İNGİLTERE’DEN… Gerçek yaşam ve kurgu

İNGİLTERE’DEN… Gerçek yaşam ve kurgu

0
PAYLAŞ

GERÇEK YAŞAM VE KURGU YA DA GERÇEĞİ İKİ DEFA YAŞAMAK

Geçen haftanın ‘New Scientist’ dergisi, uzay teknolojisinde dünyanın seçkin biliminsanlarının New Mexico’da toplanıp, yeryüzünden uzaya kadar gidecek bir asansör projesi üzerinde tartışacaklarını yazıyordu. 23 bin mil uzunluğunda bir kabloyla bağlanması gereken bu asansörün, en önemli parçalarından biri de, hafif ve sağlam olması gereken kablo. Bu kablonun geliştirilmesi amacıyla bir de ödül konmuş. Görüldüğü kadarıyla yakın bir zamanda olmasa bile, bir gün gerçekleştirilebilecek bir proje olarak bakılıyor bu asansöre.

Aslında uzaya bir asansörle çıkma düşüncesi ilk defa 1960 yılında Rus bilimadamı Yuri Artsutanov’dan çıkmış. Daha sonra 1978 yılında bilim kurgu yazarı Arthur C Clarke’ın bu düşünceyi “The Fountains of Paradise” adlı romanında kullanmasıyla da “asansör” fikri tüm dünyada  duyulmuş.

Gerçek yaşamla kurgu arasında garip bir ilişki vardır. Bilimle kurgu, gerçekle sanal, filmler ve yaşam arasındaki bağlar herkesin kendi yaşam deneyimlerinden bile izleyebildikleri örneklerle birbirine karışır, çatışır. Bazen, filmler gerçek yaşamdan öykülenir, bazen de gerçek yaşam, filmlerden.
.
Gerçek ve kurgunun paslaştığı, birbirinden esinlendiği ya da alıntı yaptığı, birbirini taklit ettiği, hatta birbirlerinin kılığına girdiği örnekler çoktur. Ronald Reagan “Rambo” filmini seyrettikten sonra yaptığı yorum hala kulaklardadır; “İşte şimdi Kaddafi’ye ne yapacağımı biliyorum.” Daha sonra olanları ise biliyoruz. George Bush golfu tercih ediyor. Akşamları da erken yatıyor. Yine de, ABD militarizmi Holywood’dan ilham almayı sürdürüyor. Irak’ın işgali sırasında, 2003 Aralığında Saddam’ın yakalanması için ABD işgal güçlerinin düzenlediği operasyona, ‘Kızıl Şafak’ adı verilmişti; ABD’nin Sovyetler Birliği tarafından işgalini konu alan 1984 yapımı aynı adlı antikomünist filmden esinlenerek.

Olayları daha gerçekleşmeden önce seyretttiğimiz filmler de az değil. Wolfgang Petersen’ın 1997 yapımı “Air Force One” adlı filminde ABD Başkanı (Harrison Ford) Moskova’ya yaptığı ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, gerçek yaşamda politik terminolojiye ancak 2001’den sonra giren “Rogue states” (asi, serseri, yoldan çıkmış devletler) kavramını kullanır. “Başkan” Ford’un saydığı bu devletler arasında Irak’da vardır. 2003 yılında Irak’ın işgalinden sonra artık günlük dile giren “kitle imha silahları”, Mimi Leder’in 1997 yapımı “The Peacemaker” filminde gündeme gelir. Filmde, İran ve Irak gizlice teröristlerden nükleer silah almaya kalkışır. Stuart Baird’in “Executive Decision” (1996) adlı filminde, Arap teröristler Atina’dan Washington’a giden bir uçağı kaçırırlar. Yolcu uçağı olmasına rağmen, Amerikan gizli servisleri uçakta sinir gazı taşımaktadır ve teröristler bunu haber almışlardır. Cezaevinde bulunan yandaşları bırakılmadığı takdirde, uçağı Beyaz Saray üzerine çarpmakla tehdit ederler. Benzer bir senaryo da Robert Butler’ın “Turbulence” (1997) filminde izlenir. Uçağı kaçıran teröristler, uçağı şehrin üzerine düşürmekle tehdit ederler.  “Collateral Damage”de yönetmen Andrew Davis, daha önce Arapların çok fazla kullanılmış olacağını düşünmüş olmalı ki, teröristlerini Güney Amerikalılar arasından seçer.

Dünya Ticaret Merkezi’ne saldırının beşinci yıl dönümü yaklaşırken televizyon programları belgeseller ve bu saldırıyı konu alan filmlerle dolu. 11 Eylül öncesinde de New York’un yerle bir edilişi çok sayıda filmin konusu olmuştu. 1996 yapımı “Independence Day” filminde dünyayı işgal eden uzaylılar Manhattan’ı ve tabii Dünya Ticaret Merkezi’ni yerle bir ederler. Amerikan semalarında uçakların kaçırılması, havaya uçması, binalara saplanması, şehirlerin yokolması Amerikan halkının bilinç altına yazılmış bir senaryo, bir gün mutlaka gerçekleşecek bir “kader” gibidir, özellikle de New Yorkluların. Spielberg’in “Artificial Intellegence”ında (2001) Manhattan sular altında kalır. Sular şehri tamamen örtmeden önce son görüntü, İkiz Kulelerin çatısıdır. “Matrix”de (1999) bir helikopter hükümet binasına çarpar.

John Sutherland “Bir Roman Nasıl Okunur” adlı kitabında, kurgu ve gerçeğin nasıl birbirinden esinlendiği, birbirine karıştığına dair örnekler veriyor ve edebiyat içindeki kurguların da, aynen filmlerde olduğu gibi gerçek yaşamı etkileyebileceğini ileri sürüyor. Oklahoma’da bir resmi binayı bombalayıp yüzü aşkın kişiyi öldüren Timothy McVeigh, William L Pierce’in “The Turner Diaries” adlı kitabından esinlenmiştir. İngiltere’de, insanları zehirleyerek öldüren seri katil Graham Young, belirlenmesi çok zor olan ‘talyum’ zehrini kullanma fikrini, Agatha Christie’nin romanı “The Pale Horse”dan alır. İngiltere Parlamentosunda milletvekili olan John Stonehouse, 1974 yılında Avustralyalı sevgilisi ile yeni bir yaşama başlama kararı verir ve bu amaçla kendi “ölümünü” sahneler. Yeni bir kimlikle yeni bir hayata nasıl başlanır sorusunun tüm yanıtlarını da Frederick Forsyth’ın 1971 yılında yazdığı ünlü romanı “The Day of the Jackal”da bulur. (Ki, bu romanda anlatılan yeni kimlik çıkartma yöntemi yasaların boşluğundan faydalandığı için hala kullanılabilmektedir.)

Gerçeğin, romanlarından öykündüğü yazarların en ünlülerinden biri, Michael Crichton’dır. Romanları arasında “Jurassic Park” en bilineni. 90’lı yıllardan sonra DNA araştırmalarının, ‘mamut’ fosillerinden elde edilen DNA örneklerinin, fillere  enjekte edilerek birkaç nesil sonra mamut üretmek üzerinde çalışan biliminsanlarının bu romanı okuyup okumadıkları ya da daha sonra bu romandan uyarlanarak çekilen Spielberg’in filmlerinden etkilenip etkilenmedikleri bilinmez ancak, sanat ve bilim arasında varolan paralellikler yadsınamayacak kadar çoktur. Crichton’ın 2004 yılında, küresel ısınma nedeniyle mevsim değişiklikleri konusunda uzman tanık ifadesi vermek üzere ABD Senatosuna çağrılması herhalde sanat ve bilim arasındaki ilişkiyi yeni bir boyuta taşımıştı. Crichton’un aynı zamanda gerçek bir doktor olması (Tıbbi eğitim almasına rağmen Crichton, praktisyen olarak çalışmaktansa yaptığı araştırmaları ya da düşünceleri bilimsel bir bağlamda hikayeleştirmeyi seçmiştir.) belki senatoyu ikna eden etkendi, ama gerçekte yazdıkları kurgudan başka bir şey değildir. Elbette kitabında, hava kirliliğinin, küresel ısınmaya, bunun da mevsim değişikliklerine yol açması fikrinin tamamen bir komplo teorisi olduğunu savunması nedeniyle, neo-conlar ve petrol baronları arasında çok sevilmesinin de payı olduğunu hatırlamakta yarar vardır.

Beyaz Saray’ın dara düştükçe, ‘kutunun dışında düşünmek’ amacıyla Holywood yönetmenlerinin fikirlerini aldığı bir sır değil. 11 Eylül saldırısından sonra, Bush kabinesinin yaptığı ilk toplantılar arasında Holywood yapımcıları ile yaptığı görüş alışverişi olması tesadüf değildi. Bu bize ne anlatıyor, senaristlerin, sanatçıların geleceği öngörmekteki başarıları olduklarını mı, yoksa, yaşam konusunda hiç bir fikri olmayan politikacıların filmlerden yaşamı “kopya” etmelerini mi?

Peki, Holywood filmlerinin, gerçek yaşamda gündeme getirilecek politikaların iki  boyutlu görsel ön prezentasyonu olduğu söylenebilir mi? Eğer öyleyse, bir filmin başarısı, yani sattığı bilet sayısı, eleştirilerin yönü gibi istatistikler, söz konusu politikanın yaşama geçirildiği takdirde alınacak tepkilerin yaklaşık bir sonucunu verir mi?

Gerçek yaşamın, kurgudan örnek almasında hiç bir sorun olduğunu sanmıyorum. Gerçekte, belki de bu dürtüdür sanatı ortaya çıkaran; Olmuş bitmiş olanı yorumlamak ve arzulanan geleceği görsel olarak düşlemek güdüsü. O zaman sorun, örneğin seçiminde midir?

11 Eylül 2001’den sonra, İkiz Kulelerin görüldüğü Hollywood filmlerini bir tarafa not etme gibi garip bir alışkanlık edindim. Beş sene sonra bu filmlerin sayısı yüzü aştı. Eminim ki, bu sayı varolan filmlerin yarısı bile değildir. Aşağıda bu filmleri, çekildiği tarih sırasıyla veriyorum. Bu filmlerin sadece birkaçında (King Kong gibi) konu gerçekten ‘Dünya Ticaret Merkezi’ çevresinde dönüyor. Buna rağmen yönetmenler İkiz Kuleleri filmin ilgili ilgisiz bir sahnesinde ‘bilinçaltı imge’ gibi kullanmışlar.

İKİZ KULELERİN (Dünya Ticaret Merkezi) GÖRÜLDÜĞÜ FİLMLER

– DEATH WISH ……………………………….…..1974, Michael Winner
– KING KONG …………………………….………1976, John Guillermin
– TAXI DRIVER ……………………………..…… 1976, Garry Marshall
– MARATHON MAN ……………………..…….. 1976, John Schlesinger
– SUPERMAN ………………………………..…… 1978, Richard Donner
– MANHATTAN …………………………………….. 1979, Woody Allen
– ESCAPE FROM NEW YORK ……….………….. 1981, John Carpenter
– NIGHT SHIFT ……………………………..…..…… 1982, Ron Howard
– SPLASH …………………………………………….. 1984, Ron Howard
– CROCODILE DUNDEE …………..………………. 1986, Peter Faiman   
– SOMETHING WILD ………………..………….1986, Jonathan Demme
– LEGAL EAGLES ……………………………….….. 1986, Ivan Reitman
– BEST SELLER ……………………………………..… 1987, John Flynn
– SOMEONE TO WATCH OVER ME …………….…. 1987, Ridley Scott
– THE SECRET OF SUCCESS ………..…………… 1987, Herberd Ross
– BEACHES ……………………………….………. 1988, Garry Marshall
– MARRIED TO THE MOB ……………….……. 1988, Jonathan Demme
– CROCODILE DUNDEE –2 …………..…………….. 1988, John Cornell 
– WORKING GIRL ……………………….…………. 1988, Mike Nichols                   
– COMING TO AMERICA …………………………… 1988, John Landis
– FAMILY BUSINESS …………………..…………. 1989, Sidney Lumet
– GHOSTBUSTERS …………………………………. 1989, Ivan Reitman
– GHOSTBUSTERS II ……………………….……… 1989, Ivan Reitman
– THE BONFIRE OF THE VANITIES …………… 1990, Brian De Palma
– BLUE STEEL ………………………………….. 1990, Kathryn Bigelow
– AWOL ………………………..…………………. 1990, Sheldon Lettich
– THE GODFATHER Part 3 ………..……..….. 1990, Francis F. Coppola
– REGARDING HENRY …………………………… 1991, Mike Nichols
– THE FISHER KING ………………..……………… 1991, Terry Gilliam
– FRANKIE AND JONNY …………..……………. 1991, Garry Marshall
– NEW JACK CITY ……………………………. 1991, Mario Van Peebles
– DANIELLE STEEL’S PALOMINO ………………1991, Michael Miller
– HOME ALONE –2: LOST IN NEW YORK ……. 1992, Chris Columbos
– SCENT OF A WOMAN …………………….……… 1992, Martin Brest
– IT COULD HAPPEN TO YOU ………………. 1994, Andrew Bergman
– VAMPIRE IN BROOKLYN ……………….………. 1995, Wes Craven
– DOLORES CLAIBORNE ……………………….. 1995, Taylor Hacford
– DIE HARD WITH A VENGEANCE ………….. 1995, John McTiernan
– THE WEST SIDE WALTZ …………………….. 1995, Ernest Thmpson
– THE USUAL SUSPECTS …………………………. 1995, Bryan Singer
– 919 FIFTH AVENUE ………………….……………… 1995, Neil Hagar
– SHE IS THE ONE …………………..…………….. 1996, Edward Burns
– MAXIMUM RISK ……………………..…………..…. 1996, Ringo Lam
– PROFILE FOR MURDER ……………………….. 1996, David Winning
– MISTRIAL ……………………………..………. 1996, Heywood Gould
– INDEPENDENCE DAY ……………………… 1996, Roland Emmerich
– THE ABSOLUTE TRUTH ………………………… 1996, James Keach
– THE REAL BLONDE …………………………….. 1997, Tom Di Cillo
– CONSPIRACY THEORY …………….……..…. 1997, Richard Donner
– THE DEVIL’S OWN ………………………..….. 1997, Alan J. Pakula
– DONNIE BRASCO …………………………..…… 1997, Mike Newell
– AN AMERICAN WEREWOLF IN PARIS ……. 1997, Anthony Waller
– MAN IN BLACK …………………………….. 1997, Barry Sonnenfeld
– THE PEACEMAKER ……………………………… 1997, Mimi Leder
– NATIONAL LAMPOON’S THE DON’S ANALYST.. 1997, David Jablin
– ONE NIGHT STAND ………………………………. 1997, Mike Figgis
– JUNGLE 2 JUNGLE ………………………………… 1997, John Pasgui
– 187 ……………………………..………………… 1997, Kevin Reynods
– THE SUBSTITUTE 2: SCHOOL’S OUT ………….. 1998, Steven Pearl
– GODZILLA …………….…………………….. 1998, Roland Emmerich
– THE BIG HIT …………….………………………….. 1998, Kirk Wong
– THE SIEGE …..……………………………………. 1998, Edward Zwic
– ARMAGEDDON …………………………………… 1998, Michael Bay
– A PERFECT MURDER …………..……………… 1998, Andrew Davis
– STEPMOM …………………..…….…………… 1998, Chris Columbus
– EXILED ………………………………………. 1998, Jean De Segonzac
– EARTHQUAKE IN NEW YORK ………………… 1998, Terry Ingram
– MY GIANT …………….……………………. 1998, Michael Lehmann
– DEEP IMPACT …………………………………….. 1998, Mimi Leder
– NAVIGATING THE HEART ………………………. 1999, DB Morris
– END OF DAYS …………………..………………. 1999, Peter Hyams
– FORCES OF NATURE ……………………… 1999, Bronwen Hughes
– MICKEY BLUE EYES ……………………..……. 1999, Kelly Makin
– ANALYZE THIS ……….……………………….. 1999, Harold Ramis
– OXYGEN …………………………………….. 1999, Richard Shepard
– THE THOMAS CROWN …………………….. 1999, John McTiernan
– BIG DADY ……………………………………… 1999, Dennis Dugan
– FIGHT CLUP …………………………………… 1999, David Fincher
– THE BONE COLLECTOR ……………………… 1999, Philip Noyce
– BEING JOHN MALKOVICH ……………………. 1999, Spike Jonze
– SIMPLY IRRESISTIBLE ……………………….. 1999, Mark Tarlov
– PUSHING TIN …………..……………………… 1999, Mike Newell
– AMERICAN PSYCHO …………………………. 2000, Mary Harron
– LITTLE NICKY ……………….…………………. 2000, Steven Brill
– COYOTO UGLY …………..…………………. 2000, David McNally
– LAKE PLACID ……………………….…………. 2000, Steve Miner
– CRUEL INTENTIONS – 2 ……………….…… 2000, Roger Kumble
– SPACE COWBOYS …………………..……… 2000, Clint Eastwood
– SHAFT ………………………………………… 2000, John Singleton
– KEEPING THE FAITH ……….………………. 2000, Edward Norton
– XCHANGE ……………………………….……… 2000, Allan Moyle
– THE FAMILY MAN …….……………..………… 2000, Brett Ratner
– THE ART OF WAR ………………………… 2000, Christian Duguay
– 15 MINUTES …………………………………… 2001, John Herzfeld
– HEARTBREAKERS …………………………… 2001, David Mirkin
– THE ORDER ……………………………..…… 2001, Sheldon Lettich
– FINAL JEOPARDY …………………………..….. 2001, Nick Gomez
– AI (Artificial Intelligence) ……………..……. 2001, Steven Spielberg
– RUDY: THE RUDY GIULIANI STORY ……. 2003, Rober Dornhelm

 

BİR CEVAP BIRAK