Nükleer çelişki

ABD’nin Ulusal Kaynaklar Savunma Konseyi’nin hazırladığı rapora göre İncirlik Üssü’nde 90 nükleer bomba bulunuyormuş. Rapora göre bombalardan 50’si ABD, 40’ı ise Türk savaş uçaklarına yüklenmek için hazır bekletiliyormuş. “İncirlik’te 90 nükleer bomba” başlığıyla ve Özgür Ekşi imzasıyla geçen hafta Hürriyet’te çıkan bir haberdi bu.


Hans M. Kristensen imzalı “ABD’nin Avrupa’daki nükleer silahları” başlıklı bu rapora göre 90 adet B 61 nükleer bombayı kullanacak 25 Amerikan F-16 C/D tipi uçak İncirlik Üssü’nde konuşlandırılarak, özel olarak hazırlanan ve hava saldırılarına dayanıklı sığınaklarda tutuluyormuş. Ayrıca bu sığınak depoların 25’i aynı zamanda nükleer bombaların saklanması için gerekli tüm donanıma sahip bulunuyormuş.


Teorik olarak nükleer gücü olmayan bir ülke olduğumuzu sanıyordum. Eğer bu rapor doğruysa, bundan sonra nükleer gücü olmayan bir ülke olduğumuzu iddia edemeyeceğiz demektir.


İncirlik’teki bu nükleer bombalarla İran’a bir saldırı olursa ve İran buna karşılık verirse bunun suçlusu kim olacak acaba? Düşünün bir kere, Bulgaristan’dan bize nükleer bomba atılsa, ne yapardık? Karşılık vermez miydik? İran’dan bize karşılık gelirse ne olacak peki? ABD’nin silahlarıyla mı kendimizi savunacağız?


ABD, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek adına İran’a saldırma nedeni olarak nükleer silahı bahane ediyorken, kendisinin nükleer silah kullanması bir çelişki değil midir?
 
Eğer nükleer silah dünya için tehlikeliyse, sadece İran değil, dünyada hiçbir ülke nükleer silah üretmemeli, bulundurmamalı ve kullanmamalıdır.


Bu konuda birliktelik sağlanamıyorsa, “ben üretirim ve kullanırım, sen üretemezsin ve kullanamazsın” dememin anlamı yok. “Biz barış adına kullanıyoruz, siz tehlike yaratıyorsunuz” demekle işin içinden çıkmaya kalmak ancak çocukça bir tepki olabilir.


Diyelim ki İran söz dinledi ve nükleer silah üretmekten vazgeçti? ABD ve küresel güçler bununla yetinecek mi? Elbette yetinmeyecek? Zaten Rice, “İran, nükleer çalışmalardan vazgeçse bile, bunun bölgenin güvenliği için bir teminat anlamına gelmeyeceğini” söyledi.  İsrail Başbakanı da “asıl niyetimiz İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek değil, nükleer teknolojiye sahip olmasının önüne geçmektir” diye bir açıklamada bulunmuştu.


Oysa doğru olan, “ABD’nin ya da diğer küresel güçlerin ne kadar nükleer silah üretmeye hakkı varsa veya yoksa; diğer ülkelerin de o kadar hakkı olmalı veya olmamalı”dır. Ne yazık ki teoriyle pratik birbiriyle örtüşmüyor.


Batı’nın ve en başta ABD’nin İran’la sorunu nükleer silah veya nükleer enerji üretiminden ibaret değil. Bunu herkes biliyor.  21. yüzyılın küresel projesi olarak ABD’nin Ortadoğu operasyonunun arkasında  enerji kaynakları ve İsrail olabilir ama asıl sorun, kapitalist sistemin içinde olduğu krizdir.


Kapitalizm var olduğu sürece krizler de var olacaktır. Üstelik dünya ülkelerindeki bu tepkisizliğe bakılırsa, yaşanan bu kriz, son kriz olmayacağa benziyor.


 


*Yazarın diğer çalışmaları için www.birsenaltiner.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − fifteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.