İNGİLTERE’DEN… Tayland’da Jibon Rehabilitasyon Projesi

Phuket’te Thalang kasabasına 10 dakika uzaklıkta, 5765 acre (İngiliz dönümü) büyüklüğündeki Khao Phra Thaew Yağmur Ormanı’nda yüzlerce ağaç arasında yeşillikler içinde kaybolmaya hazırlanırken gözüm, ‘The Gibbon Rehabilitation Project’ tabelasına takılıyor. Jibon Rehabilitasyon Projesi, 1992 yılında çevre dostu Noppadol Preuksawan tarafından kurulmuş ve tamamen gönüllülerin yürüttüğü bir proje. Projenin amacı jibonları koparıldıkları doğal hayata yeniden kavuşurmak. Jibonlar, Güney Doğu Asya’da yağmur ormanlarında yaşayan daldan dala atlama özelliğine sahip küçük bir maymun türüdür. Kilometrelerce öteden duyulabilen kendilerine özgü yüksek sesle şarkı söylemeleriyle tanınırlar. Ormanda meyva, yaprak, çiçek ve böcek yiyerek yaşarlar. Ortalama ömürleri 30 yıl kadardır. Jibonlar Tayland’da yasadışı olarak ormanlarda yakalanıp, evcilleştiriliyor ve çoğunlukla ülkeyi ziyaret eden turistleri eğlendirmek amacıyla kullanılıyor, bazen de yasadışı bir şekilde ülke dışına çıkarılıyor. Bu nedenle de ormandan koparılabilmeleri için önce anne ve babaları avlanıyor. Daha sonra da küçük jibonlar avlanarak kentlere getiriliyor. Binlerce yıldır ait oldukları yağmur ormanlarında koparılan bu hayvanlar, uyuşturucu verilerek insanlara bağımlı hale getiriliyor ve çoğunlukla da ait oldukları ortama bir daha geri dönemiyorlar.

Proje belli bir bilinç sağlamış ve Tayland’da bu hayvanların sömürülmesinin engellenmesi için avlanmaları yasaklanmış. Proje çalışanlarından Kanadalı Elizabeth projeyle ilgili bilgi verirken, jibonların rehabilitasyonunun, sabır ve zaman isteyen zahmetli bir çalışma olduğunu söylüyor. “Bu süre içinde jibonlar maalesef  kafeslerde tutulmak zorunda. Birçoğu agresif davranışlar sergilerken, kendisine ve çevresine zarar verebiliyor.  Doğal ortama uygun hale getirilmiş bu kafeslerde, jibonlar başka jibonlarla bir arada tutularak, insanlara olan bağımlılıkları azaltılıyor, daha sonra ise, orman hayatına uyum sağlamaya hazır hale getiriliyor. Sonra da ait oldukları yağmur ormanlarına yani yuvalarına geri bırakılıyorlar…” Jibon Rehabilitasyon Projesi dünyanın değişik ülkelerinden gelen öğrenci, veteriner, bilim adamının bireysel çabasıyla yürütülüyor. Proje çalışanları hiçbir maddi karşılık beklemeden, tüm zamanlarını ve enerjilerini bu işe adamış yeryüzü sevdalısı bir avuç insandan oluşuyor. Projenin devam edebilmesi için daha fazla gönüllüye, sponsora ve veterinere ihtiyaç duyulduğunu söylüyorlar… 
 
 Tayland’da soyları tükenmekte olan bir diğer yabani hayvan cinsi de filler. Asya Filleri ormansızlaşma ve kentlerin gelişmesiyle yaşam alanlarından kopuyor ve karanlık bir gelecekle karşı karşıya bulunuyor. Filler ormanlarda taşımacılık ve ağır işlerde kullanılıyor. Hatta fillerin Burma ve Laos gibi komşu ülkelerden uyuşturucu transferi için kullanıldığı da söyleniyor. Ancak son yıllarda ormanlardan koparılan filler, jibonlar gibi kentlerde turistleri eğlendirmek amacıyla faaliyet göstermeye başlamışlar. Filler her gün kent merkezlerinde egzoz gazını soluyup, sıcağın altında, asfaltta kendilerinden uzak bir yaşama adapte olmaya zorlanıyor. Hayvan hakları için çalışan bazı örgütlerin çabası sonucu, hükümet kentlerde sokak fillerinin çalışmasına kısıtlamalar getirmeye başladı. Ama ne yazık ki Tayland’da fillerin de de jibonların da sayısı her geçen gün  azalıyor  ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıya bulunuyor. 

Ve Tayland yerlileri…Tayland’da yağmur ormanlarında yaşam süren değişik kabilelere mensup on binlerce yerli, son yıllarda ormanların yok olmasıyla yaşam kaynaklarını kaybetmiş ve kentlere göç etmek zorunda bırakılmış. Bu yerlilerin büyük bir çoğunluğu da kent hayatına uyum sağlayamamış, sefil bir yaşama mahküm olmuş durumda. Erkeklerin büyük bir çoğunluğu alkol bağımlısı, kadınlar ise fuhuş batağında.  Tayland’da bilinen 13 yerli kabile bulunuyor. Resmi nüfusları yarım milyon olduğu söylense de ülkede en az 1 milyon yerlinin bulunduğu belirtiliyor. Bu güne kadar kendi kültürlerini, dillerini istedikleri gibi yaşayamayan yerliler son yıllarda uluslararası baskıların artmasıyla bazı haklar elde etmiş gibi görünüyor, ama bu oldukça yetersiz. Mesela Tayland’ın önemli televizyon kanallarından olan TITV 2007 yılından itibaren yerli dillerinde yayın yapma kararı aldı. Kendisi de yerli bir kabileden gelen TITV direktörü Masao Aki, yerlilerin Tayland’da bir çok ayrımcılık ve zorluklarla yaşamak zorunda olduklarını söylüyor. Tayland’la ilgili çalışma yürüten insan hakları kuruluşları, binlerce yıllık kültürleri yok olmakla karşı karşıya olan Moken, Moklen, Urak Lawoi (deniz çingeneleri), ve Kuzey Tayland’da yaşayan Karen, Hmong, Yao, Lisu, Lahu, Lawa ve Akha kabilelerinin devlet tarafından koruma altına alınmasını ve topraklarından koparılmamasını talep ediyor.
Dünyanın tropikal bölgelerinde olduğu gibi Tayland’da da milyonlarca yıl önce ortaya çıkan yağmur ormanları ekolojik sistemin bozulması nedeniyle günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Yeryüzünde yaşayan canlıların yüzde 80’nini barındıran yağmur ormanları aynı zamanda o topraklardaki yerlilerin de yaşam kaynakları.

Milyonlarca tür canlının bir arada yaşadığı ormanların Tayland’da doğal yaşamın devamında önemli bir rolü var. Tayland hükümeti 1989 yılında biyolojik çeşitlilikleri korumak amacıyla ağaç kesimine yasak getirmiş. Ancak hala bu engellenebilmiş değil. Tayland ormanları ekonomik nedenlerden dolayı tahrip olmaya devam ederken, doğal yaşamın yerini de betonlaşma alıyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here