İNGİLTERE’DEN… ‘Üçüncü yol’a devam gösterisi

İNGİLTERE’DEN… ‘Üçüncü yol’a devam gösterisi

0
PAYLAŞ

İngiltere tarihinde hiçbir lider Tony Blair kadar yüz karası olarak anılmadı. İngiltere’nin edebiyattaki gururu olan ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Harold Pinter “Tony Blair Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanmalı” şeklinde konuşmuştu. Ülkede halkın yüzde 80’inden fazlası ona  ‘yalancı’ gözüyle bakıyor. Yine yüzde 82’si Londra saldırılarının ana sebebi olarak Blair’in dış politika uygulamasını görüyor. Halkın yüzde 72’si ülkeyi terörizmin hedefi haline getirdiğini söylüyor. Halkın dörtte üçü  ise Blair’in sadece zengini daha zengin yaptığına inanıyor. Yine internet üzerinde yapılan bir araştırmaya göre Blair İngiltere’de ‘en az güvenilir lider’ durumunda.

Blair geçtiğimiz hafta Manchester kentinde gerçekleşen İşçi Partisi Konferansı’nda son kez delegelerin karşısına çıktı. İngiltere medyası konferansla ilgili haber ve yorumlara geniş yer ayırdı. Ancak İşçi Partisi içinde son dönemde yaşanan liderlik savaşının gölgesinde geçen konferansta politik anlamda kayda değer herhangi bir gelişme yaşanmazken, İşçi Partisi açısından ise tam bir fiyaskodan öteye gitmedi. Konferansa damgasını vuran Blair ve Brown arasındaki liderlik çekişmesi oldu. Konferans öncesi bir yıl içinde ayrılacağını açıklayan Blair’in partinin geleceğine yön verecek güce sahip olmadığının altını çizen Independent gazetesi de konferansı, “tuhaf” olarak nitelendirip şu yorumu yaptı:

 “İşçi Partisi yeni liderini, muhafazakarlar da yeni icraat programı bekliyor. Gelecek yılki İşçi partisi konferansı, bu hafta Manchester’deki tiyatro gösterisinden çok daha önemli olacak.”

Medyanın asıl merak ettiği konu ise İşçi Partisi’nin yeni dönem politikalarından çok Tony Blair’in makamını ‘istikrarlı büyümenin yaratıcısı’ gibi görülen ve medyada sürekli yeni lider olarak öne çıkarılan Maliye Bakanı Gordon Brown için neler söyleyeceği idi. Blair, halefi Gordon Brown için “Brown olmasaydı üç dönem üst üste seçimleri kazanamazdık” diye övgüyle söz etti. Brown ise bir gün önce yaptığı konuşmada Blair için yine övgü dolu sözler sarfetti ve O’nunla çalışmanın bir ‘ayrıcalık’ olduğunu ifade etti. Ancak Başbakan’ın eşi Cherie’nin bu sözlere “yalancı” diyerek yanıt verdiği iddiası manşetlere taşınınca bir anda ortalık karıştı ve Manchestar’daki tiyatro oyunu Brown için tam bir ‘trajediye’ dönüştü. Oyunun devamında Cherie Blair iddiaları yalanladı. Yanında oturan gazeteci bunları duyduğunu tekrarladı. Başbakan ise durumu “en azından eşimin yan komşuyla kaçmayacağını biliyorum” diyerek alaycı bir dille geçiştirdi.

1980’lerde yükselen neo-liberal dalgayla iyice sağa kayan işçi Partisi’nin başına karizmatik bir lider“ modeli olarak geçen Blair yaklaşık bir saat süren konuşmasında 9 yıl boyunca iktidardayken yaptığı değişiklikleri anlattı. Blair konuşmasında şu anda yaşanan sorunların 10 yıl öncesine göre daha ciddi olduğunu çünkü yeni sorunların küresel olduğunun altını çizdi. Blair herzamanki gibi Irak ve Afganistan’daki askeri müdahalenin terör tehdidini artırdığı yönündeki eleştirilerin doğru olmadığını söyledi. ABD ile yakın ilişkilerinin de önümüzdeki süreçte devam edeceğini söyledi. Blair terörle mücadele adı altında devam eden sürecin en az 10 yıl daha devam edeceğinin altını özellikle çizdi. Ekonomide sosyal adaleti bağdaştırma ilkesini hayata geçirdiklerini söyleyen Blair, son dönemde artan işsizlik, enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi konulara hiç değinmedi. Sonuç olarak, Blair  partiye egemen olan ‘Üçüncü Yol çizgisi’nin kendisinden sonra kim gelirse gelsin değişmeyeceğini ve bu siyasal çizgiyle de İşçi Partisi’nin artık burjuva anlamda solculuğundan bile eser kalmadığının altını bir kez daha çizmiş oldu.

Blair’in konferans salonunu dolduran binlerce delege tarafından dakikalarca ayakta alkışlanması, bu politikaların delegeler bağlamında da onaylandığı anlamını taşıyordu.

İşçi Partisi Konferansı’nda bunlar yaşanırken, Manchester’da adeta polis tarafından etten bir duvarla korumaya alınan konferans binasının çevresinde ise medyanın çok fazla ilgi göstermediği bir başka olay gerçekleşiyordu. İngiltere’nin çeşitli kentlerinde Manchester’a otobüslerle protestocu akını vardı. (Savaş karşıtı koalisyona göre bu rakam 60 bin idi.) Protestocular konferansın başladığı günden itibaren kongrenin yapıldığı binanın etrafını kuşatmıştı. Binlerce protestocu, ‘ölüm gösterisi’ adını verdikleri eylemde, ABD ve İngiltere’nin neden olduğu savaşlarda ölenleri simgelemek için aynı anda yerlere yatarak Irak, Afganistan, Lübnan ve Filistin’de ölen binlerce masum insanı andı.

Not: Türkiye’de son günlerde TMY kapsamında  Atılım gazetesi gazetesi ve diğer muhalif basına yönelik baskılar artmış ve 27 Eylül 2006 tarihi itibariyle Türkiye hapishanelerinde tutuklu bulunan gazeteci sayısı 25’e çıkmıştır. Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik bu saldırıları kınıyor ve başta Atılım gazetesi ve Özgür Radyo çalışanları olmak üere diğer tutuklu gazetecilerle her zaman dayanışma içinde olacağımı billdiriyorum.

 

BİR CEVAP BIRAK