Niyet

Olumlu insanlarla karşılaşmanın birinci öncülü niyetlenmektir.


İnsanın niyeti neyse, hayatı da ona yakındır. Hatta hayatı niyetindekilerdir denebilir.


İnsanlar yanında olduğunda konuşabildiklerimizi , uzağında da olduğunda yüzüne söylediklerini , arkasından konuşmasında mahzur yok.


İnsanımız o kadar cesur ki , birey yanında iken çok değerli , bilgili, yardımcı olur; nedense o mekandan ayrılınca aksini konuşuruz. İş bilmez , becerisi yoktur….


Olumlu düşünen insanların hayatlarının  her anı doyulmaz  zevklerle ve duygularla  yaşayarak geçer. Maddi zevklerin ötesinde olmalı insanın alacağı tat.


İnsanlara yardımcı olan birisinin duyduğu haz  ölçülemez. Yapılan iyilikle beraber sona da ermez bu tür yardımcı olma duygusu  , çünkü geçici değil kalıcıdır.Yapılan iyiliği düşünüce bile insana ayrı  huzur  verir.


Hayatta ne olacağını bilemeyiz,  hiç ummadığımız yerde ummadığımız kişiye yapılan iyiliğin, güzelliğin,   iyilik yapan kişiye döner.


İyiliği önermeli , önerdiğimizden öteye gitmeli ve de bizzat iyiliğe vesile olmalı insanlar. Toplum da konuşulanları dinleyince,   keşke gücüm olsa da ben de aynı o kişi veya kişiler gibi iyiliğim dokunsa diyenimiz az değildir. Bunun yanında suiistimal etmeyi düşünen daha çoktur.


İnsan önce kalbini iyileştirmeli. Kalbinde ne varsa  hele kötü duyguları mevcutsa , bu kötü duygulardan kalbini temizlemelidir. Onlardan kurtulmalıdır.  hayırlı olmayan düşüncelerden   kendisine ve de insanlara yaklaşmaması için yakınından bile geçmeyi düşünmemelidir.


   Niyet iyi olursa,  akıbette hayır olur. Niyetin iyi olması da kişinin fıtratının kirlenmemesine bağlı olarak korunabilir. Diyelim ki, kirlendi temizlemeli.


Niyetin önemini kavramak zor mudur? Hayır, çünkü tarihi olayları düşünmek yeter bu konuda. Niyetin arz ettiği önemi.


Dünyada ve ahrette şehitlik mertebesi kadar değerli ödül yok,  bizler için.  İnsanlar niyet sayesinde şehit olabilir. Belki de olamaz.


İslam tarihinde yaşanan hadise buna ışık tutmaktadır.  Hem hicretle ilgili , hem de savaş meydanında yaşanan olayla niyetin önemini  anlıyoruz. Çoğu insanlarda şunu görmek zor değil. Niyetlerini birçok insan gizliyor.


İri yapılı , cesur , kahraman ; yılmadan,  korkmadan , düşman üzerine atılan , sonunda bu kadar ileri geçen biri elbet bir şekilde yaralanacaktır. Veya ölümle yüzleşecektir.


Sahabeden bazıları kahramana imrenir , kendi içlerinde böyle korkusuz faal birinin bulunmasından  da gurur duyar ve de özenir. Şehit oluyor artık der. Peygamber efendimiz der ki gel gidelim,  gerçeği gör der.


O şahsın yanına giderler, sorarlar ne güzel bir çok düşmanı telef ettin, ve Allah ın ödülüne kavuşmana ramak kaldı der.


Gerçeği söyler,  gizlediği niyetini açar. Ben şehitliğin niyetiyle buraya gelmedim . Niçin meydana çıktın diye sorulunca?


Dünya ya namım kalsın, dünya durdukça ünümün  duyulması amacıyla kahramanlıklar gösterdim. Niyetimi gerçekleştirdim.


Şehitlik kadar kutsalımız yok bizim. Kutsalımıza ulaşmakta öncelik,  niyettir. Bizim çocuklarımızın niyetiyle , niyetlerimiz uyuşmalı ki başarı gelsin.


Veli , öğrencinin okuyarak gözde öğrenci olmasını düşünüyor. Varını yoğunu sarf ediyor. Yeter ki çocuğum okusun diye. Çocuğuna bakıyorsunuz , oralardan az bir niyeti olsa ne ala.


Demek ki niyetimizi sağlam tutmalı. Yalnız olmadığımız eğitimin öğretiminde aynı niyette olanların başaracağı aşikardır.


Öğrenci okulu  önemsemeli ki, veli de önemsemeli başarı gelsin. Ama önce öğrenci niyetine okumayı , öğrenmeyi almalı. Niyeti sağlam olmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 2 =