İNGİLTERE’DEN… Mülteciler Günü

Dünyada her yıl 20 Haziran Mülteciler Günü olarak kutlanmakta ve bu nedenle bütün dünyada çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.  Yine buna bağlı olarak bazı Avrupa ülkelerinde ve Britanya’da Mülteciler Haftası, (Refugee Week) mültecilerin geldikleri ülkeye katkıları, kültürel ve eğitsel etkinliklerin yer aldığı bir festival kapsamında bir hafta boyunca kutlanmakta.  Etkinliklerin amaçlarından biri de ülkede yaşayanların, sığınma talebinde bulunanları anlamasına katkıda bulunmak. Bu yıl Mülteciler Haftası 18-24 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor ve bu hafta içinde yine mültecilerle dayanışma amacıyla başta yerel belediyeler olmak üzere, aralarında resmi kurumların da desteklediği bir çok etkinlikler yer alıyor.

Avrupa Komisyonu Çalışma ve Sosyal İşlerden Sorumlu Komiseri Vladmir Spidla da 2007 yılını herkes için ‘şansların eşitliği yılı’ olarak ilan ettiğini açıklamıştı. Ancak Avrupa’da her gün yüzlerce insan başta etnik köken olmak üzere, kültürü, dini, cinsel tercihi, yaşı, fiziki yetersizliği nedeniyle çeşitli ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. AB’nin kendi raporlarında da bu durum açıkça görülüyor. Eurobarometre anketi sonuçlarına göre; Avrupalıların 3’te 2’si günlük yaşantısında ayrımcılığa maruz kalıyor. Ayrımcılığı en çok yüzde 79’la özürlüler, yüzde 77 ile Romanlar (Çingeneler) ve yüzde 62 ile  etnik kökeni farklı olanlar yaşıyor.
 
Etnik köken incelendiğinde ise ayrımcılıktan en fazla etkilenenlerin başında Müslüman göçmenler geliyor.  Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Merkezi (EUMC) tarafından bir süre önce yayımlanan “Avrupa Birliği’ndeki Müslümanlar:Ayrımcılık ve İslamofobi” (Muslims in the European Union: Discrimination and Islamophobia”) temalı rapor, (www.eumc.europa.eu)  Müslümanları istihdam, eğitim ve barınma alanlarında etkileyen ayrımcılık konusundaki verileri sunuyor. İslamofobiyle ilgili verilen örnekler arasında ise, sözlü tehditler, kişilere ve mülke yapılan fiziksel saldırılar var. Söz konusu raporda, Avrupalı Müslümanlara karşı yapılan ayrımcılığın ve İslamofobik olayların yayılımı ve niteliği hala yeterince belgelenmemekte ve yeterince rapor edilmemekte olduğuna da dikkat çekilmektedir. EUMC raporunda, her fırsatta yabancılara kendi ülkelerinde yaşayabilmenin ön koşulu olarak entegrasyon şartını öne süren AB’ye üye devletlerin olayların rapor edilmesi konusunda sorumluluklarını yerine getirmeleri ve ayrımcılık ve ırkçılığa karşı daha sağlam tedbirler uygulamaları tavsiye ediliyor. Raporda ayrıca, ayrımcılığın Müslümanların kendilerini AB’ye ait hissetme duygusu önünde de bir engel teşkil ettiği ifade ediliyor.

Bu önemli raporda yer alan bazı bulguları ve sonuçları mülteci haftasını kutlamaya hazırlanırken paylaşmakta fayda var:

“Pek çok Avrupalı Müslüman, etnik kimlikleri veya dinsel yaklaşımlarına bakılmaksızın iş, eğitim ve barınma alanlarında ayrımcılıkla karşılaşmakta…

Müslümanlara yönelik ayrımcılık, İslamofobik tutumların yanı sıra, genellikle bunlarla iç içe geçmiş olan ırkçılık ve yabancı düşmanlığına bağlı gareze de atfedilebilir. Bundan dolayı, Müslümanlara karşı düşmanlığın daha geniş kapsamda, göçmenlere ve azınlıklara yönelik yabancı düşmanlığı ve ırkçılık bağlamında, ele alınması gerekmekte…

Dinsel tahrikli olaylar hakkında veriler sınırlı olsa da, Müslümanların sözlü tehditlerden fiziksel saldırılara kadar değişen İslamofobi eylemlerine maruz kaldıkları bilinmektedir.
Eldeki veriler, Avrupalı Müslümanların eğitimde başarı oranlarının ortalamanın altında ve işsizlik oranlarının ortalamanın üzerinde olduğunu göstermektedir. Avrupalı Müslümanlar, ortalamanın altında barınma koşullarına sahip bölgelerde nüfuslarına orantısız bir yoğunlukta oturmaktadırlar…

Başta gençler olmak üzere pek çok Avrupalı Müslüman sosyal ilerlemelerinin önünde engellerle karşılaşmaktadır. Bu durum, ümitsizlik ve sosyal dışlanma duygularına yol açabilmetedir…

Irkçılık, ayrımcılık ve sosyal marjinalleşme, bütünlemeye ve toplumsal birleşmeye yönelik ciddi tehditler oluşturmaktadır….”

Avrupalı Müslümanlara yönelik ayrımcılığın kanıtları olarak ise; çalışma şartları, eğitim, barınma, İslamofobi olaylarına dair bulgular gösteriliyor. Çalışma şartları konusunda Britanya’da yaşayan Müslümanların durumuna dikkat çekilirken, Britanyalı Müslümanlar da işsizlik oranları, hem kadın hem erkekler için, diğer dinlere mensup olanlardan daha fazla olduğu belirtiliyor. İrlanda’da 2002 nüfus sayımı, yüzde 4 olan ulusal işsizlik oranına karşın Müslümanların yüzde 11’inin işsiz olduğunu ortaya koymuştur. AB’de ikamet eden Müslümanların nüfusu AB nüfusunun yüzde 4’üne karşılık gelmekte ve 15 milyon olarak tahmin edilmektedir.

Dünya 20 Haziran Mülteciler Günü’nü kutlamaya hazırlanırken, savaşlardan, şiddetten, açlıktan, öldürülme korkusundan, dini baskılardan, tecavüz riskinden, yoksulluktan kaçan, kendileri ve ailelerine yeni bir hayat kurmak isteyip Avrupa’nın yolunu tutan binlerce göçmenle birlikte dünyada hala 50 ülkede 25 milyondan fazla  insan yurtlarından uzak baskı ve yoksulluk altında yaşıyor. Bir o kadarı ise sığınacak bir yer bile bulamadan, hastalanıyor, sakatlanıyor, ölüyor, öldürülüyor. Devletlerin vize uygulamaları nedeniyle insan kaçakçılığı büyük bir sektör olmaya devam ederken, bu nedenle aileler bölünmekte ve büyük acılar yaşanmakta. En büyük acıları ise çocuklar ve kadınlar çekmekte.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.