İNGİLTERE’DEN… Göçmenler için eylem günü

Daha iyi yaşam koşulları, daha iyi ücret, daha iyi iş bulup insanca yaşama güdüsü göçmenleri başka ülkelere sürükledi. Son 50 yıllık tarihe bakıldığında göçmenlik hareketinde büyük bir gelişme gözleniyor.  Dünyadaki göçmen sayısı, son yıllarda yaşanan savaşlara, çevre felaketlerine ve artan eşitsizliklere, yoksulluğa bağlı olarak daha da büyümüştür.  Göçmenliğin ortaya çıkmasının en büyük sorumlusu olarak ise  başta Londra’da olmak üzere Avrupa ve Amerika’daki çok uluslu şirketler olduğu bir gerçek. Gelinen aşamada göçmenlik artık küreselleşen dünyanın en önemli sorunlarından biri. Dünyada şu anda yüz milyonlarca göçmen bulunuyor. Ve bunların büyük bir kısmı da Afrika ve Asya’daki ülkelerde oluşturulan kamplarda yaşıyor.

Sınırdışıları hızlandırmak içinde AB ülkeleri kendi aralarında ortak hareket ederek, uçak seferleriyle kitlesel sınırdışılar gerçekleştirmeye devam etmekte. Bununla da sınırlı kalmayan Avrupa ülkeleri göçmenleri ülkeye girmesini önlemek için “devriye sistemi”ni devreye soktular. Bu sistemle göçmenler Libya ve Fas ve benzeri  ülkelere sınırdışı ediliyor ve AB sınırlarına girmeleri önleniyor.  İngiltere’de de son yıllarda göçmenlerin içinde bulunduğu koşullar, çıkarılan baskıcı yasalarla oldukça zorlaştı. Yeni yasal düzenlemelerle sığınmacıların tüm haklarının geri alınmısı yetmedi gibi sığınmacılara suçlu muamelesi yapılıyor. Campsfield, Colnbrook, Dover, Dungavel, Harmondsworth, Haslar, Lindholme, Oakington, Tinsley ve Yarl’s Wood’da yaşananları biliyoruz. Bu kamplara yerleştirilen yüzlerce sığınmacı, bütün yasal haklardan mahrum edilmiş, dışarıdaki toplumla tamamen bağları koparılmış ve soyutlanmış bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Mültecilerin ihtiyaçları o kampı işleten özel şirketler tarafından karşılanmakta ve mülteciler besin değeri düşük gıdalarla beslenmekte. Kamplarda sürekli isyanlar çıkmakta, açlık grevleri yaşanmakta, kamplarda kalanların anlattıklarına göre sığınmacıların ihtiyaçları da en asgari oranlarda karşılanmakta ve hasta olan sığınmacılara temel sağlık hizmeti dahi götürülmemekte.
 
Tüm bunlara dikkat çekmek ve “göçmenlere eşit haklar” talebiyle geçtiğimiz yıl 7 Ekim tarihinde bazı göçmen grupları, sendikacılar ve otonom aktivistler  bir yürüyüş düzenlemişti. Yüzlerce örgüt ve grup  7 Ekim 2006’daki uluslar arası eylem günü için yazılan genel çağrıyı imzaladılar. Aynı gün sadece Londra’da değil,  Avrupa ve Afrika’nın farklı kentlerinde paralel gösteriler düzenlenmişti. Afrika’da Mali, Benin, Senegal, Maritanya ve Fas’ta,  Avrupa’da, Moskova, Roterdam, Atina, Gothenburg, Glasgow, Birmingham, Paris, Almanya’da 12 değişik kentte, Viyana, Bologna, Milan ve Roma’da, Malaga’da, eylemler yapılmıştı. Eylemleri takiben göçmenler serbest dolaşım için mücadeleyi örgütleme ve Avrupa çapında tüm göçmenlerin yasallaşması talebiyle Avrupa çapında bir uluslarüstü konferans örgütlendi. Anarşistlerin başını çektiği konferansın en önemli bileşeni ‘Crossing Borders’tı.  Grup temel amacını; “uluslarası konferans ve forumlarda göçün kendi başına bağımsız bir konu olarak tanınması, Avrupa ve Afrikalılar arasında siyasi bir diyaloğun geliştirilmesi, ve göçmenlik mücadelesinin küresel alana taşınması” olarak açıklıyor.

7 Ekim Uluslararası Mücadele Günü yankı bulmuş ve göçmenlik mücadelesi içinde yerini almıştır…

Bu kampanyaya bağlı olarak Londra’da resmi tatil olan 7 Mayıs Pazartesi günü kitlesel bir yürüyüş ve miting düzenleniyor. Westminster Kilisesi’’nin önünde başlayacak olan gösteriyi destekleyenler arasında TGWU, Unison, GMB sendikaları,  Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Ken Livingstone, The Archbishop of Westminster, Cardinal Cormac, Fed-Bir, Day-Mer, Halkevi, East London Mosque ve Londra Vatandaşları  gibi kuruluşlar var. 
 
7 Mayıs eyleminin talepleri ise şöyle: Hiç kimse yasa dışı değildir, tüm göçmenlere yasal hakları verilsin. Avrupa’da ve tüm dünyadaki “mülteci kampları” kapatılsın, sığınma suç değildir, sığınma hakkı tanınsın, sınırdışılara son verilsin, sığınmacılar dahil olmak üzere herkese sosyal haklar verilsin, tüm işçilere eşit haklar, tecavüz işkence olarak kabul edilsin…Organize komitesinin bir de çağrısı var, mitinge gelenlerden; kendi taleplerinizin yer aldığı pankatlarınızla güçlü bir şekilde yürüyüşte yer alın ve atılacak ortak sloganlara katılın.

Bizler de Avrupa’daki göçmenler olarak oturum durumumuz ne olursa olsun,  tüm göçmenlerin yasallaşması çağrısını yükseltmeli, göçmenlere hareket özgürlüğünü ve  eşit haklar mücadelesini desteklemeliyiz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.