İNGİLTERE’DEN… Radikal fuarda, radikal sohbet

Edinburgh’taki sanat, kültür olayları müthiş. Bir şehir bunun için yaratılmış olabilir mi? 10. Bağımsız ve Radikal Kitap fuarı için fuar alanına geldiğimde içimde gerçekten yeni soluklar bulacağıma ilişkin bir kıpırtı vardı.

Bu fuar alternatif kitap fuarı olarak da biliniyor. Bağımsız-Radikal-Alternatif. İddiasına diyecek yok. Öyle bildik yayınevi belirlenmiş standlar yok. ‘Kolektif anlayış’ ile sergileniyor her şey.

Pazar tahtaları üstünde kitaplara baktığımda eski Özbekistan Büyükelçisi Craig Murray’ın Murder in Samarkand adlı kitabını gördüm. Kendi deyişiyle ‘Viskiyi ve kadınları bırakıp’ Özbek hükümetinin Andijan katliamı başta olmak üzere sergilediği zorbalıkları anlattığı bir hacimli kitap yayımlamış. Murray savaş karşıtı gösterilerde de öne çıkan bir isim olması boşuna değil. Loş diplomatik dehlizlerden radikal çizgiye kayışın pırıltılı adı Murray. Yaşadıkları konusunda o kadar kinliki, hızını alamayıp bir de film yapmaya karar verdiğini hatırlıyorum. 

Fuar organizatöründen biri isim vermemek kaydıyla benle konuşacağını söyledi. Ben de ısrar etmedim. Resim çektirmek istemedi. Ama konuştu:

Buradaki radikal okuyuculara sesleniyorum. Medyayı topa tutsunlar, mektuplarıyla, fakslarıyla. Burada tek bir geleneksel medyadan kimse yok. Bizi toptan görmezden geldiler. Başarılı bir organizasyon yaptık diyor. Denizaşırı yazar konukları var. Uçak paralarını karşılamak için bağış yapılmalı.

Michael Albert ‘a bakıyorum. Alındı mı diye? Sonradan öğreniyorum ki, dünyanın en bilinen haber siteleri arasında yer alan Znet de bağış sistemi ile yaşıyormuş. Aramızda geçen konuşmayı ayrı ropörtaj kısmında okuyabilirsiniz.

İsmi saklı radikal organizatör, yazarları övüyor. Ajizi Ahmad’e dikkat çekerek, ‘Dünyaca önde gelen bir Marksist ve aramızda. Pakistan’da 8 kere tutuklandı. Yine de dönmedi mücadeleden,’ diyor. Sonra duruyor. ‘Biliyor musun, bizim için istediğini gibi yazabilirsin hepsini ben söylemiş olurum’ diyor. Şaşırıyorum…

ORHAN PAMUK’U DA BASARIZ

Orhan Pamuk Nobel ödülüne layık görüldü deyince. Havaya zıplar gibi heyacanlanıyor. Pamuk adına çok sevindiğini söylüyor. Geçen seneki radikal fuarında kitaplarının hemen hepsinin satıldığını ama bu fuarda sergilenmediğini söylüyor. ‘Bizim kapımız Pamuk’a ardına kadar açık, her zaman gelebilir’ diyor. ‘Bir dakika Pamuk’un kitaplarını mı basmaktan söz ediyorsunuz siz’ deyince, ‘Basarız eğer isterse’ diyor. Pamuk’a yayıncılık dünyasında ödenen astronomik ücretleri düşününce radikal fuar organizatörünün biraz naif olduğunu düşünüyorum.

‘301’in kalkması için çağrınız ne’ diye soruyorum. ‘Düşünce özgürlüğünün önündeki engeller kalksın’ diyor. Türkiye’de bu nedenle insanlar hapis yatmasın diyor. Çağrısındaki sert ve inançlı uslub vurgu yapıyor.

Kitap fiyatlarına bakıyorum. Yüksek. Radikal okuyucu fiyat pek düşünmez. Bütçesi el veriyorsa ödediği paradan keyif alır. Bebekleriyle gelen ve kucak dolusu kitapları satın alanların ilgisi insanın içimi açtı. Bu bir avuç insan da olmasa böyle bir yayıncılık olmayacak.

Az sonra kapı önünde İskoç Filistin Dayanışma Kampanyasından Mick ile beni tanıştırıyor. ‘Arkadaş Türkiye’den’ demesi yeterli oluyor. Hemen Mick ile kaynaşıyoruz. Mick Filistin de 10 yıl İngilizce öğretmenliği yapmış. Şimdi kampanyanın yanısıra ‘stand-up’ yapıyor. Elinde davetiye fuarı terkeden okurlara davetiye uzatıyor. ‘Mizah yapmasak, bu ciddiyet adama kafa yedirir’ diyor. 

Türkiye’den geldiğimi anlayınca ‘Siz Türkler Gazze’ye gidebilirsiniz’ diyor yanıbaşındaki işgal atındaki Filistin topraklarını göstererek. ‘Türklere orada kapılar açık.’ ‘Osmanlıdan kalan bir hukuk var,’ ne de olsa diyorum, gülerek. Tel Aviv’de İnsanlık Suçları diye bir sempozyum düzenlendiğini Ermeni soykırımında Türkiye’ye yönelik eleştiriler artınca, İsrailli heyetinin salonu terkettiklerini anlattıktan sonra devamında ekliyor: Türk Hükümeti de, İsrail de soykırım inkarcıları.

Siyonistlerin Holocaust sırasında kaçmaktan olan Yahudilere kapılarını kapadığını ve katliama zemin hazırladığını söylüyor. Kaynak diyorum. Elime ‘51 Belgede Nazi Siyonizm İşbirliği’ adlı bir kitap tutuşturuyor. Belgeleriyle burada diyor.

Kapanış günü kendi kitabını kendin hazırla atelye çalışmaları yapıldı. Ben de katıldım. ‘Kitabınızı kimse basmıyorsa mücellidi ve basımcısı, siz olun’ sloganıyla yola çıkılan bir mütevazı proje. Kendi kitaplarını basmak isteyenler için elişi malzemeleri getiriliyor ve grup halinde minik kitaplar çıkıyor ortaya. Öyle heyecan duydum ki bundan, hemen grup arkadaşımla kitap elimizde resim çektirdik. Kitap boş sayfalardan ibaretti. ‘Biraz içeriksiz oldu ama neyse’ dedim. En iyisi adını ‘Bu bir kitaptır’ koyalım dedim. ‘Hayır’ dedi, İskoç kız. ‘Bu bir kitap değildir’ desek ya… 

Radikal fuarı bağımsız yeni  yapıtla üretmek peşinde olanlar için bir alternatif zemin. Eğer farklı şeylere açık bir yayınevi arıyorsanız ve bulamazdıysanız, radikal bir yayınevi imdadınıza koşabilir. (Şartlar yine ağır ama…) Yine olmadı kendi kitabınızı kendiniz basabilirsiniz. ‘Egemen Birey’ denilen şey bu olsa gerek.

Yazarlarıyla okuyucularıyla…(Gerçi yazar okur) ayrımı da değişti. Fuar sona ererken şu soru geldi aklıma. Noam Chomsky’nin kitaplarını basmak için yarışan bu küçük ama hırslı girişimciler, kendi içinde tutarlı bir sanayi oluşturmuşlar dı değil mi? Duayenler var, sıradanlar var. Az satanlar var, potensiyeli yüksek olanlar var. Reklam var, fiyat var. Her yıl büyüyen ilgiye bakılırsa radikal yazının popülerleşimesi süreci başlar mı acaba? Kesin olan bir şey var. Net ortamı tüm hiyerarşik ilişkileri yeniden tanımlıyor. Radikal yayıncıların bu enstrumanı şeksiz çok iyi anladıklarını görünce iyimserliğim artarak ayrıldım bu kitaplarla bezeli alternatif dünyadan.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.