duyar, baban duyar
Arkamızda atlı koyar
Gelen atlı cana kıyar
Ben gidemem Türkmen kızı

…Hemen “yürü yahu” diyen, tabii ki nazik ve terbiyeli usulde diyen, Türkmen kızıdır:

Anam duysun babam duysun
Arkamızda atlı koysun
Gelen atlı beş bin olsun
Bin gidelim beyim oğlan

Bizim Menemencioğlu aşiretine karşı, 1815 senesinde Sultan Mahmut II, başında Mustafa Paşa olan bir ordu gönderdiği zaman, son aşiret beyi olacak, günün birinde oğlu Rifat Bey Namık Kemal’in kızı Feride ile evlenecek, Ahmet Bey daha çocuktu.  

Aşireti kurtaran, önderliği eline alan, Ahmet Beyin annesi, Ekber Kızı diye bilinen Ümmügülsüm Hatun oldu.

Ümmügülsüm Hatun, tam birinci sınıf başkumandan gibi, her şeyi düşündü.   Aşiretin Milvan Kalesine top, tüfek, her cins yiyecek, yüzlerce koyun doldurdu. Bol rakı da getirtti, ama rakıyı kendi kontrolu altında tuttu, yalnız büyük mertlik gösteren aşiret üyelerine rakı verdi.

Altı-yedi ay süren kuşatmayı bozup, koca Osmanlı ordusunu yendi, ve aşirete 50 sene daha serbest yaşam kazanabildi.

Benim de anlamadığım bu.

1815 senesinde böyle şeyleri becerebilen, erkeklere liderlik gösteren, bizim Ümmügülsüm Hatun mu daha Türk?

Yoksa 2008 senesinde gık demiyen, başını örten, beyefendinin arkasında yürüyen İsimsiz Hanım mı daha Türk?

_______________

* Yazarımız Namık Kemal’in torunun torunudur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.